
"O'nun katındakiler, O'na ibadet etmekten büyüklenmezler ve yorulmazlar"
Göklerde ve yerde kim varsa O'nundur. O'nun katındakiler, O'na ibadet etmekten büyüklenmezler ve yorulmazlar. Enbiya/19

Göklerde ve yerde kim varsa O'nundur. O'nun katındakiler, O'na ibadet etmekten büyüklenmezler ve yorulmazlar. Enbiya/19
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ın kuludur, Allah’ın mülküdür. Hiçbir varlık O’nun mülküne ortak değildir. Katında olanlar, melekler, peygamberler ve sizin tanrılaştırdığınız varlıkların tamamı O’na kulluk etmekten büyüklenmezler. Ey Hıristiyanlar, bilesiniz ki sizin tanrılaştırdığınız Îsâ (a.s) da, ey müşrikler, sizin tanrılaştırdığınız melekler de Allah’ın kullarıdırlar.
Bu varlıklar Allah’ın kullarıdır ve asla Allah’a kulluktan çekinmezler, müstekbir davranmazlar. Bunlar kendileri Rablerine kul köle iken, sizlere ne oluyor da onları ilâhlaştırmaya kalkışıyorsunuz. Onlar Allah’a kulluktan asla çekinmezler. Çünkü kul olarak onlar için Rablerine kulluk şereflerin en büyüğüdür. Bunu herkesten iyi bilen, Rablerini herkesten daha yakın tanıyan peygamberler ve melekler nasıl terk edecekler Rablerine kulluğu? Bu varlıklar ne kadar da yüce olurlarsa ne kadar da günahsız olurlarsa olsunlar onların Allah karşısındaki konumları kulluktan başka bir şey değildir.
BASAİRUL KUR’AN
Râzî’nin bu ayetle ilgili Tefsir-i Kebir’de öne çıkardığı temel meseleler ve aklî izahlar şu şekildedir:
1. "Kim Varsa O'nundur" İfadesi ve Müşriklere Reddiye
Râzî, ayetin başındaki mülkiyet vurgusuna dikkat çeker. Göklerde ve yerde her ne varsa Allah’ın mülküdür, kuludur ve O’nun yaratmasıyla kaimdir.
Akıl Sahibi Varlıklar: Ayette genelleme bildiren mâ (şeyler) edatı yerine, özellikle akıl sahibi varlıklar için kullanılan men (kimseler) edatı tercih edilmiştir. Allah bu ayetle, göklerdeki en şerefli akıl sahiplerinin (meleklerin) dahi yalnızca birer "kul ve mülk" olduğunu ilan ederek tüm ortaklık (şirk) iddialarını kökten çürütür. Bir varlık mülk ise, asla ilah olamaz.
2. "O'nun Katında Olanlar" Ne Demektir? (Mekân Tartışması)
Buradaki "katında/yanında" ifadesi asla fiziki bir yakınlık, mesafe veya mekân birlikteliği anlamına gelmez. Çünkü Allah Teâlâ mekândan, yönden ve cismani sınırlandırmalardan münezzehtir (uzaktır).
Şeref ve Mertebe Katı: Râzî’ye göre bu "katlık", manevi bir yakınlık, şeref, koruma ve yüksek mertebe ifade eder. Buradaki kasıt, meleklerin en üst tabakası olan Mukarrabûn melekleridir (Cebrail, Mikail, İsrail, Azrail ve arşı taşıyan melekler). Tıpkı bir padişahın çok değer verdiği devlet büyükleri için "onlar benim katımdadır" diyerek onların rütbesini yüceltmesi gibidir.
3. "Kibirlenmezler" Vasfının İncelenmesi
Ayet, meleklerin Allah'a ibadet etmekten asla büyüklük taslamadıklarını (lâ yestekbirûne an ibâdetihî) belirtir. Râzî bunu iki yönlü açıklar:
İnsanlar bazen dünyadaki makamlarından, zenginliklerinden veya entelektüel güçlerinden ötürü kibirlenip ibadeti küçümseyebilirler.
Melekler ise insandan katbekat üstün bir güce, muazzam bir güzelliğe ve harika yeteneklere sahip olmalarına rağmen, Allah’ın sonsuz azameti ve celâli karşısında kendi acziyetlerini çok iyi bilirler.
4. Ayette geçen lâ yestahsirûn kelimesi, "yorulup bıkmazlar, güçten düşmezler" anlamına gelir. İnsan bir ibadeti (örneğin namazı veya zikri) çok uzun süre yaptığında, fiziki yapısı gereği kasları yorulur, enerjisi tükenir, kalbi sıkılır ve takatten düşerek durmak zorunda kalır. Buna Arapçada istihsar (gücün kesilmesi) denir.
Ruhani Yapı: Râzî, meleklerin maddesel/topraksal bir bedene sahip olmadıklarını, onların nurani ve ruhani varlıklar olduğunu belirtir. Onların yaratılış enerjisi bizzat ibadetin kendisidir. Dolayısıyla ne kadar uzun süre ibadet ederlerse etsinler, bünyelerinde en ufak bir bitkinlik, kasılma, gevşeme veya bıkkınlık meydana gelmez. İbadet onlar için bir yorgunluk sebebi değil, varoluşsal bir gıda ve lezzettir.
Râzî’nin Genel Sonucu: Enbiyâ 19. ayet, yeryüzündeki kibirli insanlara ve müşriklere karşı göklerdeki muazzam, kusursuz ve pürüzsüz itaat ordusunu delil gösterir. Allah’ın insanların ibadetine ihtiyacı yoktur; zira O’nun katında, O’nun büyüklüğünü hakkıyla takdir eden, asla kibirlenmeyen ve sonsuz bir enerjiyle O’na kulluk eden şerefli melekleri zaten mevcuttur.
TEFSİRİ KEBİR


HABERE YORUM KAT