1. HABERLER

  2. İSLAM

  3. KUR'AN

  4. "Sözü açığa vursan da, (gizlesen de birdir). Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir"
"Sözü açığa vursan da, (gizlesen de birdir). Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir"

"Sözü açığa vursan da, (gizlesen de birdir). Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir"

"Sözü açığa vursan da, (gizlesen de birdir). Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir." (Taha/7)

14 Mart 2026 Cumartesi 08:24A+A-

 

وَاِنْ تَجْهَرْ بِالْقَوْلِ فَاِنَّهُ يَعْلَمُ السِّرَّ وَاَخْفٰى ﴿٧﴾

7- Sözü açığa vursan da, (gizlesen de birdir). Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir.

Burada “Göklerdeki, yerdeki, bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki tüm varlıklar O’nundur ayetinin içeriği ile “söyleyeceğin sözü ister sesli olarak, ister içinden söyle. Çünkü Allah saklıyı da, saklının saklısını da bilir” ayetinin içeriği arasında bir uyum, bir çağrışım örtüşmesi olduğunu görüyoruz.  “Sır” gizli şeyler demektir. “Sırdan daha gizlisi” ise saklılığın ve perde gerisinde oluşan daha ileri derecelerini tasvir eden, somutlayıcı bir ifadedir ve bu ifade yer katmanlarının derinliklerinde bulunan varlıkların simetriği, çakışığıdır.

Bu ayette Peygamberimize yönelik seslenişin amacı O’nun kalbine güven aşılamaktır. Rabbinin yanıbaşında olduğunu, O’nun söylediği her sözü işittiğini, eğer Peygamberimiz O’na sesli olarak yalvarıyorsa bilmelidir ki, Allah sözün saklısını da, saklının saklısını da bilir. Eğer Peygamberimizin kalbi yüce Allah’ın yanıbaşında olduğunu, gizlisi ile fısıltısı ile, bütün duygularını bildiğini hissederse güvene kavuşur, hoşnut olur, bu yüce yakınlığın birlikteliğinden güç alır. Artık yüce Allah’ın ayetlerini yalanlayan entrikacıların arasındaki yalnızlığından ürkmez, inanç sisteminin ve zihniyetinin karşıtları arasında gariplik, öksüzlük kompleksine kapılmaz.

  FİZİLALİL KUR’AN

Râzî’nin bu ayetle ilgili yaptığı temel tahliller şunlardır:

​1. Allah’ın İlminin Kapsamı

​Râzî, bu ayetin bir önceki ayette geçen "Yüce Arş’a istiva eden" Rahman’ın kudretini tamamladığını belirtir. Yani Allah sadece göklere ve yere hükmetmekle kalmaz, aynı zamanda insanın en derin düşüncelerine de hâkimdir. Râzî’ye göre, sesli konuşmak ile içten geçirmek arasında Allah’ın ilmi bakımından hiçbir fark yoktur.

​2. "Sır" (Gizli) ve "Ahfâ" (Daha Gizli) Kavramlarının Analizi
​Râzî, ayette geçen bu iki terimin ne anlama geldiği üzerine İslam alimlerinin görüşlerini tartışır ve kendi yorumunu katar:

​Sır (Gizli): İnsanın kendi içinde sakladığı, başkasına söylemediği ama kendisinin bildiği şeylerdir.

​Ahfâ (Daha Gizli): İnsanın o an henüz kalbinden geçirmediği, ancak gelecekte kalbine gelecek olan düşüncelerdir. Râzî burada müthiş bir nükte yapar: "Senin henüz bilmediğin ama ileride düşüneceğin şeyi bile Allah şimdiden bilir."
​Bazı müfessirlerin görüşlerini de zikreder:
​Sır: Senin başkasına gizlice söylediğin şey.
​Ahfâ: Senin sadece kendi içinde tuttuğun, kimseye açmadığın şey.

​3. "Sözü Açığa Vurmak" (Cehr) Meselesi

​Râzî, ayetin başındaki "Eğer sözü açığa vurursan..." ifadesini şöyle yorumlar: İster sesli dua et, ister sessizce içinden geçir; Allah için değişen bir şey yoktur. Çünkü ses dalgaları Allah’ın bilmesi için bir vasıta değildir. O, eşyanın hakikatini vasıtasız bilir. Bu durum, kulun her an murakabe (gözetim) altında olduğunu hissetmesini sağlar.

​Râzî, bu ayeti Allah’ın "Âlim" sıfatıyla ilişkilendirir. İnsanın kendi nefsine bile gizli kalan (bilinçaltı veya gelecekteki iradi kararlar) süreçlerin Allah tarafından bilinmesi, O’nun yaratıcı sıfatının bir gereğidir. Râzî'ye göre bir şeyi yaratan, o şeyin en ince ayrıntısını ve gelecekteki hallerini de bilmek zorundadır.

​Sonuç Olarak Râzî'nin Mesajı:

​Bu ayet, mümini edebe davet eder. Râzî’ye göre ayetin pratik amacı şudur: Mademki Allah kalbindeki en derin, hatta senin bile henüz farkında olmadığın meylleri bilmektedir; o halde sadece dilini değil, kalbini de çirkin düşüncelerden temiz tutmalısın.

TEFSİR-İ KEBİR

HABERE YORUM KAT