
"Sonra bu Peygamberlerin ardından öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslerine uydular"
"Sonra bu Peygamberlerin ardından öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslerine uydular. Onlar, bu taşkınlıklarının cezasını yakında göreceklerdir." (Meryem/59)
فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ اَضَاعُوا الصَّلٰوةَ وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيًّاۙ ﴿٥٩﴾
59- Sonra bu Peygamberlerin ardından öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslerine uydular. Onlar, bu taşkınlıklarının cezasını yakında göreceklerdir.
Buradan anlaşılıyor ki sapık bir topluluk namazı tamamen terk etmiştir veya onun edasında tamamen dikkatsiz ve aldırmaz olmuşlardır. Bu, sapık bir topluluğun işlediği ilk günahtır; çünkü bundan sonra onlarla Allah arasında başka bir bağ kalmaz. Bu nokta burada evrensel bir ilke şeklinde, yani eski peygamberlerin hepsinin ümmetlerinin ilkönce namazı bırakarak sapıtmaya başladıkları gerçeği ortaya konularak sunulmaktadır.
Bu Allah'la aradaki bağı koparmanın kaçınılmaz bir sonucu idi. Onlar gittikçe namazdan uzaklaşırken yavaş yavaş şehvetleri onlara hakim olmaya başladı. Bunun sonucu ahlâkî sapıklığın en aşağı derecelerine düştüler ve ilâhî emirler yerine kendi arzu ve şehvetlerine uymaya başladılar.
Onların arkasından yerlerine, yüce Allah’dan uzak kuşaklar gelmiştir. Bunlar “namazı umursamayan ve ihtiraslarının tutsağı olmuş” yığınlardır. Yani namazı bırakmışlar, onu inkâr etmişler ve ihtirasların akıntılarına kapılmışlardır. Bunlar ile onlar arasındaki fark ne kadar büyük ve aradaki benzemezlik ne kadar çarpıcıdır!
TEFHİMUL KUR’AN
Râzî’nin bu ayet üzerine yaptığı tefsirde öne çıkan temel başlıklar şunlardır:
1. Namazın Zayi Edilmesi (İdaatu’s-Salât)
Râzî, ayetteki "namazı zayi ettiler" ifadesinin ne anlama geldiği üzerinde durur:
Vaktini Geçirmek: Bazı alimlere göre namazı zayi etmek, onu tamamen terk etmek değil, vaktini önemsemeyip sonraya bırakmaktır. Râzî, namazın vaktinde kılınmasının önemine vurgu yapar.
Şartlarını İhmal Etmek: Râzî'ye göre bu, namazın rükünlerini, huşusunu ve şartlarını yerine getirmeyerek onu "ruhen öldürmek" anlamına gelir.
Tamamen Terk Etmek: En ağır yorum olarak, bu neslin namazı tamamen hayatından çıkardığı ifade edilir. Râzî, namazın dinin direği olduğunu belirterek, onu zayi etmenin aslında tüm dini zayi etmekle eşdeğer olduğunu savunur.
2. Şehvetlere Uymak (İttibâü’ş-Şehevât)
Râzî, namazın terk edilmesi ile şehvetlere uyulması arasındaki psikolojik ve ahlaki bağa dikkat çeker:
Koruyucu Kalkanın Kaybı: Namaz, insanı kötülükten ve hayâsızlıktan alıkoyan (Münker ve Fahşâ'dan men eden) bir kalkandır.
Râzî'ye göre namazı bırakan bir ruh, savunmasız kalır ve nefsanî arzuların (şehvetlerin) esiri olur. Ayetteki sıralama tesadüfi değildir; önce namaz terk edilmiş, bunun sonucunda şehvetlere kapı açılmıştır. İbadet zayıfladıkça, nefsin arzuları güçlenir.
3. "Gayy" Kavramı ve Akıbet
Ayetin sonunda geçen "Gayy" kelimesi:
Cehennemde Bir Vadi: Râzî, birçok sahih rivayete dayanarak "Gayy"ın, cehennemin en derin, en karanlık ve azabı en şiddetli vadilerinden birinin adı olduğunu belirtir. Diğer cehennem vadilerinin bile bu vadinin şiddetinden Allah'a sığındığını aktarır.
Hüsran ve Sapıklık: Kelime anlamı olarak "Gayy", hidayetin zıttı olan sapkınlık demektir. Râzî'ye göre bu kişiler yaptıkları azgınlığın bir sonucu olarak mutlak bir hüsrana uğrayacaklardır.
Râzî bu ayeti, sadece geçmiş kavimler için bir hikaye olarak değil, her dönemdeki toplumlar için bir yozlaşma kronolojisi olarak sunar. Peygamberlerin getirdiği yüce mirasa (58. ayetteki hidayete) sahip çıkmayan, disiplini (namazı) terk edip sadece dünya zevklerine dalan toplulukların kaçınılmaz sonunun ilahi bir cezalandırma olduğunu vurgular.
TEFSİR-İ KEBİR






HABERE YORUM KAT