
Böylece onlar (dünyevî ve uhrevî) menfaatlerini görsünler ve belli günlerde, Allah´ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları kurban ederken, Allah´ın adını ansınlar. Siz de onlardan yeyin, yoksula ve fakire yedirin. Hacc 28
Hacıların gördüğü birçok yararlı şeyler vardır. Bir kere hac bir mevsim, bir kongredir. Hac bir ticaret ve ibadet mevsimidir. Toplanma ve tanışma kongresidir. Dünya ve ahiretin buluştuğu, aynı şekilde inanca ilişkin uzak-yakın anıların buluştuğu bir farzdır. Ticaret ve pazar esnafı hac döneminde oldukça hareketli, bol sürümlü bir mevsim yaşarlar. Çünkü bu dönemde bu dokunulmaz evin çevresine, dünyanın dört bir yanından, birçok ürün gelir. Her taraftan, her kafileden akın eden hacılar, değişik mevsimlerin yaşandığı farklı ülkelerden birçok ürünler sunarlar. Ama bu farklı mevsimlerde yetişen ürünler bir mevsimde bu kutsal evin çevresinde toplanır. Bu haliyle hac bir ticaret mevsimi, ‘ürünlerin sergilendiği bir panayırdır. Her sene kurulan uluslararası bir pazardır.
Bir ibadet mevsimidir hac. Orada ruhlar arınır. Allah’ın dokunulmaz evinin çevresinde Allah’a yakınlığı hisseder. Parlak ve güzel hayaller gibi canlanan hatıralar bu evin çevresinde uçuşur, mü’minler kendinden geçer, huzura kavuşurlar.
FİZİLALİL KUR’AN
Zemahşerînin, Hac Suresi 28. ayeti ile ilgili öne çıkan değerlendirmeleri şunlardır:
1- Zemahşerî, ayette geçen "menâfi‘" (faydalar) kelimesinin belirsiz/kelime olarak nekre ("menâfi‘a lehum") bırakılmasının özel bir edebi hikmeti olduğunu belirtir:
Çokluk ve Çeşitlilik: Bu belirsizlik, hac ibadetinde elde edilecek faydaların sayılamayacak kadar çok, çeşidinin bol ve öneminin büyük olduğunu ifade eder.
Dünya ve Ahiret Dengesi: Zemahşerî’ye göre bu faydalar hem dini (ahirete dönük) hem de dünyevi menfaatleri kapsar:
Dinî faydalar: Günahlardan arınma, ibadet ve duaların kabulü, ihlas, kurban kesme, mağfirete erme ve Müslümanların bir araya gelerek dayanışması.
Dünyevî faydalar: Ticaret yapma, alışveriş yoluyla rızık temini ve ekonomik kazanımlar.
2. Allah’ın Adının Anılması ("Li-yezkurü'smallâhi...")
Zemahşerî, "belli günlerde Allah'ın adını anmaları" ifadesini iki temel unsur üzerinden açıklar:
Mevlûmât (Belli Günler): İmam Şâfiî ve ez-Zemahşerî’nin da dâhil olduğu anlayışa göre buradaki "bilinen günler", Zilhicce ayının ilk on günüdür (özellikle Arafat günü ve Kurban Bayramı günleri).
Zikir ve Besmele: Allah'ın adını anmak; kurban kesilirken Besmele çekilmesi ("Bismillâhi Allâhu Ekber") ve Mina ile Arafat’ta yapılan tekbirler, telbiyeler ve dualardır.
3. Kurban Etlerinden Yemek ve Yedirmek ("Fe-külû minhâ ve et'ımû...")
Ayetteki "Onlardan yeyin ve darlık içindeki yoksula da yedirin" emri hususunda Zemahşerî şu tahlilleri yapar:
Yeme Emrinin Niteliği (Mubahlık): "Yeyin" emri bir zorunluluk (farz/vâcip) ifade etmez, ibâha (mubahlık/izin) bildirir. Cahiliye döneminde insanlar kurban ettikleri hayvanların etinden yemeyi günah sayarlardı. Bu emrin amacı o Cahiliye anlayışını yıkmaktır.
El-Bâise'l-Fakîr (Darlık İçindeki Fakir): Zemahşerî, ayette geçen "bâis" kelimesini şiddetli ihtiyaç, darlık ve sıkıntı içinde kıvranan kimse olarak tanımlar. Kurban çetlerinin öncelikle bu tür gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması gerektiğini vurgular.
Özetle
Zemahşerî’ye göre Hac Suresi 28. ayeti; hac ibadetinin sadece ruhani bir yönü olmadığını, ticaretten toplumsal dayanışmaya, ibadetten rızık paylaşımına kadar insan hayatının hem dünyevi hem de uhrevi tüm boyutlarını kuşatan bütüncül bir hayır kapısı olduğunu belagat kuralları çerçevesinde ortaya koymaktadır.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ

