Karınlarını ateşle dolduranlar
Mehmed Göktaş / Doğru Haber
Özellikle beslendiğimiz gıdaların, ağzımızdan giren lokmaların haram olmasının ne anlama geldiğini iyi anladığımızı ve anlatabildiğimizi zannetmiyorum. Hatta zararlı gıdalar hakkında bildiklerimiz kadar bilmiyoruz. Çünkü ufak bir uyarıyla, azıcık da olsa bilgi sahibi olmakla nice gıdaların terkedildiğini, evlere sokulmadığını görüyoruz, bu güzel bir şey. İçeriği zararlı, tarihi geçmiş yiyecekler karşısında insanımızın bilinci her gün biraz daha gelişmektedir.
Fakat haram lokma hususunda bu titizliği ne kadar gösteriyoruz ve bunu nasıl anlatabiliriz diye düşünüyorum. Acaba biraz empati yaparak başarabilir miyiz? Bize biri dese ki; ”Bak şu yemek yiyen adam var ya, şu anda yediği yemeği biraz önce senin cebinden çaldığı parayla satın aldı” dese ne hissederiz? Bu örnekleri biraz daha büyütelim, sadece bir yemek olmasın, bizim paramızla satın aldığı daha lüks şeyler olsun.
En iyisi biz Nebevi bir dille anlatalım. Peygamber (s.a.v) Efendimiz; “Haramdan beslenen (gelişen) her beden ateşe layıktır” buyuruyor.
Diyelim ki bu konuda vurdumduymaz olmuşuz, bizim için haram helâl fark etmiyor. Peki, pırıl pırıl yavrumuzun, hiçbir şeyden habersiz eşimizin ve ev halkının karınlarını haramla doldurmak nasıl bir şey oluyor? Hatta ahiretten önce bu dünyada tüylerimiz ürpermeli değil mi? İnsanların alın terleri üzerine nasıl da pervasız bir şekilde çörekleniyorlar? Allah (cc) haram yolla yetim malı yiyenleri ; “karınlarını ateşle dolduranlar” olarak niteliyor.(4/10)
Hepsi değil ama soyguna uğrayanların bir kısmı da kolay yoldan para kazanmak isteyenlerden oluşuyor. Birikimlerini hak etmedikleri yollardan artırmayı düşünürken başlarına bu işler geliyor. Bir millet çoğunlukla bu duruma düşmüşse vay haline o milletin.
Rabbim hepimizi ıslah eylesin, boğazımızdan geçenler konusunda kılı kırk yaran titiz kullarından eylesin!

