
"Seni kavminden önce davranmaya sevkeden nedir ey Musa"
(Musa kavminden önce Tûr dağına koşunca) "Seni kavminden önce davranmaya sevkeden nedir ey Musa." dedik.

(Musa kavminden önce Tûr dağına koşunca) "Seni kavminden önce davranmaya sevkeden nedir ey Musa." dedik. (Taha: 83)
Yüce Allah, Tur Dağı’nda Hz. Musa -selâm üzerine olsun- ile tekrar buluşmanın zamanını belirlemişti. Kırk günlük bir süreden sonra buluşacaklardı. Hz. Musa bu buluşmada yükümlülükleri, yenilgiden sonra gelen zaferin yükümlülüklerini alacaktı. Hiç şüphesiz zaferin kendisine has sorunları, inanç sisteminin kendisine özgü yükümlülükleri vardır. Bu nedenle sözkonusu yükümlülüklerin altına girebilmek için maddi ve manevi bir hazırlık yapılması gerekiyordu.
Bu anlaşma gereği olarak Hz. Musa Tur dağına çıkarken milletini bu dağın eteklerinde bırakmış ve Hz. Harun’u kendi yerine vekil olarak bırakmıştı. Hz. Musa Rabb’ine niyazda bulunmanın ve O’nun huzurunda durmanın heyecanı ve arzusu ile dolu bulunuyordu. Daha önce bu aşk ve heyecanın zevkini tatmıştı. Bu anı dört gözle beklemeye ve onu iple çekmeye başlamıştı. Bu aşk ve özlemle Rabb’inin huzuruna gelip durmuştu. Yokluğunda neler olduğunu, milletinin kendisinden sonra neler yaptığını bilmiyordu. Sadece onları Tur dağının eteklerinde bıraktığını biliyordu.
FİZİLALİL KUR’AN
Zemahşerî’nin bu ayetle ilgili tefsirindeki temel vurgular şunlardır:
1. Acele Etmenin Sebebi ve İştiyak
Zemahşerî’ye göre Allah, Hz. Musa’nın neden acele ettiğini (kavmini geride bırakıp huzura koştuğunu) elbette bilmektedir. Ancak buradaki soru, bir "takrir" (onaylatma) ve Musa’nın içindeki samimi duyguları ortaya çıkarma amacı taşır.
İlahi Şevk: Musa (a.s.), Allah ile münacat (konuşma) vaktinin gelmesinden dolayı duyduğu aşırı heyecan ve iştiyak sebebiyle, tayin edilen vakitten önce Tur’a gelmiştir.
Kavmini Arkada Bırakması: Zemahşerî, Hz. Musa'nın yanındaki seçkin yetmiş kişiyi geride bırakarak tek başına öne atılmasını, Rabbine olan bağlılığının bir tezahürü olarak yorumlar.
2. Soru-Cevap Uyumu ve İnce Bir Nükte
Zemahşerî burada bir "i'tizar" (özür dileme) sezer. Yani Musa, "Ben acele ettim ama arkamdakiler de kopmuş değiller, hemen arkamdan geliyorlar" diyerek durumu izah etmeye çalışmıştır.
3. "Rabbim, Sen Razı Olasın Diye"
Zemahşerî, ayetin sonundaki "Rabbim, razı olman için acele ettim" kısmını tefsir ederken şuna dikkat çeker:
Musa (a.s.), acele etmesinin sebebini sadece duygusal bir coşkuya değil, tamamen Allah’ın rızasını daha fazla kazanma arzusuna dayandırmıştır. Zemahşerî, bir kulun hayırlı bir işe ve Allah’ın huzuruna koşmasının, takvada ileriye geçme çabasının en güzel örneği olduğunu belirtir.
4. Belâgat Açısından "İ'câl" (Acele Ettirme)
Zemahşerî bir dil üstadı olarak, ayetteki "Seni ne acele ettirdi?" (mâ a'celek) sorusundaki fiilin, Hz. Musa’yı bu eyleme iten güçlü bir saik (itici güç) olduğunu vurgular. Bu saik, sevgi ve emre bir an önce icabet etme arzusudur.
Özetle Zemahşerî'ye göre: Bu ayet, Hz. Musa’nın Allah’a olan derin sevgisinin, sorumluluk bilinciyle (kavminin başında durma) nasıl yarıştığını ve sonunda Allah’a kavuşma arzusunun galip geldiğini gösteren muazzam bir sahnedir.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ







HABERE YORUM KAT