
Sâmirî! Onlara, içinden rüzgâr geçtikçe böğüren gibi ses çıkaran bir buzağı heykeli yaptı
Nihayet Sâmirî! Onlara, içinden rüzgâr geçtikçe böğüren gibi ses çıkaran bir buzağı heykeli yaptı.


Nihayet Sâmiri! onlara, içinden rüzgâr geçtikçe böğürür gibi ses çıkaran bir buzağı heykeli yaptı. Sâmirî ve taraftarları: "Sizin de ilahınız Musa´nın da ilahı budur. Fakat Musa bunu unuttu." dediler. Onlar bu buzağının, kendilerine sözle hiçbir mukabelede bulunmadığını, kendilerine ne bir zarar ne de bir fayda vermediğini gömüyorlar mıydı. (Taha: 88-89)
Evet diyorlar ki bizler Samirî’nin ne yapacağını bilmeden altınlarımızı getirip onun önüne attık. O da sığır gibi böğüren bir Buzağı yapıp adamlarıyla birlikte şöyle dediler: İşte bu sizin de Mûsâ’nın da tanrısıdır ama Mûsâ onu unutup onu başka yerlerde aramaya gitti dediler.
“Görmüyorlar mıydı ki, o heykel onlara ne söz söyleyebilir, ne zarar ve ne de fayda verebilir?”
Alah Teala bu âyet-i Kerimede İsrailoğullarına cevap veriyor ve onların beyinsizliğini ve ne kadar basit düşündüklerini açıklıyor. Zira buzağı onlarla ne konuşmuş ne de herhangi bir zarar veya menfaat vermiştir. Kendilerine çeşitli nimetler veren ve onları zorba Firavun´un elinden kurtaran Allah´ı bırakıp ta böyle bir şeye tapmaları ne kadar ahmakça bir davranıştır. Ayrıca Hz. Harun onları uyarmış bu fitneye düşmemelerini istemiştir.
Görmüyorlar mıydı böyle duymayan, konuşmayan, fayda ve zarar sağlama gücüne sahip olmayan bir buzağıyı tanrı edinip ona tapınabiliyorlardı? Nasıl yapabiliyorlardı insanlar bunu? Ama işte İsrâil oğulları böyle bir puta tapınmaya başlamışlardı bile. Altın, gümüş, inci, mercan gibi ziynet eşyaları ve dünya gözlerinde putlaşıvermişti.
Evet dikkat ederseniz buzağı ziynet eşyasından yapılıyor. Bugün de bakıyoruz ziynet eşyalarının, altının, gümüşün, paranın putlaştırıldığını görüyoruz. İnsanlar bugün de bunlara tapınıyorlar âdeta. Öyleyse bizler de buna çok dikkat etmeliyiz. Dünya ve dünyanın süsü ve ziyneti olan şeyler hayatımızda putlaşmasın.
BASAİRUL KUR’AN
Zemahşerî'nin bu ayetlere dair tefsirindeki temel vurgular şöyledir:
Zemahşerî’nin Yorumu:
Heykelin Mahiyeti: Zemahşerî, ayette geçen "ceseden" (ceset/vücut) kelimesine dikkat çeker. Bu, ruhu olmayan, sadece maddesi olan bir kalıp demektir. Buzağının "böğürmesi" (huvâr) konusunda ise iki ihtimal üzerinde durur: Ya mucizevi (imtihan amaçlı) olarak o cansız heykelden ses çıkmıştır ya da Sâmirî, rüzgarın girip ses çıkarmasını sağlayan bir düzenek kurmuştur.
"Unuttu" İfadesi: Ayet sonundaki "nesiye" (unuttu) fiiline dair Zemahşerî:
Sâmirî'ye göre: "Musa ilahını burada unuttu, onu aramaya (Tur dağına) gitti." Diyerek Musa (as) ile alay etmiştir.
Zemahşerî’nin 89. Ayet ile ilgili Yorumu:
Zemahşerî, İsrailoğulları'nın içine düştüğü durumu "akıl tutulması" olarak niteler. Bir varlığın ilah olabilmesi için her şeyden önce idrak sahibi olması ve hitaba karşılık verebilmesi gerekir.
Delil Getirme: "Onlara bir sözle cevap veremiyor" ifadesiyle, konuşamayan ve iradesi olmayan bir nesnenin ilahlık iddiasının aklen batıl olduğunu vurgular.
Zarar ve Fayda: Bir ilahın en temel vasfı, kullarına lütufta bulunmak veya onları cezalandırmaktır. Zemahşerî, buzağının ne bir menfaat sağlama ne de bir zararı defetme gücü olmadığını, dolayısıyla ona tapmanın sadece bir inançsızlık değil, aynı zamanda büyük bir ahmaklık olduğunu ifade eder.
Özetle Zemahşerî'nin Yaklaşımı
Zemahşerî bu ayetlerde, Sâmirî'nin insanları aldatmak için kullandığı illüzyonu ve halkın bu kadar açık bir mantık hatasına (konuşamayan ve aciz bir varlığa tapma) nasıl düştüğünü hayretle karşılar. Ona göre ayet, insanın duyularıyla gördüğü apaçık gerçekleri akıl süzgecinden geçirmemesinin yarattığı felaketi anlatmaktadır.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ




HABERE YORUM KAT