1. HABERLER

  2. KÜLTÜR SANAT

  3. Pagan bayramlarının tüketim kültürü eşliğinde güncellenmesi
Pagan bayramlarının tüketim kültürü eşliğinde güncellenmesi

Pagan bayramlarının tüketim kültürü eşliğinde güncellenmesi

Fatma Barbarosoğlu, modernliğin inşa ettiği "özel" günlerin hangi mantık üzerinden tebarüz ettiğine dikkat çekiyor.

30 Aralık 2022 Cuma 10:00A+A-

Fatma Barbarosoğlu / Yeni Şafak

Pagan bayramlarının tüketim kültürü eşliğinde güncellenmesi

Yılın son “özel” gününe kavga kıyamet kavuştuk nihayet. Kavga kıyamet kısmı için dizilerdeki yılbaşı kutlamalarını ve “Yılbaşı kutlamayın!” diyenlere gösterilen tepkileri hatırlayınız lütfen...

Millî ve dinî bayramlar coşkusunu yitirirken “küresel bayramlar” yaygınlık ve şiddetini arttırdıkça artırıyor. Mesela biz 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı “resmi” olarak kutlarken, kökenleri pagan kültüre dayanan Cadılar Bayramı, Suudi Arabistan dâhil tüm dünyada ve Türkiye’de de “dillerde” idi. Eleştirel olarak değil, “Aman da aman, biz de bayramımızı kutladık” paylaşımları eşliğinde…

Cadılar Bayramı eski bir Kelt geleneği ve insanların yaylalardan evlerine dönüş esnasında yaptıkları kutlamalara dayanıyor. Bu kutlamalar yaşayanlarla ölüler arasındaki kesilmeyen ilişkiyi imliyor. Tarım toplumunun üretim odaklı bahar ve güz şenlikleri, tüketim toplumunda turizmin hizmetinde fotoğraflar ve vidyolar eşliğinde güncelleniyor. Hollywood dizileri ve filmleri sayesinde ABD’de kutlanan her türlü özel gün, “Küresel Bayram” havasında bütün dünyaya yayılıyor.

Ekim ayı başlar başlamaz başta dijital platformlar olmak üzere dizilerde ön hazırlık olarak Cadılar Bayramı kutlamaları yer alıyor; arkasından Kasım, Şükran günü; Aralık, Noel; Ocak, Yılbaşı içerikli filmler ve diziler devreye giriyor.

“Küresel Bayram”lar her zaman da bayram havasında geçmeyebiliyor. Eski Kelt geleneğinde insanlar maske takarak, bir zamanlar yaşadıkları yerleri görmeye geleceklerine inandıkları ölülerinden saklanıyordu; 21. yüzyılın insanı ölülerden saklanmıyor, ölenleri görmezlikten geliyor. Dar sokaktaki izdihamda 154 kişinin öldüğü, pek çok kişinin yaralandığı Seul’de, Cadılar Bayramı’na katılanlar, ölülerin yanından geçip gitti. Ölen öldü kalan sağlar “etkileşim” için yeterli havasında selfi çekti Güney Koreli gençler. Böylece, “Festival görseli” olarak sosyal medya hesabını doyuracak kadar pozları oldu.

Keltlerin ışıklı ve verimli yaz ayından soğuk ve karanlık kış ayına geçerken kötü ruhları kovmak, iyi ruhlarla buluşmak için kutladığı Cadılar Bayramı, 21. yüzyılda neden şevk ile kutlanıyor? Romalıların ve Hristiyanlığın mücadele ettiği bu pagan kültür nasıl oluyor da küresel bir yayılım kazanıyor? Küresel yayılımda dijital kültürün yeri önemli. Çünkü dijital kültür performansa dayalı bir kültür ve fotoğrafta güzel çıkan her şey ile ittifaka hazır.

Diğer taraftan teknolojinin gündelik hayatı değiştiren hızı karşısında insanlar genellikle eskisi gibi yaşadıklarına, her şeyin eskiden beri böyle olduğuna inanarak direnir. Daha doğrusu zihniyet dil olarak geçmişin yordamını sürdürmeye uzunca bir süre devam ederken, eski kutlamalar kabuğu ile varlığını korur. Çünkü insanların davranışları, toplumların bir araya gelme törenleri, akşamdan sabaha değişmez. F. Moretti bu duruma işaret ederek zihniyetin tarihinin en yavaş ilerleyen tarih olduğunu söylüyor:

“Önemli bir tarihsel kuvvet olan atalet… maddeden çok zihinle ilgili bir olgudur, zira madde zihinden çok daha hızlı hareket eder. İnsanlar makineler icat ederler ama bunları geride kalan teknik aşamaların zihniyetiyle kullanırlar. Otomobil sürücüleri at arabası kullananların terimleri ile konuşur, 19. yüzyılın fabrika işçileri babaları ve dedeleri gibi köylü zihniyetine sahiptir. Zihniyet en yavaş değişen şeydir. Zihniyetler tarihi, tarihte yavaşlığın tarihidir.” (F. Moretti, Mucizevi Göstergeler. s. 16.)

Geçmiş günün içine sızar ve bu her zaman ilginç sahneleri beraberinde getirir. Peki geçmiş günün içine sızarken dünün sahneleri nasıl oluyor da bugün için çekici hale geliyor? Cevap zor değil. Neyi ne kadar ve ne zaman dikkate alacağımız, hangi kavramları duygu dünyamıza dâhil edeceğimiz, filmler, diziler ve reklamlar aracılığı ile zihin dünyamıza, anlam haritamıza dâhil oluyor.

Zamanın ruhu ekonomi üzerinden ilerliyor, aslolan ekonominin canlı tutulması. Almak ve satmak. Gerisi ne yöneticilerin ne yönetilenlerin umurunda. Bu umursamazlığın dayandığı mantık da Baudrillard’dan ödünç alarak söyleyeceğimiz Noel Baba Mantığı. Baudrillard’ya göre Noel Baba Mantığı, çocuklar ve ebeveynler arasında, inanılmayan bir masal için suç ortaklığı ve armağanlar yoluyla uzlaşmadır. “Küresel Bayram” hüviyetinde güncellenen geçmiş zaman kutlamaları, tüketim için şartlı refleks işlevi görüyor velhasıl.

Meraklısı için notlar:

Noel Baba Mantığı için bkz. J. Baudrillard, Nesneler Sistemi. Çev. Oğuz Adanır, DOĞUBATI yayınları, s.218-221.

Etiketler :

HABERE YORUM KAT