1. HABERLER

  2. İSLAM DÜNYASI

  3. SURİYE

  4. Atıf Necib davasında 2. duruşma: Firari suçlular gıyaben yargılanacak 
Atıf Necib davasında 2. duruşma: Firari suçlular gıyaben yargılanacak 

Atıf Necib davasında 2. duruşma: Firari suçlular gıyaben yargılanacak 

Şam’daki Dördüncü Ceza Mahkemesi’nde görülen Atıf Necib davasının ikinci duruşmasında, Beşar Esed ve Mahir Esed’in de aralarında bulunduğu firari sanıkların gıyaben yargılanmasına karar verildi.

11 Mayıs 2026 Pazartesi 08:15A+A-

Şam’daki Adalet Sarayı’nda bulunan Dördüncü Ceza Mahkemesi, devrik rejimin önde gelen isimlerinden Atıf Necib hakkında açılan davanın ikinci duruşması dün gerçekleştirdi.

Duruşmaya Dera’dan mağdur yakınları, Ulusal Geçiş Adaleti Komisyonu üyeleri ile uluslararası hukuk ve insani yardım kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Mahkeme heyetine Hakim Fahr El-Din Mustafa El-Aryan başkanlık ederken, Hakimler Abdülhamid Muhammed El-Hamud ve Husam Hüseyin Abdülrahman ile Başsavcı Ömer Mahmud El-Radi de duruşmada hazır bulundu.

Firari sanıklar gıyaben yargılanacak

Duruşma sırasında mahkeme başkanı, aralarında Beşar Esed, Mahir Esed, Fahd El-Frec, Luay El-Ali ve Vefik Naser’in de bulunduğu çok sayıda firari sanığın isimlerini açıkladı.

Mahkeme, usulüne uygun tebligata rağmen duruşmaya katılmayan sanıkların yokluklarının tespit edilmesine karar verdi.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 322. maddesi kapsamında sanıkların gıyaben yargılanacağı, medeni haklarından mahrum bırakılacakları ve taşınır ile taşınmaz mallarının devlet yönetimine devredileceği bildirildi.

Suçlamalar cinayet ve işkenceyi kapsıyor

Duruşmada Atıf Necib’in sorgulanmasına, savcılığın iddianamesinin sunulmasına ve resmi suçlamaların okunmasına odaklanıldı.

Necib’e yöneltilen suçlamalar arasında, Dera’da sivillere yönelik sistematik ihlaller kapsamında cinayet, işkence ve keyfi tutuklamalarda doğrudan ve ortak sorumluluk yer aldı.

İddianamede, devrik rejim güvenlik güçlerinin Şubat 2011’de siyasi içerikli yazılar nedeniyle çocuklar ve öğrencileri gözaltına aldığı belirtildi. Tutukluların elektrik verilmesi ve ağır dayak dahil fiziksel ile psikolojik işkenceye maruz kaldığı, bazı çocukların işkence sonucu hayatını kaybettiği ve ailelerinin tehdit edildiği ifade edildi.

“El-Ömeri Camii Katliamı” suçlaması

Savcılık, sanıkları barışçıl protestoların gerçek mermi kullanılarak bastırılmasına katılmakla suçladı.

Suçlamalar arasında “El-Ömeri Camii Katliamı”, sistematik toplu katliamlar, göstericilerin hedef alınması ve gözaltı merkezlerinde ölümle sonuçlanan işkence uygulamaları da yer aldı.

Savcılık ayrıca, söz konusu ihlallerin askeri ve siyasi güvenlik liderleriyle koordineli bir yapı içinde işlendiğini belirtti.

Mahkeme: Suçlar savaş suçu kapsamında

Hakim El-Aryan, davanın 2025 Anayasa Bildirgesi ile insan hakları ve uluslararası insancıl hukuk anlaşmaları çerçevesinde değerlendirildiğini açıkladı.

Mahkeme, sanıklara isnat edilen fiillerin savaş suçu ve insanlığa karşı suç kapsamına girdiğini, bu suçların af veya zaman aşımına tabi olmadığını vurguladı.

Hakim ayrıca suçlamaların, Suriye Ceza Kanunu kapsamında kasten öldürme, işkence, adam kaçırma, mezhep çatışmasını körükleme ve kara para aklama suçlarını da içerdiğini ifade etti.

Canlı yayın durduruldu

Mahkeme Başkanı El-Aryan, dava dosyasındaki belgeler, koruma altındaki tanıklar ve gizli bilgiler nedeniyle duruşmanın canlı yayınlanmasının durdurulmasına karar verdi.

Duruşmanın kamuya açık şekilde sürdüğü ve Adalet Bakanlığı medya biriminin oturumu belgelemekle görevlendirildiği bildirildi.

Mahkeme, davayı 19 Mayıs tarihine erteledi.

“Bu suçlar af kapsamına girmez”

Başsavcı Ömer Mahmud El-Radi, 2011 yılında Dera’da yaşanan olayların sivillere yönelik uzun ihlal sürecinin başlangıcı olduğunu belirtti. El-Radi, işlenen suçların insanlığa karşı suç niteliği taşıdığını ve af ya da zaman aşımına tabi olmadığını vurguladı.

Kapanış konuşmasında El-Radi, “Dera devrimin beşiğiydi ve adalete giden yol da oradan başlamalıdır” dedi.

El-Radi, olayların okul duvarlarına devrik rejim karşıtı sloganlar yazan çocukların gözaltına alınmasının ardından başladığını ifade etti. Savcılığa göre çocuklar, tırnaklarının çekilmesi ve elektrik verilmesi dahil ağır işkence yöntemlerine maruz bırakıldı.

El-Ömeri Camii’nde gerçek mermi kullanıldı

Savcı, güvenlik güçlerinin, aralarında Luay El-Ali, Vefik Naser, Kusay Mahyub ve Talal El-Aythani’nin de bulunduğu firari güvenlik yetkililerinin katılımıyla, özellikle El-Ömeri Camii’ndeki barışçıl oturma eylemlerine gerçek mermiyle müdahale ettiğini belirtti. Bu müdahaleler sonucu protestocular ve taziye için toplanan siviller arasında ölümler ile yaralanmalar yaşandığını ifade etti.

El-Radi ayrıca, Atıf Necib ve beraberindeki güvenlik güçlerini ambulansların yaralılara ulaşmasını engellemek ve yaralılara ateş açarak çok sayıda kişinin ölümüne neden olmakla suçladı.

Savcı, sanıkları şehir halkının kuşatmayı barışçıl yollarla kırma girişimleri sırasında meydana gelen ve halk arasında “Siyasi Güvenlik katliamı” olarak anılan olaydan da sorumlu tuttu.

El-Radi, olayların Mahir Esed ve Muhammed Eymen Ayuş’un Dördüncü Tümen güçleriyle birlikte Dera’ya gelmesiyle daha da tırmandığını söyledi. Dava dosyasına göre, cinayet, tutuklama ve işkence eylemlerinin devrik rejimin askeri ve siyasi liderlerinin talimatıyla gerçekleştirildiği belirtildi.

Savcılık temsilcisi, dava dosyasındaki delillerin sanıkların kasten öldürme, birden fazla kişiyi öldürme, 15 yaş altındaki çocukları hedef alma, ölümle sonuçlanan işkence, özgürlükten mahrum bırakma ve cinayete teşvik suçlarını işlediğini ortaya koyduğunu ifade etti.

El-Radi, söz konusu suçların insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirildiğini ve Suriye yargısının bu suçları Suriye Ceza Kanunu ile uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde yargılama yetkisine sahip olduğunu vurguladı.

Başsavcı konuşmasını, “Bu suçlar af kapsamına girmez ve Suriye halkına karşı suç işleyen herkes yargı önünde hesap verecektir” sözleriyle tamamladı.

İhlallerin tekrarlanmaması hedefleniyor

Davanın, Suriyelilerin maruz kaldığı ihlallerin yeniden yaşanmamasını garanti altına alacak bir adalet sistemi oluşturulmasını hedefleyen daha geniş kapsamlı bir sürecin parçası olduğu belirtildi.

Bu sürecin, suçlardan sorumlu kişilerin hesap vermesini, mağdurların tazmin edilmesini ve ülke tarihinde dönüm noktası niteliği taşıyan olayların belgelenmesini kapsadığı ifade edildi.

Atıf Necib kimdir?

Atıf Necib’in, devrik rejim lideri Beşar Esed’in kuzeni olduğu ve 2011 olayları sırasında Dera’daki Siyasi Güvenlik biriminin başkanlığını yürüttüğü belirtildi.

Necib, sivillere yönelik suçlamalar nedeniyle 29 Nisan 2011’de ABD yaptırım listesine, 9 Mayıs 2011’de ise Avrupa yaptırım listesine alınmıştı.

Lazkiye Kamu Güvenliği Müdürü Yarbay Mustafa Kneyfati, 31 Ocak 2025’te Necib’in güvenlik güçleri tarafından yakalanarak yargı makamlarına teslim edildiğini açıklamıştı.

HABERE YORUM KAT