1. YAZARLAR

  2. Necip Kibar

  3. Toplantı, Gösteri Yürüyüşleri ve Toplumsal Hareketler

Toplantı, Gösteri Yürüyüşleri ve Toplumsal Hareketler

Nisan 1998A+A-

Toplantı, Gösteri Yürüyüşleri ve Toplumsal Hareketler

Toplantı ve gösteri yürüyüşleri tertip etmek, hem TC Anayasası'nda, hem de Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde temel hak ve hürriyetlerin bir parçası olarak zikredilmiştir. Zira TC Anayasası'na göre;

"Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir" (Anayasa 34 md. 1. f). Bu düzenleme ilk bakışta insanı yanıltabilir, anayasanın sınırsız bir toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı tanıdığı sanılabilir. Oysa ki aynı maddenin devam eden fıkralarındaki düzenlemelerden "önceden izin almadan" ifadesinin sadece metinde yer aldığı, pratikte bir değer taşımadığı görülecektir.

"... İdari merci, gösteri yürüyüşünün yapılacağı yer ve güzergahı tesbit edebilir". (2. fıkra)

"... Yetkili merci, kamu düzenini ciddi şekilde bozacak olayların çıkmasını veya milli güvenlik gerekçelerinin ihlal edilmesi veya Cumhuriyetin ana niteliklerini yok etme amacını güden fiillerin işlenmesinin kuvvetle muhtemel bulunması halinde belirli bir toplantı ve gösteri yürüyüşünü yasaklayabilir veya iki aya kadar erteleyebilir" (4. fıkra) şeklindeki düzenlemeler "YETKİLİ MERCİLERE" müracaat zorunluluğu olduğunu açıkça göstermektedir.

Şayet yetkili merci, tertip edilecek bir toplantı veya gösteri yürüyüşünü yasaklayabilecek veya erteleyebilecek ise, Anayasa gibi TC'nin en temel yasasına "önceden izin almadan" ibaresini koymanın anlamı yoktur.

Yine Anayasanın 34. md./3. fıkrası toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin belli şekil, şart ve usullerle yapılması için bir kanunun varlığını zorunlu kılmaktadır.

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu (2911 sayılı Kanun)

6.10.1983 kabul tarihli ve 2911 sayılı bu kanun, 12 Eylül Anayasası'nı müteakip, 171 sayılı 1963 tarihli Toplantılar ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun yerine ikame edilmiştir. Bu kanunun gerekçesinde:

"Böyle 171 sayılı kanunun uygulanmasında görünen aksaklıklar, boşluklar ve kötüye kullanmalar kamu düzenini geniş ölçüde ihlal etmiş ve günlük hayatı felce uğratmak suretiyle idareyi ve zabıtayı çok meşgul eylemiş ve yıpratmıştır" denilmektedir.

2911 sayılı yasanın genel gerekçesindeki bu cümlelerden şu sonuçları çıkarabiliriz.

- Devlet göstermelik de olsa "Demokratik Hukuk Devleti" olduğu iddiasındadır. Kendini bu iddiaya uygun hukuki düzenlemeler yapma mecburiyetinde görmektedir. Ancak böyle bir iddiaya rağmen öteden beri toplumsal hareketleri önlemek için pek çok zorlaştırıcı tedbirlerin yanında cezai müeyyideler de öngörmüştür. Osmanlı'dan bu yana biri kısmî değişiklik (1973 değişikliği) olmak üzere 5 ayrı kanun birbirinin yerine ikame edilmiştir. Ve her defasında Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri kanununa daha ağır cezai müeyyideler konmuştur. Mesela 1963 tarihli ve 171 sayılı TGY Kanunu'nun 18. maddesinde, toplantı ve gösteri yürüyüşleri tertip veya idare edenlerle bunların hareketlerine bilerek iştirak edenlere 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası öngörülür iken, 2911 sayılı yasada bu ceza 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar artırılmıştır.

- Her ne kadar 2911 sayılı kanunun genel gerekçesinde: "Belli konular üzerinde halkı aydınlatmak, etkilemek ve bir kamuoyu yaratmak suretiyle o konuyu benimsetmek için..." dense de, son gelişmelerle birlikte devletin tek tip düşünce ve yaşam biçimini dayatmak istediği ortadadır, Resmi ideoloji ile barışık hiçbir hareket engel ile karşılaşmaz iken, farklı düşüncelerin kamuoyuna yansıtılması, propagandasının yapılması her zaman engellenmiştir. Başından beri asıl amaçlanan toplumsal hareketlerin sindirilmesidir. Devlet baskıcı tedbirlerle bu hareketleri sindirme, etkisizleştirme, yok etme hesabı peşindedir. Sık sık yapılan değişikliklerle tedbirlerin dozajını (!) iyi ayarlayamadığı, deneme yanılma yöntemi ile hedefe doğru gittiği söylenebilir.

- Oysa ki; her defasında ağırlaştırılan cezai müeyyidelere rağmen, toplumsal hakaretler daha da ivme kazanmaktadır. Devlet baskıcı tedbirlerle muhalif sesleri kısma peşindedir, bunda başarılı olamamaktadır, olamayacaktır.

Şu an yürürlükte bulunan 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine gelince, bu kanunun 28. maddesinin 1. fıkrası "Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine katılanlar... bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis... cezası ile cezalandırılır" demektedir. Aynı kanunun 32. md. 3. fıkrası da "cebir, şiddet, tehdit, saldırı ve mukavemette bulunanlar" için üç yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.

Bu maddelerden bir şahsın cezalandırılabilmesi:

a) Öncelikle izinsiz bir toplantı veya gösteri yürüyüşünün varlığı şarttır. Ve yahutta bildirim yapılmış olsa bile sonradan kanuna aykırı hale dönüşmesi gerekir. (2911 5.K. md. 24).

b) Kanuna aykırı toplantıyı düzenleyen, yöneten veya bu toplantıya iştirak eden olunmalıdır. Ayrıca;

c) Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşünün sona erdirilmesi için Emniyet kuvvetlerince -herkesin duyabileceği bir şekilde- mutlaka "dağılın" ihtarı yapılmalıdır. "Dağılın" ihtarına rağmen izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşünün devam ettirilmesi veya ettirilmeye çalışılması gerekir.

Ancak bu üç unsurun varlığı halinde izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşüne iştirak edenler cezalandırılabilir. Yalnız burada önemli bir hususa da değinmek gerekir. İzinsiz toplantı veya gösteri yürüyüşünü tertip edenler, düzenleyenler veya iştirak edenler nasıl tesbit edilebilecektir? Zira toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapıldığı yerler topluma açık ve kalabalık mekanlar olup fiile katılanların, düzenleyenlerin veya idare edenlerin doğru olarak tesbiti çok zor olmaktadır.

İzinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşüne katıldığı iddia edilen ve mahkemeye çıkarılan sanığın tecziyesi (cezalandırılması) için;

a) İkrar: Mahkemeye çıkan sanık bu suçu işlediğini kabul etmelidir. Emniyette işkence ile alınan ifadeler, ikrara yönelik olsa bile, daha sonra hakim ve savcı huzurunda reddedilmişse artık mahkemede emniyet ifadesine itibar edilmemesi gerekir. İkrara yönelik emniyet ifadesi; savcı ve hakim huzurunda kabul edilmişse bu halde emniyet ifadesine itibar edilir.

b) Suçüstü hali: İzinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşüne "dağılın" ihtarına rağmen devam edenler, fiili işledikleri sırada kolluk kuvvetlerince yakalanmalıdır. Bu halde bizzat yakalayan şahsın bu durumu bir tutanakla zabıt altına alması gerekir ve mahkeme huzurunda da, şahsın fiile (eyleme) iştirak ettiğini, bizzat tanıklığı ile doğrulaması gerekir.

c) Teşhis: Sanık olarak hakim huzuruna çıkan şahsın isnad edilen fiili işlediğinin tanıklarla doğrulanması gerekir. Tanık ben şu şahsı dağılın ihtarına rağmen suçu işlerken (slogan atarken, toplantı ve gösteri yürüyüşünü idare ederken veya düzenlerken ve yahutta emniyet kuvvetlerine mukavemet ederken) gördüm demelidir.

d) Fotoğraf ve video görüntüleri: Hukukta fotoğraf ve video görüntüleri kesin delil almamakla birlikte çoğu kez "yan delil" olarak sanık aleyhine kullanılabilmektedir. Mesela bahse konu suça iştirak ettiğini kolluk kuvvetlerinde ikrar eden şahıs, daha sonraki aşamalarda (hakim ve savcı huzurunda} reddetse bile, yan delil olarak müracaat edilen fotoğraf ve video görüntülerinde suça iştiraki tesbit edilebiliyor ise, aleyhte ceza tesisi mümkündür.

2911 sayılı kanunun 32/3 metnini tatbiki için ayrıca, cebir veya şiddet veya tehdit veya saldırı veya mukavemette bulunduğu iddia edilen şahsın bu filleri işlediği kesin delillerle ispat edilmelidir. Ancak bu halde 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilebilir. Aksi halde yani sadece toplantı ve gösteri yürüyüşünü düzenlemek, idare etmek veya katılmak suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezasına hükmolunabilir.

Şu sıralar izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşlerine iştirak edenlere daha ağır müeyyideler uygulaması gündemdir. Hatta ibadethane çevresinde işlenecek bu eylemlerin "kalkışma" sayılacağı noktasında düzenlemelere gidileceği gündemdedir. Ne var ki toplum ve özellikle sorunlu ve duyarlı insanlar doğru ve haklı bildikleri konularda mutlak bir biçimde seslerini duyurmaya çalışacaklardır. Ağır müeyyideler haklı tepkileri durduramayacaktır.

BU SAYIDAKİ DİĞER YAZILAR