
İslam tarihinde “Kadın Âlimler” -3
Bu araştırma, İslam tarihini yeniden ele alarak, kadın âlimlerin klasik İslam kaynakları aracılığıyla bilgi aktarımında nasıl kilit bir rol oynadıklarını ortaya koymaktadır.
Jude Elziq / Yaqeen Institute
Çeviri: Barış Hoyraz – Haksöz Haber
İslam tarihinde “Kadın alimler” -1
İslam tarihinde “Kadın Âlimler” -2
3. BÖLÜM
Samāʿ kayıtları: Geçmişten kesitler
Samāʿ kayıtları, “duymak” anlamına gelen samāʿ teriminden türeyen, metinlerin resmi olarak incelenmesini ve aktarılmasını belgeleyen sertifikalardır.73 Bu kayıtlar, sahih hadis kitaplarının ve diğer İslam bilimlerinin aktarılmasında merkezi bir rol oynamıştır. Bir samāʿ toplantısında öğrenciler, metinleri, orijinal yazarlara kadar uzanan isnad’a sahip hocaların rehberliğinde incelerlerdi.74 Genellikle samāʿ kaydı, tasdik eden kişi (musmiʿ) tarafından dikte edilerek incelenen metne eklenir veya kenar boşluklarına yazılır ve bu metni öğretmeye yetkili kişinin kim olduğu belirtilirdi.75 Orijinalliği garanti altına almak için, tarih, çalışma yeri, incelenen metnin tam bölümleri, yetkili öğretmenin ayrıntıları ve katılımcıların tam isimleri not edilerek titiz kayıtlar tutulurdu. Soy ağacı isimlendirme gelenekleri de kişilerin doğru bir şekilde tanımlanmasını desteklerdi.
Bir öğrencinin bir metni “duyduğu” (samiʿa veya samiʿat) söylendiğinde, bu, o metni çalışıp tam olarak kavradığı anlamına gelirdi. “Okumak” fiili (qaraʾa veya qıraʾat) ise ezberden okuma eğitimi anlamına gelirdi.76 Yazarlar veya yetkili âlimler, qirāʾa (ezberden okuma) yoluyla metni tam olarak öğrendiğini kanıtlayan öğrencilere yetki verebilir ve böylece onların metni başkalarına aktarmasına izin verebilirlerdi.
Bir samāʿ kaydındaki tipik bir giriş ifadesi şöyledir:
Bu metin [başlık ve yazar], [katılan âlim]’in yetkisi altında, [konuşmacı]’nın dersinde, [dinleyiciler] tarafından dinlenmiştir; bu metin, doğruluğunu garanti eden [yazman] tarafından [yer]’de [gün, ay, yıl] tarihinde yazılmıştır.77
Onaylayıcı (musmiʿ), incelenen metinlerin tam bölümleri, derslere geç gelen veya ders sırasında uyuyakalan öğrencilerle ilgili notlar ya da ağlayan bir çocuk nedeniyle annelerin geçici olarak ayrılmak zorunda kaldığı durumlar dâhil olmak üzere, toplantıların titiz ayrıntılarını dikte ederdi.78 Bu tür ayrıntılar, öğrencilerin metinlerin içeriğini doğru bir şekilde alıp almadıklarını veya aktarım sürecinde eksiklikler olup olmadığını netleştirmek amacıyla eklenmiştir. Çoğu zaman, aile ilişkileri ve meslekler hakkındaki bilgiler de bu metinlere dâhil edilirdi.79
Hadis toplantılarına ilişkin ayrıntılı kayıtları nedeniyle, samāʿāt kayıtları tarihsel zaman çizelgelerinin oluşturulmasında düzeltici araçlar olarak da kullanılmıştır. Bu çalışmanın amaçları doğrultusunda, kadın âlimlerle ilgili biyografik sözlüklerden derlenen tanıklıklar bu kayıtlar aracılığıyla doğrulanabilir. Örneğin, Fâtıma bint Sa‘d el-Hayr, Ebü'l-Kâsım el-Mübârek’in gözetiminde, Hatîb el-Bağdâdî (ö. 463/1071) adlı eserini, Ebû Bekir el-Hatîb’ten icazet almış olan Ebü'l-Kâsım el-Mübârek’in rehberliğinde incelemiştir. Bu rivayet, Hâmid ibn Ebî el-Feth el-Medenî el-İsbahânî tarafından 529/1134 yılında, özellikle Rabîülevvel ve Rabîülâhir aylarında aktarılmıştır. Bu bilgi, el-Bağdadi’nin metninin ilk cüzüne ekli semâ kaydı içinde bulunabilir.80
Ayrıca, metne eklenmiş tarihli bir samāʿ kaydı sayesinde, Fāṭima bint Saʿd al-Khayr’ın, 529/995 yılında Mansūr ibn ʿAbd al-Malik al-Khayrūn (ö. 539/1144) tarafından yazılan Duafâ ve'l-Metrûkîn adlı eseri Ali b. Ömer ed-Dârekutnî’den (ö. 385/995) adlı eserini Mansûr ibn Abdülmelik el-Hayrûn’dan (ö. 539/1144) 529/1134 yılında okuduğu anlaşılmaktadır. 81
Sonraki yıllarda, başka bir samāʿ kaydında bu metnin öğretim otoritesi olarak adı geçmektedir; söz konusu kayıtta şöyle belirtilmiştir:
Duafâ ve'l-Metrûkîn kitabı, İbn el-Hayrûn’dan ders almış olan “saygıdeğer şeyha” tarafından öğretildi; İbn el-Hayrûn ise ed-Dârekutnî’den bir icazet almış olan el-Cevharî’den bu bilgileri almıştı.82
El yazması ayrıca, 595/1199 yılında Kahire’de onun dersine kalabalık bir grubun katıldığını ayrıntılı olarak belirtmekte ve katılan her öğrencinin tam adını listelemektedir. Buna ek olarak, bu el yazması, İbn Nukta, İbn el-İmad, İbn Asakir ve el-Zehebi’nin, onun Kahire’de hadis aktardığına dair iddialarını doğrulamaktadır.83 Bu şekilde, samāʿ kayıtları biyografik literatürle birlikte kullanılarak geçmişteki pedagojik uygulamalara dair anlayışımızı pekiştirebiliriz.84
Tarihsel araştırma için samāʿ kayıtlarından yararlanmak, günümüzde çok sayıda el yazması folyosuna erişim imkânı olması nedeniyle de etkilidir; bu el yazmalarının çoğunun gerçekliği, karbon tarihleme yöntemiyle doğrulanabilir. Mu‘cemü’s-Semââtü’d-Dımeşkıyye (1996) adlı eserde, Şam’dan günümüze ulaşan yaklaşık dört bin samāʿ el yazması derlenmiştir; bu kayıtlarda, 6./12. yüzyıldan 8./14. yüzyıla kadar hadis ilmi ile uğraşan yaklaşık elli bin erkek ve kadının isimleri yer almaktadır.85 Bu kayıtların birçoğu analiz edilmiş ve analitik dizinler halinde derlenmiştir.
Araştırmacılar, bu birincil kaynaklar sayesinde hocaları, talebeleri, üzerinde çalışılan metinleri ve öğretimin gerçekleştiği mekânları tespit ederek tarihsel eğitim ortamlarını yeniden canlandırabilirler. Bu günümüze ulaşan kayıtlarda sunulan veriler, akademik faaliyetlerin haritalandırılmasının yanı sıra, yaş, cinsiyet, sosyal yapılar ile özel ve kamusal alanların tarihsel kullanımına ilişkin eğilimlerin örneklenmesi ve çözümlenmesi yoluyla nicel araştırmalara da imkân tanır.
Bu kaynaklar, bilgi aktarımının gerçekliğini doğrulamak gibi pratik ve teknik amaçları yerine getirmek üzere orijinal olarak üretilmiş olmaları nedeniyle ayırt edicidir.86 Doğrulama sistemi İslam dünyası genelinde standartlaştırılmış olduğundan, bu kayıtlar çeşitli coğrafi bölgelerde tarihsel araştırmaların yapılmasına imkân tanır. Dahası, yüzyıllar boyunca varlığını sürdüren ve siyasi ve ideolojik değişimlere karşı dirençli kalan isnād sistemi, geniş zaman dilimleri boyunca bilimsel çalışmaların izlenebilmesini sağlar. 87
Damnatio memoriae ve düzeltici tarihsel revizyonizm
Gözlerinizi kapatın ve İslam bilimlerinin gelişimine katkıda bulunmuş, saygın İslam tarihi âlimlerini gözünüzde canlandırın. Aklınıza nasıl bir görüntü geliyor? Büyük olasılıkla, zarif bir cüppe giymiş, uzun sakallı ve talebelerinin çevresini sardığı bir erkek âlim. Oysa el-Zehhebi, İbn Hacer ve el-Sehâvî gibi ünlü âlimlerin yazıları üzerinde derinlemesine inceleme yaptıktan sonra, bu saygıdeğer âlimlerin yanı sıra, çok sayıda öğrenciye ders veren ve İslami bilgiyi geniş coğrafyalara yayan muhaddiseler, fakiheler, âlimeler ve şeyhelerin de güçlü bir varlığı olduğunu görmeye başlıyoruz. Onların varlığı hiçbir zaman ana akım İslam’a bir meydan okuma olarak görülmedi; aksine, ilim çevrelerinde övgüyle anıldılar ve bilgileri o kadar rağbet gördü ki, pek çok kişi onlardan ders almak için aylarca yol kat etti. Kariyerlerinde görülen hem nicelik hem de yüksek ilim seviyesi, Müslüman kadınların ilim dünyasında marjinal ve önemsiz olduğu yönündeki yaygın görüşü çürütmektedir. Sonuç olarak, hadis isnadlarından ve İslam metinlerinden kadınların isimleri çıkarılsaydı, birçok rivayet zinciri kopacak ve kutsal bilginin yayılması hızla engellenecekti.
“Tarihsel revizyonizm” ifadesi hem olumlu hem de olumsuz çağrışımlar içerse de, “geçmişin meşru bir şekilde yeniden değerlendirilmesi” anlamında kullanılabilir.88 İslam pedagojisinin özünde yer alan otantik kaynakların eleştirel bir değerlendirmesi, ön yargıları ayrıntılı tarihsel doğrulukla değiştiren düzeltici bir tarihsel revizyonizme olanak tanır; bu süreçte kadın âlimler, İslam bilimleri içinde vazgeçilmez birer halka oluştururlar. Müslüman kadının doğru bir tarihsel portresini yeniden oluşturmak için gerekli olan geleneksel otantik kaynaklar mevcuttur ve elimizin altındadır; tek yapmamız gereken bunları okumak, incelemek ve kendimizi bunlara kaptırmaktır. Bunu yaparak, İslam bilimlerini şekillendiren dev şahsiyetlere dair tarihsel hafızamız, Fâtıma bint Sa‘d el-Hayr, Zeynep bint el-Kamâl ve Amre bint Abdurrahman gibi isimleri de kapsayacak şekilde genişleyecektir.
Damnatio memoriae, bir kişinin veya olayın tarihten kasıtlı olarak silinmesini ifade eden Latince bir terimdir; ancak hayatta kalan arşiv kanıtları sayesinde, o kişinin mirası tüm zorluklara rağmen yeniden canlandırılabilir. Kadın âlimlerin durumunda ise, katkıları hiçbir zaman gizlenmemiştir; aslında isimleri geleneksel İslam metinlerinde yaygın olarak geçmektedir. Yine de bu geleneksel kaynaklara yönelik araştırma eksikliği ve anlamlı bir ilginin olmaması, miraslarının çoğu insan tarafından büyük ölçüde keşfedilememesine yol açmıştır. En önemlisi, geçmişin nasıl kurgulandığı, bireylerin ve toplumların günümüzü nasıl anladıkları ve kendilerini günümüzde nasıl konumlandırdıkları üzerinde derin bir etkiye sahiptir.89 Müslüman kadınlara dair tarihsel hafızamızı düzeltmek, sadece İslam entelektüel geleneğini daha doğru bir şekilde anlamamızı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda günümüz geleneksel İslam ilmi içinde kadınların meşruiyetini ve yerini de teyit eder.
Ek
Samāʿ El Yazması 90
1
Dipnotlar
73. George Makdisi, The Rise of Colleges: Institutions of Learning in Islam and the West (Edinburgh University Press, 1981), 140–41.
74. Nadwi, Al-Muḥaddithāt, 85.
75. Stefan Leder, Yāsīn Muḥammad al-Sawwās, and Maʾmūn al-Ṣāgharjī, eds., Muʿjam al-samāʿāt al-Dimashqiyya (Institut Français de Damas, 1996), “Muqaddima,” 29.
76. Makdisi, Rise of Colleges, 140–41.
77. See the Appendix. Makdisi, Rise of Colleges, 140–41.
78. Nadwi, Al-Muḥaddithāt, 89.
79. Leder et al., Muʿjam al-samāʿāt al-Dimashqiyya, 29.
80. Nadwī, al-Wafāʾ bi-asmāʾ al-nisāʾ, 77.
81. Nadwī, al-Wafāʾ bi-asmāʾ al-nisāʾ, 76.
82. Nadwī, al-Wafāʾ bi-asmāʾ al-nisāʾ, 76.
83. Ibn Nuqṭa al-Ḥanbali al-Baghdadī, al-Taqyīd, 25:499; Ibn ʿAsākir, Kitāb tārīkh Dimashq, 70:25; al-Dhahabī, Kitāb tārīkh al-Islām, 469, 591–600.
84. Sayeed, Women and the Transmission of Religious Knowledge, 164–68.
85. Leder et al., Muʿjam al-samāʿāt al-Dimashqiyya, 27.
86. Huda Lutfi, “Al-Sakhawi’s Kitab al-Nisaʾ as a Source for the Social and Economic History of Muslim Women During the 15th Century A.D.,” The Muslim World 71, no. 2 (1981): 106.
87. Sayeed, Women and the Transmission of Religious Knowledge, 152.
88. Michal Kopeček, Past in the Making: Historical Revisionism in Central Europe After 1989 (Central European University Press, 2008), 2.
89. Geoff Eley, “The Past Under Erasure? History, Memory, and the Contemporary,” Journal of Contemporary History 46, no. 3 (2011): 556.
90. Leder et al., Muʿjam al-samāʿāt al-Dimashqiyya, 111, ms. 3778, risāla 7, samāʿ 1 and 7, waraqa 79a and 85b. Referenced in Nadwi, Al-Muḥaddithāt,
*Jude Elziq, Cambridge Üniversitesi’nde teoloji ve din bilimleri alanında doktora adayıdır; araştırmaları, İslam tarihinde kadın alimlerin rolünü incelemektedir. Londra Üniversitesi SOAS’tan İslam çalışmaları alanında yüksek lisans derecesine ve New York Üniversitesi Abu Dabi’den sosyal araştırma ve kamu politikası alanında lisans derecesine sahiptir.



HABERE YORUM KAT