Sonu, Başı ve Ortası
TEMMUZ Sayı: 8 - Mart 2017

HİKÂYENİN SONU

Çeliğin sertliği. Soğukluğu. Bıçağın bir kelimesi yok. Zaten kelimeler maktullerin ve katillerin işine yarar. Ancak kelimeler için de çok geç. Şimdi maktule son bir nefeslik hırıltı ve katile zafer çığlığı atmak düşebilir. Onlar bile duyulmadı aslında. Maktulün marley zemine yayılırken ortada kelimesiz bir sese bile yer kalmamıştı. Şimdi maktul yerde yatan bir karaltıdan ibaretti. Katil, cep telefonundan bir numara çevirdi ve “Az önce bir cinayet işledim.” diyerek söze başladı.

HİKÂYENİN BAŞI

Güzel bir bahar sabahı. Bahçede çayımı yudumluyorum. Güneşin doğuşunu kaçırmış olsam da yükselmesini seyrediyorum. İki mızrak boyu yukarıda derken bunu mu kastediyorlardı acaba? Yoksa daha vakit var mı? Bilmiyorum. Bugün katilim sözünde durursa son günüm. Bu dördüncü denemem. İki kişi cevap vermedi bana. Üçüncü kişi ile göz göze gelince sessizce uzaklaştı. Onlara da vaat ettiğim parayı son kuruşuna kadar ödedim yine de. Verdiğim siparişin yerine getirilmemiş olmasının bence zerre kadar kıymeti yok. Bakalım bu başarılı olacak mı? Bilemiyorum. Televizyonlarda yıllardır yönettiğim evlilik programları ile reyting için olmadık skandalları çıkarttım. Bugüne dek ekranlarda seçtiğim oyuncular, uygun gördüğüm senaryolara performanslarını kattılar. Herkes onları izledi ve tanıdı. Kınamak ve kutlamak için onların adı anıldı. Sosyal medyada onlar paylaşıldı, onlar trend topic oldu. Ben ise hiç bilinmedim. Evet, çok para kazandım. Sosyete programlarında bilmem ne bey olmaktan öteye geçmedi hükmüm. Bir de magazin programlarında filanca şarkıcının eskisi sevgilisi olarak anıldım kırk yılda bir. Bunca senaryodan sonra bir kez için olsa bile öne çıkmak ve ismimin anılmasını istiyorum. Evet, intihar edebilirim. Bunca masrafa gerek kalmaz. Ama sonra düşündüm de intihar edersem iki gün konuşulur ve unutulurum. Hâlbuki öldürülürsem yıllar boyu pek çok komplo teorisiyle birlikte gündeme gelirim. Katilim yakalanmasa birçok yalancı ifşaatçı bulurlar ve beni konuşurlar, katilim yakalanıp konuşursa da lehte veya aleyhte bir sürü teori yayılır hakkımda. Benim müntehir değil maktul olmam lazım. Bu yüzden de kendimin başrolünde olduğu son bir oyunla jübilemi zirvede yapacağım. Aklımdan tam bunlar geçerken telefonum çaldı. Arayan asistanım İmge idi. “Sadri Bey, bugünkü programda Murat ile Narin’in nişanı varken programa dâhil olacak Neşe Hanım’ı ayarladık.” dedi İmge. Tam son büyük projemi düşünürken araya böyle gündelik bir işin girmesi hiç hoşuma gitmese de “O senaryoyu düşündüm de bence sonra programa bir bağlantı daha alalım ve başka bir kadın da altı aylık hamile olduğunu filan söylesin. Böylece iş büsbütün çıkılmaz hale gelsin.” dedim. İmge: “Tamam Sadri Bey not alıyorum.” deyince ben de telefonu bir veda cümlesi söylemeden kapadım. Elemanlarımla hep böyle konuşurdum zaten.

Neyse ki görüşme çayımı soğutacak kadar uzun sürmemişti. Şu anda emin olduğum tek şey ise çayımın son yudumunu alırken bir bardak daha içme isteği duyduğum gerçeğiydi. Meret iyi demlenmiş. Bu aralar pek rastlamıyorum böyle bir çaya. Bu gece öldürüleceksem çayı demleyen kişiye evimi bırakabilirim. Bir ara avukatımı arayım da işlemleri hemen yapmasını sağlayayım. Yarın belki de sırtlarda taşınıp bir çukura terk edileceğim. Bütün bunlar aklımdan geçerken gökyüzüne bir kez daha bakıyorum. Tembel beyaz bir bulut kümesi ağır ağır ilerliyor. Kimse bu sabaha bir fırtınayı yakıştırmaz. Eve mutfak kapısından giriyorum. Akşam bu kapıyı açık bırakmam lazım.

HİKÂYENİN ORTASI

Aynaya baktı. Masanın üzerindeki zarfa bir de. Az önce açmıştı zarfı ve içinde ne gördüyse yakmıştı. Sadece boş zarf kalmıştı geride. Sahi zarfı niçin yakmamıştı ki? Elinde uzun uzun çevirdi zarfı. Sonunda onu da buruşturup ateşe attı. Yanan kâğıdın dumanını soludu bir süre. Alevler tükenince gözlerini kapadı ve ateşi bir süreliğine de olsa zihninde canlandırdı.

Bu bir şaka mıydı? Ya o para? İlk kez birini öldürmeyecekti elbette. Ancak müşteri ve maktulun iki ayrı kişi olmasına alışıktı o.

Daha çok vakti vardı akşama.

Çaresiz televizyonu açtı.

Televizyon kanalları evlilik programlarıyla dolu idi. Bir kanalda saçlarına ak düşmüş Bayram, Sema’yı evliliğe ikna etmek için ilahi söylüyordu. Bir başka kanalda hiç tanımadığı Emrah ile Aslı’nın yollarının ayrıldığını Emrah’ın gözyaşları içinde anlatmasını dinledikten sonra beş kere evlenen ve iki eski eşinin de katili olan Remzi Çınar’ı gördü. Daha önce hiç evlenmediğini açıklayan Sema’nın başından sekiz yıl süren bir evlilik geçtiğinin ifşa olmasına şahit olduğu kanaldan kaçarken 19 bin lira kredi borcunu ödeyecek bir eş arayan adama yakalandı. Yanlışlıkla bir haber kanalını açtı kanaldan kanala geçerken. İstanbul Esenyurt’ta çalıştığı inşaattaki vinçten düşen demir kalıpların altında kalan üniversite öğrencisi öldüğü, birlikte çalıştığı yeğeninin yaralandığı haberi bitmek üzere idi. Bir sonraki haber ise Antalya'da Suriyeli bir mülteci olan 7 yaşındaki Ali İzzettin Ahmed’in dört hastaneden geri çevrildikten sonra yaşamını yitirmesini konu ediniyordu. Haberi sonuna kadar izlemeye gönlü razı gelmedi ve tekrar evlilik programları seyretmeye başladı. Canlı yayında nişanlanmak üzere olan Narin ve Murat çifti vardı ekranda. Çift tam nişanlanmak üzereyken yayına alınan bir telefon bağlantısında Murat Bey'in kız arkadaşı olduğunu söyleyen Neşe Hanım, 'Murat bir hafta önce benden ayrıldı. Narin hanıma 'Oyuna gelmeyin ' diyerek ortalığı karıştırdı. Tam sunucu “Bu şartlarda biz bu nişanı yapamayız" diye konuşurken kurulan bir başka canlı yayın bağlantısında Gülnaz Hanım da Murat Bey'den altı aylık hamile olduğunu ileri sürdü. Murat Bey’in Gülnaz Hanım'ı tanımadığını iddia etmesine kayıtsızca baktı. Tam televizyonu kapamak üzereyken programın bitiş jeneriği akmaya başladı. Biraz dikkat etseydi öldüreceği ismi de görecekti ama o fark etmedi bile. Onun aklı programda gördüğü kadındaydı. Narin’i asıl adıyla yani Serpil olarak tanıyordu. Eski eşiydi çünkü Serpil. Bir iki dizide küçük roller oynadığını biliyordu ama böyle işlere girdiğini bilmiyordu.

Şimdi her şeyin rengi değişmişti.

Akşam ezanı okunurken sokağa çıktı. Motosikletine bindi ve yola koyuldu.

Suavi Kemal Yazgıç Arşivi