Sessizlik Cinneti
TEMMUZ Sayı: 8 - Mart 2017

İnsan şu kalemi susarken mi buldu

Ki her bahar bir çiçek öldürdü sükût

İlim suç ortaklığı, kürsü olay mahalli

Oyna sen şair, Rabbine rağmen oyna!

Yerçekimsiz alanlarda güreş

Parmak uçlarında gezinir ihanet

Tarihin taş duvarlarında çınlar sessizlik

Dilinin ucunda bir cinnet

Bitmiyor bu kerahet

Konuş adam!

Zaman oluk oluk irince akar

Mahzeninde karanlık konsillerin

Çağlar durur şu habis sessizlik

Hakka hüküm giydirir.

On iki havari, bir ağaç ve nurdan bir halka

Dolgun başakları müjdelediğinden beri

Susacak vakit kalmadı Barnabas!

Şehre göklerden sivri sivri susmak yağar

Yeryüzünde her bir çukur sessizlikten açar

Baruttan bitemez şimdi umutveren çiçeği

Mekruh artık çukurdelen beklemek.

Müsait aralıklarda yaşamak dediğiniz uymuyor bana

Gelmeyin ne olur şu temiz pınarların başına

Bırakın seyredeyim güzel ölümlerde

Ucunu kıvırmayın yalnız yolculuklarımın.

Emre Miyasoğlu Arşivi