1
Cahit’e
haberin geldiğinde
tren yollarına sığınıp kaçırıyordum kalbimi
bir kalbim vardı bir de bilmem kaçıncı sürgünün
artığı başağrıları
içinde kaybolduğum bütün ritüellerin
yani nefesimi kesen kalabalıkların içinde
kendimi kaybettiğim saatlerin ardından
aynalara koşup kalan insanlığımı arıyordum
haberin gelince
suyun çenemden damlamasına
bir karşılık buldum.
buldum yıllarca sakladığım yüzüme yakışan bir gülümseme
haberin geldi
öfkeli bakışlar ve leşler atıldı üstüme
kapılardan kovuldum akşam oturmalarından
alıp yanıma neyim varsa
alıp hatalardan yapılma hayatımı
yola koyuldum
Geldin
dünyaya düğüm atıp durdum
içime sığmaz oldu sakındığım kalbim
gönendim, gönendim, gönendim
ve hayat
üstüne titrenilecek bir sevinçle yüreklendi
dindi boş odalarda çürümenin hüznü
ansızın gülüvermen ne güzel
ellerini çalışırken seyretmek
başını öne eğişinde merhamet
bakışında ömer öfkesi bulmak ne güzel
2
Sare’ye
eledikçe düşüyor kelimeler yüzünden
yüzüne sürdüğün incelik
dönüşen kırılganlığın sesi
çınlıyor kulaklarımda
çünkü seherdir yüzün
gece acıdan çoraklaştığında
kuytulara saklandığında börtü böcek
yüzündür umut edilen
gülsen, üzerine alınır bütün kainat
tüter dumanı bacaların
kadınlar camlara düşer
yürüdüğün yollara göz dökülür
ayaklarının değdiği yer bereketlenir
hayatın nişanı durur kaşlarının altında
upuzun gecelerin de sabaha erdiğini
oradan öğrenirim, oradan iner üstüme dirim
göğsümün kanı sayarım seni
hangi gözünden baksam dünyaya
heves yürür damarlarıma
bendendir derim, bendendir bu aksak şarkı
bu uçarı üşengeçlik
sensin bahanesi eve dönmelerin
ekmeğin ve birlikte yemek yemelerin
sensin korkulu yastıklardan sonra
nefesiyle göğü getiren evimize

