
"Ey kavmim siz bununla imtihan edildiniz”
Doğrusu daha önce Harun onlara şöyle demişti: "Ey kavmim siz bununla imtihan edildiniz.”


Doğrusu daha önce Harun onlara şöyle demişti: "Ey kavmim siz bununla imtihan edildiniz. Muhakkak ki sizin rabbiniz, rahman olan Allah´tır. (Sapık yolu bırakıp) bana uyun ve emrime itaat edin." Kavmi: "Musa bize dönünceye kadar buna tapmaktan vazgeçmeyeceğiz." dediler. (Taha: 90-91)
Hz. Harun da onların peygamberiydi. Kendilerini o zor şartlardan kurtaran peygamberin vekiliydi. Bunun bir sınav olduğunu onlara hatırlatmıştı. “Ey soydaşlarım, bu altın heykel aracılığı ile siz sınav geçiriyorsunuz. Aslında sizin Rabb’iniz rahmeti bol olan Allah’dır. Hz. Harun onların, Hz. Musa’ya verdikleri sözün gereği olarak kendisine uymalarını, Hz. Musa’nın Rabb’i ile buluşmasını tamamladıktan sonra geri döneceğini bildirmişti. Fakat onlar Hz. Harun’un sözünü dinleyeceklerine döneklik yaptılar, onun öğüdünden ve O’na itaat edeceklerine ilişkin peygamberlerine verdikleri sözden caydılar.
Peygamberi yok farz eden, peygamberi tanımayan insanlar elbette peygambersiz hayatlarını başka şeylerle doldurmak zorunda kalacaklardır. Bakın İsrâil oğulları Peygamberleri Mûsâ (a.s) kısa bir dönem aralarından ayrılıp vahiy almak için Tur’a gidince hemen putlarına, putçuluklarına dönüverdiler.
BASAİRUL KUR’AN
İlgili ayetlerin, Tefsir-i Kebir'de ki açıklamasını şu başlıklarla özetleyebiliriz:
1. Hz. Harun’un Sorumluluğu ve Uyarısı (90. Ayet)
Râzî, 90. ayeti tefsir ederken şu önemli noktaları vurgular:
"Daha Önce" (Min Kablü) Vurgusu: Râzî’ye göre bu ifade, Hz. Musa henüz Tur’dan dönmeden, fitne başlar başlamaz Hz. Harun’un görevini eksiksiz yaptığını gösterir. Yani Hz. Musa döndüğünde Harun'a kızmıştır ama Harun aslında görevini ihmal etmemiştir.
İmtihan (Fitne) Kavramı: Râzî, buzağının bir imtihan aracı olduğunu belirtir. Allah’ın kullarını bu şekilde denemesi, kimin tevhidde sadık olduğunu ortaya çıkarmak içindir.
Rahmân İsminin Seçilmesi: Harun (a.s.)’ın neden "Allah" değil de "Rahmân" ismini kullandığını tartışır. Râzî'ye göre bu, Allah’ın geniş rahmetine atıfta bulunarak kavmini korkuyla değil, sevgi ve ümitle doğru yola çekme çabasıdır.
İtaat Çağrısı: Harun (a.s.), kendisinin sadece bir kardeş değil, o anki meşru lider ve peygamber olduğunu hatırlatarak toplumsal düzenin bozulmamasını amaçlamıştır.
2. Kavmin İnatçılığı ve Mantık Hatası (91. Ayet)
Râzî bu ayeti, inkarcıların psikolojisini ve içine düştükleri mantık hatalarını analiz etmek için kullanır:
Şartlı İnkâr: İsrailoğulları, Hz. Harun’un peygamberliğini ve uyarısını hiçe sayarak, otoritelerini sadece Hz. Musa’nın şahsına indirgediler. Râzî’ye göre bu, hakikate değil şahsa bağlılığın bir göstergesidir ve yanlıştır.
Azim ve Israr: Ayetteki "akifîn" (bağlanıp kalmak) kelimesi, onların buzağıya tapma konusunda ne kadar kararlı ve inatçı olduklarını gösterir. Râzî, onların bu sözle Hz. Harun’u tamamen devre dışı bıraktıklarını ve onu bir lider olarak tanımadıklarını ifade ettiklerini belirtir.
Zaman Kazanma Taktiği: "Musa dönene kadar" demeleri,, aslında bir tür oyalama ve Hz. Harun’un müdahalesini engelleme girişimidir.
3. Genel Değerlendirme ve Hikmetler
Tefsir-i Kebir’deki genel yorumlara bakıldığında şu sonuçlar çıkar:
Harun (a.s.) Masumiyeti: Râzî, Hz. Harun’un görevini yaptığını, kavminin ise bile isteye şirke düştüğünü savunur. Hz. Musa’nın daha sonraki öfkesi, Harun’un görevini yapmaması değil, fitnenin boyutunun büyüklüğündendir.
Tevhidin Önceliği: Ayetler, ne kadar mucize görülürse görülsün (denizin yarılması vb.), insanın nefis ve taklitçilik yüzünden kolayca şirke kayabileceğini ihtar eder.
Siyasi Otorite: Peygamberlerin aynı zamanda birer toplumsal lider olduğu ve onların emirlerine itaatin, dini bütünlüğün korunması için şart olduğu vurgulanır.
TEFSİRİ KEBİR



HABERE YORUM KAT