1. HABERLER

  2. İSLAM

  3. KUR'AN

  4. "Ey kavmim, rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı?”
"Ey kavmim, rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı?”

"Ey kavmim, rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı?”

Musa, büyük bir öfke ve üzüntüyle kavmine döndü: "Ey kavmim, rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı?”

25 Nisan 2026 Cumartesi 10:57A+A-

taha-86.jpg

Musa, büyük bir öfke ve üzüntüyle kavmine döndü: "Ey kavmim, rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı Aradan çok mu zaman geçti. Yoksa rabbinizin gazabına uğramayı mı istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız " dedi. (Taha: 86)

Yani, "Allah" nimetlerini size göstermek üzere verdiği sözü tutmadı mı? Mesela sizi sağ salim Mısır'dan çıkardı ve sadece sizi esaretten kurtarmakla kalmadı, aynı zamanda düşmanlarınızı tamamen yok etti. Size çölde ve dağlık bölgelerde rızık verdi." "Size Hidayet ve Şeriat vermeyi vaadetti: Bu sizin iyiliğiniz ve hayrınız için güzel bir ahit değil miydi?"

Üzüntülü fakat azarlayıcı bir üslupla milletine sorular yöneltmeye başladı:  Allah onlara zaferi göstermiş ve Tevhid’in gölgesinde Kutsal toprağa gireceklerine ilişkin söz vermişti. Verilen bu sözün üzerinden uzun bir zaman da geçmemişti. Hz. Musa hayretlerini açığa vurarak onları azarlıyor: “Sizden ayrılalı çok uzun bir zaman mı geçti, yoksa Allah’ın gazabına çarpılmak istediniz de mi.” Sizin bu yaptığınız iş, Allah’ın gazabına uğramak isteyenlerin yapabileceği bir eylemdir. Sanki siz bunu bile bile ve kasıtlı olarak istediniz de bunun için mi bana verdiğiniz sözden caydınız? Hani ben giderken anlaşmıştık. Bana verdiğiniz sözden dönmeyecektiniz. Emrim olmadan inanç sisteminizi ve yaşam tarzınızı değiştirmeyecektiniz!

FİZİLALİL KUR’AN

İşte Zemahşerî'nin bu ayete dair öne çıkan açıklamaları:

1. Zemahşerî, ayette geçen "esifâ" kelimesi üzerinde durur. Ona göre Musa (a.s.), kavminin buzağıya tapması karşısında sadece öfkeli (gadbân) değil, aynı zamanda derin bir keder ve teessür içindedir. Bu durum, bir liderin halkına karşı hissettiği şefkat ile ilahi emirlerin çiğnenmesinden duyulan ağır hüzün arasındaki dengeyi gösterir.

2. Ayetin başındaki "Rabbiniz size güzel bir vaatte bulunmamış mıydı?" sorusuna dair Zemahşerî şu noktaları vurgular:

İlahi Vaat: Bu vaat, Tevrat'ın verilmesi, dünya ve ahiret saadeti ya da genel olarak Allah’ın onlara yardım edeceğine dair sözüdür.

Soru Üslubu: Zemahşerî'ye göre bu soru, bir bilgi alma amacı taşımaz; aksine kavmini kınama (tekdir) ve suçluluklarını yüzlerine vurma amacı taşıyan retorik bir sorudur.

3. "Size verilen sözün (veya ayrılığın) üzerinden çok uzun bir zaman mı geçti?" (Efâle aleykümü'l-ahd) ifadesini Zemahşerî şöyle yorumlar:

Musa (a.s.) Tur dağından sadece kırk gün sonra dönmüştür. Bu, bir toplumun inancını terk etmesi için asla makul bir süre değildir.

Zemahşerî burada bir ironiye işaret eder: "Sanki yüzyıllar geçmiş gibi hemen her şeyi nasıl unuttunuz?" diyerek onların sabırsızlığını ve vefasızlığını eleştirir.

4. Gazap Tercihi

Ayetteki "Yoksa Rabbinizin gazabının üzerinize inmesini mi istediniz?" İfadesinden:

İnsanların kendi amelleriyle bile isteye belayı davet ettiklerini vurgular.

Kavminin yaptığı eylemin (buzağıya tapmanın) mantıklı hiçbir izahı olmadığını, bu davranışın sanki "biz ilahi gazap istiyoruz" demekle eşdeğer bir karar olduğunu ifade eder.

EL KEŞŞAF TEFSİRİ

HABERE YORUM KAT