1. HABERLER

  2. ÇEVİRİ

  3. Diğer ‘kertenkele insanlar’: Epstein Dosyaları neden küresel teoriyi altüst ediyor?
Diğer ‘kertenkele insanlar’: Epstein Dosyaları neden küresel teoriyi altüst ediyor?

Diğer ‘kertenkele insanlar’: Epstein Dosyaları neden küresel teoriyi altüst ediyor?

Jeffrey Epstein'in işlediği suçlar, hayatta kalanların ve araştırmacı gazetecilerin yorulmak bilmeyen çabaları sayesinde artık kamuoyunun bilgisi dâhilindedir.

25 Şubat 2026 Çarşamba 20:33A+A-

Ramzy Baroud’un Middle East Monitor’de yayınlanan yazısı, Haksöz Haber tarafından tercüme edilmiştir.


İngiliz yazar David Icke, 1999 yılında yayınlanan çığır açıcı eseri “The Biggest Secret: The Book That Will Change the World'ü” (En Büyük Sır: Dünyayı Değiştirecek Kitap) yazarken mecazi anlamda konuşmuyordu. Küresel olayları yönettiği iddia edilen “elit” ailelerin “reptilian genetik akımlarını” (insan-reptil melezleri) ayrıntılı olarak anlatırken, bunu kelimenin tam anlamıyla kastetmişti. Icke'ye göre dünya, sadece insanlar tarafından yönetilmiyor, görünür ışık spektrumunun hemen dışında faaliyet gösteren boyutlar arası bir tür tarafından yönetiliyor.

Birçoğu bunu insanların saflığının doruk noktası olarak alay etse de, milyonlarca kişi Icke'nin “bilgeliğinde” karanlık bir rahatlık buldu. Public Policy Polling (PPP) tarafından 2013 yılında yapılan önemli bir ankete göre, Amerikalı yetişkinlerin yaklaşık yüzde 4'ü (12 ila 13 milyon kişi) şekil değiştiren kertenkele insanların dünyamızı kontrol ettiğine inanıyordu.

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki komplo teorileri geniş bir inanç yelpazesini kapsar. “Reptilian” teorisi marjinal bir konumda olsa da, diğer teoriler ana akım ilgiyi çekmektedir. Aynı araştırmaya göre, Amerikalıların yüzde 51'i John F. Kennedy suikastının arkasında daha büyük bir komplo olduğuna inanırken, yüzde 37'si küresel ısınmayı bir aldatmaca olarak görüyor ve yüzde 29'u uzaylıların varlığından emin.

Son zamanlarda, bu marjinal fikirler resmi söylemlere doğru kaymaya başladı. 2021 yılında, eski Başkan Barack Obama NBC News James Corden'a “gökyüzünde tam olarak ne olduklarını bilmediğimiz nesnelerin görüntüleri ve kayıtları var” dedi ve daha sonra 2026 yılında uzaylıların “gerçek” olduğunu belirtti. Bunu, ABD Başkanı Donald Trump'ın “uzaylılar ve dünya dışı yaşamla ilgili hükümet dosyalarını tanımlama ve yayınlama sürecini” başlatacağını açıklayan açıklaması izledi. Bu retorik çekişme, “dünya dışı” tartışmasını tabloid gazetelerin dünyasından ana akım siyasetin salonlarına taşıdı.

Ancak, kamuoyundaki şüpheciliğin en önemli değişimi uzaydan değil, özel bir adadan geldi. Jeffrey Epstein tarafından yönetilen gölge ağın belgelenmiş kanıtları olan “Epstein Dosyaları”, etkili devlet adamları, şirket devleri ve istihbarat varlıklarından oluşan bir ağı ortaya çıkardı. 2013 yılında “Yeni Dünya Düzeni” komplosuna inananlar (o zamanlar nüfusun yüzde 28'i) için, ABD Adalet Bakanlığı'nın yargılama sürecinde yayınlanan milyonlarca belge, bu komplo teorisini acı bir şekilde doğruladı. Bu belgeler, demokratik hesap verebilirliğin sınırları dışında faaliyet gösteren bir gölge hükümetin varlığını ortaya koydu.

Jeffrey Epstein'in işlediği suçlar, hayatta kalanların ve araştırmacı gazetecilerin yorulmak bilmeyen çabaları sayesinde artık kamuoyunun bilgisi dâhilindedir. Ancak siyaset bilimi açısından Epstein hikâyesi bir “Galileo anı” niteliğindedir. Bu, kurumlarımızın siyasi evrenin merkezi olmadığını, çoğu zaman özel elitlerin çıkarlarının etrafında dönen uydular olduğunu fark etmemizi sağlamıştır.

Tarihsel olarak, dünyayı birkaç temel bakış açısıyla görmemiz öğretildi: Devletler arası güç ve ulusal güvenliğe odaklanan Realizm; uluslararası kurumları ve ‘hukukun üstünlüğünü’ savunan Liberalizm; ve 'Çevre'deki gelişmekte olan ülkelerin 'Çekirdek'teki zengin ülkeler tarafından ekonomik olarak sömürülmesini vurgulayan Bağımlılık Teorisi.

Bu çerçeveler altında, Nixon dönemini Realpolitik, Clinton yıllarını Liberal Uluslararasıcılık ve Bush yıllarını Neokonservatizm aracılığıyla analiz ettik. Ancak Epstein ağı bunların hepsine meydan okuyor. Artık mesele Çekirdek ile Çevre veya “sınırlama” ile “önleyici savaş” arasında değil.

Geleneksel teori, liderlerin vatandaşları adına hareket ettiğini varsayar.

Epstein dosyaları ise farklı bir gerçekliği ortaya koyuyor: karşılıklı kırılganlık ve şantajla bağlı gizli bir sosyal sözleşme. Bu sistemde, paylaşılan sırlar altın veya oylardan daha istikrarlı bir para birimidir.

Ulus ötesi Elit Teorisinin yükselişine tanık oluyoruz. Bu çerçeve, gerçek ‘devletin’, kendi ülkelerinin vatandaşlarından çok birbirleriyle daha fazla ortak noktaya sahip, sınırsız bir yüksek gelirli bireyler ağı olduğunu öne sürüyor.

Bu ‘egemen bireyler’, özel jetlerle ulusal yasaların üstünde uçuyor ve ortalama bir vatandaşın göremeyeceği yargı boşluklarından varlıklarını taşıyorlar. Onlar sadece yasayı etkilemekle kalmıyor, aradaki gri bölgelerde de varlık gösteriyorlar. On yıllardır mağdurlar seslerini yükselttiler, ancak ana akım kurumlar onları marjinalleştirdi. Güç satranç tahtasında, onlar önemsizdi. Denetim organlarının başarısızlığı bir aksaklık değildi; bu, elit kesime destek sistemi olarak işlev görmek üzere yeniden tasarlanmış bir sistemin kanıtıydı.

Bu durum, gelecekte iktidarı anlamamız açısından derin etkileri olacaktır. Yüksek düzeydeki politikaların temel itici gücü artık sandık veya ulusal çıkarlar değil, şeffaf olmayan, ulus ötesi ağların korunması ise, mevcut demokratik modellerimiz esasen geçersiz hale gelmiştir. Her gün tanık olduğumuz siyasi tiyatroyu – tartışmalar, seçimler ve yasama mücadeleleri – küresel hiyerarşinin daha derin ve karanlık işleyişinden dikkatleri başka yöne çekmek için tasarlanmış yüzeysel bir katman olarak kabul etmek zorundayız.

Dahası, bu paradigma değişimi, dünyanın “marjinalleşmiş” kesiminin sadece yoksul ülkelerdeki insanlar değil, bu yüksek düzeyde ağ bağlantılı sosyal sözleşmeden dışlanan herkes olduğunu göstermektedir.

Bölünme artık sadece ulus devletlerin merkezi ve çevresi arasında değil, ağ bağlantılı elit ile bağlantısı kopuk halk arasında da yaşanmaktadır.

Halk, liberal dünya düzenini yalnızca ağa bağlı olmayanlara kurallar uygulayan bir sistem olarak gördüğü için, bu düzen ahlaki otoritesini kaybetmiştir. Eski teoriler siyaset tarihini anlamak için hala yararlı olsa da, mevcut durumu açıklayamazlar. Elitler, siyasi güç, özel nüfuz ve zenginlik elde etmek için kendi hükümetlerinin ulusal çıkarlarına aykırı hareket edebilen güçlü bir ağdır.

Belki de Icke'nin yorulmak bilmeden savunduğu anlamda, gerçek anlamda kertenkele insanlar henüz ortaya çıkmamıştır. Ancak Epstein olayının da kanıtladığı gibi, yırtıcı, soğukkanlı ve hesap vermeyen bir elit kesim artık bir teori değil, belgelenmiş bir gerçektir.

 

* Ramzy Baroud; gazeteci ve Palestine Chronicle'ın editörüdür.

HABERE YORUM KAT