MURAT KAYACAN

Bir dava ve adanmışlık örneği Saffet Bakırcı’nın ardından

Modern çağın karmaşasına kapılmadan İslam’ın sadeliğini hayatının her anına yansıtan, davasını adımlarıyla büyüten müstesna bir şahsiyet, Saffet Bakırcı Hocamız 21.7.2026 tarihinde Konya’da son yolculuğuna uğurlandı.

Saffet Hoca’yı 1988 yılında Konya’da üniversite öğrencilik yıllarıma başladığım dönemden beri tanırım. O günlerden bu yana İslam’ı olanca sadeliğiyle yaşama ve yaşatma konusunda hepimize örneklik etti. Onun hayatı; tebliğin, medeni cesaretin ve hesapsız bir adanmışlığın somut bir tecellisiydi. Yakın zamana kadar cep telefonu dahi kullanmayan bu dava adamı, insanlarla iletişimini teknolojinin soğuk ekranlarında değil, bizzat gönüllere dokunarak kurmayı tercih etti.

Onun gözünde insan kazanmak ve bir gönle girmek her şeyden önemliydi. Konya’dan kimin yolu geçmişse yani bir dönem orada bulunup ayrılmışsa, onları ziyaret etmeye özen gösterirdi. Ziyaret ettiklerinin kendisinden yaşça küçük olmalarını dert etmeden defalarca ziyaret ederdi. Onların isimlerinin ve telefonlarının yazılı olduğu küçük defterini açar, içlerinden birini arar,“Falana, filana da haber ver bir iki saate oradayım.” derdi. Saydığı isimler de müsait olabilmek için ellerinden geleni yapardı. Bir şehre ayak bastığında kimler müsaitse onlarla buluşur, birkaç ayet ve hadis okuyup ya o gün ya da hemen ertesi gün bir sonraki durağına doğru yola koyulurdu. Karşılık beklemez, kimseye yük olmamaya çalışır, ziyaretini yalnızca Allah rızası için yapardı. Biz de Konya'dan ayrıldıktan sonra vefasını hiç eksik etmediği dostlarından olduk.Nitekim Muş’ta görev yaptığım 9 yıl boyunca (2011-2020)defalarca bize uğradı. İzmir’e yerleştiğimde de bu güzel geleneği ve vefayı hiç terk etmedi.

Saffet Hoca’nın kendine has, tabiricaizse “şok tedavisi”olarak uyguladığı bir yöntemi vardı. Kalıpları kırar, muhatabını silkeler ve düşünmeye sevk ederdi. Konya’dan yolu geçip sonraları Rektör olanların da ziyaretlerine gider, sekreterlerinden çay yerine “hadis ikramı” isterdi. Bir defasında Rektörlük çıkışında çay içip sohbet eden memurları gördüğünde, “Ben sizi görmeyi beklemiyordum, siz de benimle karşılaşmayı ummuyordunuz. Hadi ellerinizi açın birlikte bir dua edelim.”demiş ve ortamın havasını bir anda dinî bir iklime büründürmüştü.

Hazırcevap idi ve pratik bir zekâsı vardı ama bu yönünü hiçbir zaman bir tartışmayı kazanma arzusuna kurban etmezdi. Daima bir ıslah ve doğruyu gösterme çabası içindeydi. Gündelik ve kısır güncel tartışmalarla vakit kaybetmez, enerjisini doğrudan ilmi konulara verirdi. Kamuoyunda Mahmut Kısa Meali olarak bilinen eseri defalarca gözden geçirmiş, son baskısında isabetli bir şekilde Mahmut Kısa1 adını çıkarmış ve kendi adıyla yayımlamıştı.

Zayıf bile olsa hadislerle amel etmeyi sever, sünneti hayatının merkezine koyardı. Bu anlayışının bir yansıması olarak, Muş'a bir akşamüstü gelişinde, habersizce eve misafir etmeye çekindiğimiz için dışarıda yemek yemeyi teklif ettiğimizde, “Siz yiyin, ben yanınızda dururum; çarşıda yemek yemem.” demişti.

28 Şubat’ın o karanlık ve zorlu günlerinde EDAV-BİLKAM (Eğitim Dayanışma ve Araştırma Vakfı-Bilgi İletişim Kültür ve Araştırma Merkezi) söyleşileri gerçekleştirdiğimizde salonları hıncahınç dolduran, samimiyetiyle insanları etrafında toplayan en büyük çekim merkezi yine o olmuştu. Üniversitelerde üretilen ilmi bazen mesafeli karşılasa da akademisyenlerle arasını her zaman iyi tutar, onları ziyaret eder, köprüleri asla yıkmazdı.

Hayatını iyiliğe, tebliğe, samimiyete ve dostluğa adamış güzel bir insan bu dünyadan geçti. Ardında hoş bir seda, sadakatle yürünmüş bir yol ve unutulmayacak hatıralar bıraktı.Mekânı cennet, makamı âli olsun. Yüce Allah, rahmetiyle muamele eylesin.


1- Sosyal medya sayfasında inkâr içerikli ve Kur'an karşıtı pek çok ifadesinden (https://www.facebook.com/mahmutkisa) 21 Mayıs 2025 tarihli olanı şöyle: “Özgürlük, usulca fısıldadı: “Uyan!” Uyandım… Tapınakların tanrısına inanmıyorum artık.”Allah kendisine hidayet nasip etsin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
MURAT KAYACAN Arşivi