Her neslin kendine ait bir dili, kendine has bir imtihanı ve farklı mücadele şartları vardır. Büyük davaların sürekliliği ise, sadece geçmişe sadakatle değil; yeni dönemin ruhunu doğru okuyabilmek, tecrübeyi güven içerisinde yeni kuşaklara aktarabilmek ve emaneti ehline teslim edebilmekle mümkündür. Tarih göstermiştir ki, kendini yenileyebilen hareketler ayakta kalmış; değişen şartlara rağmen ilkelerini koruyarak yeni kadrolar yetiştirebilenler ise ümmete öncülük etmeye devam etmiştir.
Bu açıdan bakıldığında, Hamas’ın sahadaki bütün ağır şartlara ve kuşatmanın doğurduğu olağanüstü zorluklara rağmen, İslâm dünyasındaki konumunun ve taşıdığı sorumluluğun farkında olarak hareketin dinamik yapısını muhafaza eden nezih bir seçim gerçekleştirmiş olması, üzerinde dikkatle durulması gereken önemli bir gelişmedir. Bu yönüyle Hamas, seçim süreçlerini kulislerin ve dar hesapların gölgesine terk eden, yıllar içerisinde içten içe yıpranan ve bir türlü liderlik krizlerini aşamayan bazı İslâmî hareketler için ciddi bir muhasebe vesilesi olmuştur.
Esasen Hamas, yalnızca direnişiyle değil; kurumsallaşması, istişare kültürü, fedakârlığı ve sorumluluk bilinciyle de ümmete önemli dersler vermektedir. Hareketlerin ömrünü uzatan şey yalnızca güçlü kadrolar değildir. Asıl belirleyici olan; emaneti ehline devredebilme iradesi, kurumsal yapıyı koruyabilme olgunluğu ve kendini sürekli yenileyebilme kabiliyetidir.
Bugün Mısır İhvân-ı Müslimîn’i de bu açıdan önemli imtihanlardan geçmektedir. Hiç şüphesiz hareketin maruz kaldığı darbeler, zindanlar, idamlar, sürgünler ve ağır baskılar bu tablonun en önemli sebeplerindendir. Bununla birlikte, uzun yıllardır sağlıklı ve kapsayıcı bir iç seçim mekanizmasının işletilememesi de çeşitli kırılmalara, ayrışmalara ve gönül kırgınlıklarına zemin hazırlamıştır. Bu mesele, yalnızca bir teşkilatın iç sorunu değil; ümmetin en köklü davet hareketlerinden birinin geleceğini ilgilendiren stratejik bir konudur.
Hasan el-Bennâ’nın büyük ideallerle ve gençlerin omuzlarında yükselttiği İhvân mektebi, son asrın en etkili ihya hareketlerinden biri olmuştur. O mektep, yalnızca bir teşkilat değil; Kur’ân merkezli bir düşüncenin, ahlakın ve davet anlayışının adıdır. Ancak bugün bu büyük mirasın yeni nesillere hem fikrî hem de kurumsal anlamda sağlıklı bir şekilde devredilememesi, üzerinde cidsiyetle düşünülmesi gereken önemli bir mesele olarak önümüzde durmaktadır. Hareketlerin devamlılığı yalnızca geçmişe duyulan sadakatle değil; emaneti liyakatle yeni kuşaklara aktarabilme cesaretiyle mümkündür.
Bu sebeple Hamas’ın ortaya koyduğu bu tablo, sadece bir teşkilatın kendi iç seçimi değildir. Bu tablo; ümmetin bütün davet hareketlerine istişarenin, kurumsallaşmanın, kuşaklar arası devir teslimin ve emanet ahlakının ne kadar hayati olduğunu yeniden hatırlatan önemli bir mesajdır.
İhvân-ı Müslimîn, İslâm dünyasındaki tarihî konumunu ve öncü rolünü yeniden tahkim edemez; kurumsal yenilenmeyi, kuşaklar arası güveni ve sağlıklı liderlik geçişini gerçekleştiremezse, Hasan el-Bennâ’nın inşa ettiği Kur’ân mektebi, fikrî olarak yaşamaya devam etse bile, teşkilat yapısı zamanla zayıflayacak, farklı oluşumlara ayrılacak ve yeni neslin beklentilerinin gerisinde kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.
Çünkü hareketleri ayakta tutan yalnızca geçmişin hatıraları değil; özgürlük, istişare, şeffaflık, heyecan ve kendini yenileyebilme iradesidir. Bu ruh zayıfladığında teşkilatlar büyüklüklerini korusalar da canlılıklarını kaybederler. Hamas bugün, aynı mektebin kendini yenileyen ve kurumsal dinamizmini koruyan yüzünü temsil etmektedir. Hamas, davetten devlete uzanan bir yürüyüş sergilerken, Mısır İhvânı ise mevcut haliyle davet alanını genişletmek yerine daraltma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Rabbimiz bütün İslâmî hareketlerimize basiret, bereket ve istikamet ihsan eylesin. Âmin.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.