
Ayna: Eleştirilen gelenek, tekrar edilen davranış
“Kur’an’ın hatırlattığı, hakikati savunmak kadar, onu savunma biçimi de imtihanın bir parçasıdır. Çünkü bazen insan eleştirdiği putu yıkarken, farkında olmadan kendi yorumundan yeni bir put inşa eder.”
MURAT KURT / HAKSÖZ-HABER
Bir odada toplanmış bir grup insan. Kendilerini “Kur’an merkezli” olarak tanımlıyorlar. Amaçları açık: Metne dönmek, geleneğin yüklerinden kurtulmak, vahyi yeniden anlamak. Önlerinde mushaflar, notlar, kalemler. Ayetler tek tek okunuyor, tartışılıyor, anlamlar araştırılıyor. Atmosfer başta oldukça sakin ve hatta umut verici. Herkes sanki ortak bir arayışın parçası gibi.
Derken konu Kâbe’deki bir sahneye geliyor. Hacerü’l-Esved’i öpmek için birbirini iten, kavga eden, hatta bazen birbirini ezen kalabalıklar anlatılıyor. Bu manzara sert şekilde eleştiriliyor. “İslam’da böyle bir şey yok”, deniliyor. “Taş için birbirini ezmek, kutsallığı nesneye indirgemektir.” Hatta bazıları bunu alaya alıyor. İnsanların bir taşı öpmek için birbirleriyle yarışması, akıl ve vahiy adına sorgulanıyor. Eleştiri nettir: Din, bilinçsiz bir ritüele indirgenmemelidir.
Bu eleştirinin mantığı ilk bakışta güçlü görünmektedir. Çünkü Kur’an gerçekten de insanı taşlara, putlara veya nesnelere kutsiyet atfetmekten uzaklaştırır. Vahyin yönü daima insana, akla, sorumluluğa ve ahlâka dönüktür. Bu nedenle o sahne, eleştirinin hedefi olur: İnsanların bilinçsizce bir ritüelin peşinde koşması.
Fakat tam bu noktada ironik bir şey olur...



HABERE YORUM KAT