1. HABERLER

  2. ÇEVİRİ

  3. Ateşkes amacına ulaştı! – Gazze görünmez hale geldi
Ateşkes amacına ulaştı! – Gazze görünmez hale geldi

Ateşkes amacına ulaştı! – Gazze görünmez hale geldi

Gazze'de kitlesel ölümler devam ediyor, ancak dünya artık soykırımın sona erdiğine ikna olduğu için bu duruma artık ilgi göstermiyor.

02 Ocak 2026 Cuma 19:21A+A-

Eman Abu Zayed’in al Jazeera’de yayınlanan yazısını Barış HoyrazHaksöz Haber için tercüme etti.


Ekim ayında ateşkes söylentileri dolaşmaya başladığında, bu uzak bir rüya gibi geliyordu. İçten içe buna inanmaktan korkuyor olsak da, her türlü umuda sarıldık. İki yıl boyunca, asla uzun sürmeyen “ateşkesler” hakkında haberler duymaya alışmıştık.

Sonunda duyuru yapıldığında, sokaklar sevinç çığlıkları ve tezahüratlarla doldu. Yine de, bu sükûnetin bir sonraki saldırı dalgasından önceki bir ara olabileceği korkusu kalbime yerleşmişti.

Korkularım haklı çıktı. İsrail'in günlük ölümcül saldırıları devam etti; şu ana kadar ordusu tarafından 400'den fazla kişi öldürüldü. Birçoğu da İsrail'in Gazze Şeridi'ni yok etmesinin yol açtığı koşullarda hayatını kaybetti.

Yine de küresel ilgi azalmaya başladı. Kasım ayında, sosyal medyada ya da medya kuruluşlarında Gazze hakkında yazdıklarımla ilgilenilmesinin azalmaya başladığını fark ettim – diğer Filistinli gazeteciler ve yazarlar da bunu gözlemledi. Dünya kamuoyu, savaşın bittiğine kolayca ikna olduğu için ilgisini kaybetti.

Ateşkesin asıl amacının şiddeti ve ölümleri durdurmak, insanları korumak ve kan dökülmesini ve soykırımı sınırlamak olmadığı benim için netleşti. Asıl amaç, dünyanın Gazze'yi, orada işlenen suçların ve insanların günlük acılarının konuşulmasının önüne geçilmesiydi.

Diğer haberler ve diğer “sıcak noktalar” küresel medyanın ilgisini çekince, Gazze artık neredeyse görünmez hale geldi.

Bu arada, kitlesel ölümler devam ediyor.

Ateşkesin ilan edilmesinden iki haftadan biraz fazla bir süre sonra, 28 Ekim'de İsrail ordusu büyük bir bombardıman operasyonu düzenledi ve 104 kişi öldü. Gelecek ve sevdiklerim için duyduğum ezici korku tekrar geri döndü.

20 Kasım'da İsrail, bana daha da yakın bir yerde saldırı düzenledi. İsrail ordusu, Gazze'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında Ebu Şaviş ailesinin evine saldırdı. Arkadaşım Betül Ebu Şaviş tüm ailesini kaybetti – 11 yaşındaki kız kardeşi Habiba, 16 yaşındaki kız kardeşi Tima, 14 yaşındaki erkek kardeşi Yusuf, 18 yaşındaki erkek kardeşi Muhammed, 43 yaşındaki annesi Sahar ve 50 yaşındaki babası Rami. Ailenin hiçbir siyasi bağlantısı olmamasına rağmen katledildiler; hepsi sivildi. Betül şimdi soykırımla tek başına yüzleşmek zorunda.

İsrail saldırıları devam ediyor ve başka şekillerde de kitlesel ölümler devam ediyor: Yıkılan binalar, patlamamış bombalar, seller, hipotermi, açlık ve hastalık – hepsi İsrail'in soykırım stratejisinin eserleri. Uygun barınak, yiyecek, ısıtma, elektrik ve içme suyu olmadan mücadeleye devam ediyoruz.

Durum o kadar kötü ki, kışın kendisi insanları öldürüyor.

Az önce bir fırtına daha geçirdik. Çadırlar yine su altında kaldı ve uçtu. Otuz yaşındaki Alaa Juha, yağmurla yıkılan bir duvarın altında kaldı ve öldü. İki aylık bebek Arkan Musleh hipotermi nedeniyle öldü. Bu ay toplam 15 kişi soğuk hava nedeniyle hayatını kaybetti. Ailemin çadırı yine su altında kaldı; sudan ve dondurucu soğuktan kaçış yolu bulamadığınızda sizi saran çaresizlik hissini tarif etmek zor.

İsrail, saldırılarıyla değil, müzakere edilen sayıda yardım kamyonunun, gerekli ilaç ve çadırların, barınak malzemelerinin ve mobil evlerin girişine izin verme yükümlülüğünü yerine getirmemekle de ateşkesi ihlal etmeye devam ediyor.

İsrail ayrıca Gazze halkına yardım sağlamaya çalışan uluslararası kuruluşların erişimini de kısıtlamaktadır. Yeni kurallar, Save the Children gibi büyük kuruluşlar da dâhil olmak üzere STK'ların kayıt olmasını zorlaştırmaktadır. Bu durum, İsrail'in STK'ların yardım getirme taleplerini sürekli reddetmesiyle birlikte, bize yardım sağlamak için yapılan uluslararası çabaları engellemektedir.

Bu arada, bizim acılarımızı hafifletmeye çalışan Filistinli kuruluşlar bağışların çöküşüyle karşı karşıya. Örneğin, yoksul ailelere ve öğrencilere maddi destek sağlayan bağış temelli bir girişim olan Samir Projesi, ateşkesin ilan edilmesinden sonra çok sayıda bireysel bağışçı ve takipçisini kaybetti. Projenin direktörü Dr. Ezzedine al-Lulu, bağışların azalmasının temel yardımları sağlama yeteneklerini engellediğini bana doğruladı.

İsrail ayrıca Refah sınırını kapalı tutuyor. İsrail bağlantılı savaş vurguncularına fahiş miktarda para ödemediğiniz ve bir daha geri dönmemeyi kabul etmediğiniz sürece dışarıya çıkma imkânınız yok. Acil tıbbi tahliyeye ihtiyaç duyan 16.000'den fazla kişi İsrail tarafından sınırdan çıkmaktan alıkonuluyor; 1.000'den fazlası sınırdan çıkmasına izin verilmesini beklerken hayatını kaybetti.

Gazze, yeni bir soykırım aşamasına girmiştir – halı bombardımanı operasyonları kadar dikkat çekmediği için manşetlere taşınmayan düşük yoğunluklu toplu katliamlar. Ancak nihai sonuç aynıdır: Gazze'deki Filistinlilerin yok edilmesi. İsrailli politikacıların topraklarımızı kolonileştirmekten bahsetmeyi bırakmamış olmaları şaşırtıcı değildir. Filistinlilerin olmadığı bir Gazze'yi hala ulaşılabilir bir olasılık olarak görmektedirler.

 

* Eman Abu Zayed, Gazze'den Filistinli bir yazar ve çeviri öğrencisidir.

HABERE YORUM KAT