Modern Katar'ın mimarı: Şeyh Hamad

Modern Katar'ın mimarı: Şeyh Hamad

“Filistin meselesi Şeyh Hamad döneminin en belirleyici başlıklarından biriydi. Şeyh Hamad, Gazze'ye devasa ekonomik destek sağladı; Hamas’ın 2007’de kontrolü ele geçirmesinin ardından 2012’de Gazze’yi ziyaret eden ilk devlet başkanı oldu.”

Modern Katar'ın Mimarı: Şeyh Hamad'ın Ardından

Feyza Gümüşlüoğlu / Fokus+


Katar'ın eski Emiri, ülke içinde ve dışarıda sık sık "Baba Emir" olarak anılan Şeyh Hamad bin Halife Al Sani’nin 74 yaşında hayatını kaybetmesi yalnızca bir devlet adamının değil, modern Körfez tarihinin en önemli dönüşüm projelerinden birinin mimarının da kaybı anlamına geliyor.

Bugün dünyanın en etkili küçük devletlerinden biri olarak görülen Katar, büyük ölçüde Şeyh Hamad’ın eseri.

Şeyh Hamad, petrol ve doğal gaz zenginliğinin tek başına bir ülkeye ağırlık kazandırmadığını iyi görmüştü. Bu gelirleri yalnızca halkın refahını artırmak için değil, Katar’ı dünyaya açmak için de kullandı. Diplomasiye, medyaya, eğitime ve kültüre yaptığı yatırımlarla küçük bir Körfez ülkesine nüfusunun ve yüzölçümünün çok ötesinde bir güç kazandırdı.

Doğal gazdan modern devlete

Şeyh Hamad, 1995 yılında iktidara geldiğinde Katar bugünkü hâline pek benzemiyordu. Petrol ülkeye önemli bir gelir sağlamış, Kuzey Sahası da çoktan keşfedilmişti. Ancak bu zenginlik henüz ülkenin görünümüne ve dışarıdaki ağırlığına tam olarak yansımamıştı. Doha küçük ve sade bir Körfez başkentiydi. Katar bölge dışında fazla tanınmıyor, sahip olduğu imkânlara kıyasla sınırlı bir etkiye sahip bulunuyordu.

Şeyh Hamad, ülkesinin kaderini değiştirecek potansiyeli burada gördü. En büyük başarılarından biri, doğal gazın sağlayacağı serveti nasıl bir devlet vizyonuna dönüştüreceğini öngörmesiydi. Göreve geldikten sonra Katar, dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatçısına dönüşen uzun bir kalkınma sürecine girdi. İlk LNG sevkiyatının yapıldığı 1996'dan yalnızca on yıl sonra ülke, üretim ve ihracatta küresel liderliğe yükseldi.

Şeyh Hamad bin Halife Al Sani

Şeyh Hamad, LNG’den gelen gelirle Katar’ı, özellikle de Doha’yı âdeta baştan kurdu. Yolları, limanları, havalimanını, hastaneleri, devlet üniversitesini ve müzeleri bu gelirlerle yeniledi, geliştirdi veya yeniden inşa etti. Şeyh Hamad döneminde Katar, kişi başına düşen millî gelirde 100 bin doları geçerek dünyanın en zengin ülkesi hâline geldi.

Ancak onun vizyonu yalnızca betonarme projelerden ibaret değildi. Doha'ya dünyanın önde gelen üniversitelerini getirdi. Eğitim Şehri (Education City) projesiyle Katar'ı bölgesel bir eğitim merkezine dönüştürdü. Kültür yatırımlarıyla ülkeye uluslararası bir kimlik kazandırdı. Qatar Airways'i küresel bir havayolu markasına dönüştürdü. Katar Yatırım Otoritesi aracılığıyla yapılan milyarlarca dolarlık yatırımlarla doğal gaz gelirlerini dünyanın dört bir yanına yayılan uzun vadeli stratejik varlıklara dönüştürdü. Bugün Katar'ın ekonomik dayanıklılığının önemli bir kısmı, o dönemde atılan bu adımların sonucu.

Küçük devlet, büyük etki

Şeyh Hamad'ın en büyük başarısı belki de dış politikadaydı, zira nüfus ve yüzölçümü itibarıyla oldukça küçük olan bir ülkeyi, attığı adımlarla uluslararası diplomasinin vazgeçilmez aktörlerinden biri hâline getirdi.

1996’da kurulan El Cezire televizyonu bu adımlara en iyi örnekti. Kanal yalnızca Arap medyasını değiştirmekle kalmadı, ülkeye bölge genelinde milyonlarca Arap hanesine doğrudan ulaşan benzersiz bir etki alanı kazandırdı. Kanal, Katar'ın sahip olduğu en etkili yumuşak güç araçlarından biri hâline geldi.

Aslında Şeyh Hamad döneminin en ayırt edici özelliği, Katar'ın sert güçten çok yumuşak güce yatırım yapmasıydı. Coğrafi büyüklüğü ve askerî kapasitesi sınırlı bir ülke için medya, diplomasi, yatırım, eğitim ve spor; güvenlik politikasının tamamlayıcı unsurlarına dönüştü.

Şeyh Hamad aynı zamanda Katar’ın bugün de sürdürdüğü arabuluculuk diplomasisinin temellerini attı. Doha; Lübnan'dan Sudan'a, Afganistan'dan Filistin'e kadar birçok krizde tarafların buluştuğu bir müzakere merkezi hâline geldi.

Katar, birbirleriyle konuşmayan aktörlerle aynı anda ilişki kurabilen nadir ülkelerden biri oldu. Bu denge siyaseti, bugün Emir Şeyh Temim döneminde de devam eden Katar dış politikasının temel karakterini oluşturuyor.

ABD ile Katar arasındaki güçlü güvenlik ortaklığı da Şeyh Hamad döneminde derinleşti. 1996'da inşa edilmeye başlanan El-Udeyd Hava Üssü, kısa sürede ABD'nin ülke dışındaki en önemli askerî üslerinden biri hâline geldi. Katar böylece hem güvenlik garantisini güçlendirdi hem de bölgesel ağırlığını artırdı.

Şeyh Hamad bin Halife Al Sani, şehit Hamas lideri İsmail Heniyye ile birlikte

Filistin meselesi Şeyh Hamad döneminin en belirleyici başlıklarından biriydi. Şeyh Hamad, Gazze'ye devasa ekonomik destek sağladı; Hamas’ın 2007’de kontrolü ele geçirmesinin ardından 2012’de Gazze’yi ziyaret eden ilk devlet başkanı oldu. Aynı dönemde Libya ve Suriye krizlerinde de aktif rol üstlenerek Katar'ı bölgesel krizlerin önemli aktörlerinden biri hâline getirdi.

Bugün dünyanın gözünde Katar denildiğinde akla gelen bir diğer alan da spor.

2022 FIFA Dünya Kupası teknik olarak Şeyh Temim döneminde gerçekleştirildi. Ancak bu organizasyonun temelleri Şeyh Hamad döneminde atıldı. Eski Katarlı futbol yöneticisi Muhammed bin Hammam’ın anlattığına göre Şeyh Hamad, 2006 Asya Oyunları’nın ardından Doha’yı ziyaret eden dönemin FIFA Başkanı Sepp Blatter’le yediği bir akşam yemeğinde Katar’ın Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmak istediğini söyledi.

Bin Hammam, bu sözleri duyduğunda hedefin büyüklüğü karşısında şaşkına döndüğünü anlatır. Kendisi dâhil çevresindekilerin hiçbiri, küçük bir Körfez ülkesinin dünyanın en büyük spor organizasyonuna ev sahipliği yapabileceğini düşünmüyordu. Şeyh Hamad ise bunun gerçekleşebileceğine inanıyordu.

Katar 2010 yılında ev sahipliği hakkını kazandığında Şeyh Hamad gözyaşlarını tutamadı ve Katarlı heyettekileri tek tek kucakladı. O an yanında, Katar bayrağının rengini taşıyan bordo kıyafetiyle Şeyha Moza da vardı. Bu görüntü, yalnızca Dünya Kupası zaferinin değil, Şeyh Hamad ile Şeyha Moza’nın Katar’ın uluslararası yüzünü birlikte temsil etme biçiminin de güçlü bir simgesine dönüştü. Ülkeyi bu organizasyona hazırlayacak büyük altyapı hamlesi de onun döneminde başladı. Dünya Kupası böylece yalnızca bir spor organizasyonu olmaktan çıkıp Katar’ın küresel görünürlüğünü yeniden tanımlayan büyük bir projeye dönüştü.

Eşine açtığı alan

Şeyh Hamad'ın mirasını yalnızca ekonomi ya da dış politikayla açıklamaksa eksik kalır. Tüm bunların ötesinde, pek de dikkat çekilmeyen ancak en az diğerleri kadar önemli olan bir boyut daha var.

Şeyh Hamad’ı belki de Körfez'deki birçok liderden ayıran en önemli özellik, eşi Şeyha Moza'ya açtığı alandı. Zira muhafazakâr bir toplumda bunu yapmak hiç kolay değildi.

Körfez gibi kapalı, lider eşlerinin pek de görünür olmadığı bir bölgede Şeyh Hamad, eşi Şeyha Moza'yı sarayın görünmeyen bir figürü olarak pekâlâ bırakabilirdi. Ancak o tam tersini yaptı; Şeyha Moza'nın eğitim, kültür ve sosyal kalkınma alanlarında bağımsız bir kamu figürü hâline gelmesini destekledi. Körfez liderlerinin eşleriyle birlikte görünmesinin henüz yaygın olmadığı bir dönemde Şeyh Hamad ve Şeyha Moza, devlet ziyaretlerinde, uluslararası zirvelerde ve küresel etkinliklerde düzenli olarak birlikte yer alan dikkat çekici bir çift hâline geldi.

Şeyha Moza daha sonra verdiği bir röportajda, uluslararası televizyon kameralarının bulunduğu bir etkinlikte görevlilerin Şeyh Hamad’a birlikte kameraların karşısına çıkmalarını isteyip istemediğini sorduğunu anlattı. Şeyh Hamad’ın cevabı kısa ve netti: “Devam edin, her şey olduğu gibi kalsın.” Şeyha Moza’nın uluslararası kameraların karşısına ilk çıkışı böyle, önceden planlanmamış ve doğal bir anda gerçekleşti. Bu yaklaşım, sonraki yıllarda ikisinin birlikte sergilediği kamusal görünürlüğün de temelini oluşturdu.

Şeyh Hamad’ın eşi Şeyha Moza’ya açtığı alan yalnızca kamusal görünürlüğünü artırmakla sınırlı kalmadı; önemli görevler üstlenmesinin de önünü açtı. Bunların başında hiç kuşkusuz, 1995’te kurulan Katar Eğitim, Bilim ve Toplum Geliştirme Vakfının (Qatar Foundation) başkanlığını üstlenmesi ve vakfın çatısı altında Eğitim Şehri’nin kurulmasına öncülük etmesi geliyor. Bugün Şeyha Moza yalnızca eski emirin eşi olarak bilinmiyor; özellikle eğitim ve insani yardım alanlarında başlı başına küresel bir marka hâline gelmiş durumda.

Şeyh Hamad aynı yaklaşımı kızları için de benimsedi; onların kamusal hayatta görünür olmalarının ve ülkenin dönüşümünde aktif roller üstlenmelerinin önünü açtı. Kızlarından Şeyha el-Mayassa, Katar’ın kültür ve sanat vizyonunun en önemli temsilcilerinden biri hâline geldi. Müzeler ve çağdaş sanat alanındaki çalışmalarıyla Katar’ın kültür ve sanat yoluyla dünyaya açılmasına önemli katkı sağladı.

Şeyh Hamad'ı döneminin diğer liderlerinden ayıran bir başka özellik de iktidarı nasıl kullandığı kadar, zamanı geldiğinde nasıl devrettiğiydi. 1995 yılında babası Şeyh Halife bin Hamad Al Sani'ye karşı kansız bir müdahaleyle iktidarı devralan Şeyh Hamad, 18 yıl sonra iktidarı kendi isteğiyle oğlu Şeyh Temim'e devretti. Körfez monarşilerinde son derece nadir görülen bu gönüllü geçiş, yalnızca siyasi istikrar açısından değil, iktidarın planlı ve çatışmasız biçimde devredilebileceğini göstermesi bakımından da önemliydi.

Şeyh Hamad'ın eleştirilecek adımları elbette olabilir, ancak bunların hiçbiri küçük bir ülkeyi bulunduğu noktadan alıp bambaşka bir seviyeye taşıdığı gerçeğini değiştirmiyor. Katar bugün büyüklüğünün çok daha ötesinde bir etki alanına ve güce sahipse bu şüphesiz Şeyh Hamad sayesinde oldu.

Bugün Katar'ın Gazze müzakerelerinden Afganistan dosyasına, ABD ile ilişkilerinden İran'la diyalog kanallarına kadar üstlendiği birçok rol, aslında Şeyh Hamad döneminde oluşturulan dış politika mimarisinin devamı niteliğinde. Emir Şeyh Temim farklı bir üslup benimsese de ülkenin uluslararası konumunu belirleyen temel strateji büyük ölçüde değişmedi. Bu da Şeyh Hamad'ın mirasının yalnızca kendi dönemine değil, Katar'ın bugünkü devlet aklına da yön verdiğini gösteriyor.

Şeyh Hamad bin Halife Al Sani, doğal gaz zenginliğine sahip küçük bir Körfez emirliğini, ekonomik sermayesini diplomasiye, medyaya, eğitime, kültüre ve küresel etkiye dönüştürebilen modern bir devlete çevirdi. Bugün oğlu Şeyh Temim liderliğinde Katar'ın izlediği politikaların önemli bir kısmı hâlâ onun attığı temeller üzerinde yükseliyor.

Bu nedenle Şeyh Hamad yalnızca eski bir emir değil; modern Katar'ın gerçek mimarı olarak hatırlanacak.

Allah rahmet eylesin.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir