1. HABERLER

  2. ÇEVİRİ

  3. Annemin yastığının altındaki çanta
Annemin yastığının altındaki çanta

Annemin yastığının altındaki çanta

​​​​​​​Evimizin mülkiyetini kanıtlayan belgeler, evimizle birlikte yok olduğunda ne olur?

22 Mayıs 2026 Cuma 16:40A+A-

Ohood Nassar’ın WANN’da yayınlanan yazısını Barış HoyrazHaksöz Haber için tercüme etti.


Savaşın ilk günlerinde ailemiz, doğduğumdan beri yaşadığım Gazze’nin kuzeyindeki evimizin zemin katında kaldı.

Yakınlarda patlayan roketlerin ve aralıksız bombardımanın sesini dinlerken, ailemiz doğum belgeleri, kimlik kartları, diploma belgeleri ve en önemlisi evimizin ve arazimizin tapu belgeleri gibi önemli evrakları küçük bir çantaya koydu. Annem o çantayı her gece yastığının altında sakladı.

O ilk günlerde, çevremizdeki evler hiçbir uyarı yapılmadan doğrudan bombalandı. 10 Ekim 2023'te, evimizin sadece iki metre gerisindeki eve, yakın zamanda bir saldırı olacağı konusunda uyarı yapıldı. Evde kalırsak hayatta kalamayacağımızdan emin olduğumuz için hemen tahliye ettik. Hazırladığımız tahliye çantalarını ve önemli belgelerin bulunduğu çantayı da yanımıza alarak evi boşalttık. Annem, “Bu belgeler evin bize ait olduğunu kanıtlıyor. Eğer bombalanır ve evi kaybedersek, bu belgeler evin bize ait olduğunu kanıtlar.”

Bombardıman yoğundu. Yaya olarak ayrıldığımız için tüm eşyalarımı alamadım. Bir araba bulamadık. Her birimiz en önemli eşyalarımızı içeren küçük bir çanta taşırken, annem kuzeyden getirdiğimiz mülkiyet belgelerinin bulunduğu çantayı taşıyordu. Annem sürekli “Bu, kuzeyde mülkümüz olduğunu kanıtlayan tek delilimiz” diye tekrarlıyordu.

Evden ayrıldıktan sonra defalarca yerinden edildik ve bir yerden diğerine taşındık — teyzemin evi, babamın bir arkadaşının evi, üç okul ve El-Şifa Hastanesi (savaş sırasında hastaneler ve okullar yerinden edilmiş insanlar için barınak olarak kullanılıyordu). Her yerinden edilmeyle birlikte giysi ve yiyecek dâhil pek çok şeyi geride bıraktık.

Yiyecek kıtlığı nedeniyle günde sadece bir öğün yemek yiyorduk. Ekmek, pirinç ve makarna ile besleniyorduk. Et veya sebze bulmak mümkün değildi. Gıda fiyatları çok yükseldi. Hastaneden kaçarken, evimizin tüm fotoğraflarının bulunduğu dizüstü bilgisayarımı geride bıraktım.

Evimizden yerinden edilme süreci zorlu ve acı vericiydi. Her gün eve dönmeyi hayal ediyorduk.

Nihayet 2025 yılının Ocak ayında eve döndüğümüzde, bir buçuk yıldır yerinden edilmiştik. Evin üç katının yıkıldığını gördük. Annem tapu belgelerini çıkardı ve “Bu, üç katın bize ait olduğunun kanıtı. Yeniden inşa başladığında, bombalamada katlarımızın yıkıldığını kanıtlayan tapu belgelerimizi göstereceğiz ve onlar da yeniden inşa edilecek” dedi.

Savaşın bittiğine inanarak evimize geri döndük ve onarımlarını yaptık. Bu, bir inançtan çok bir umuttu.

Bir daha asla evimizi terk etmek zorunda kalmayalım diye dua ettik. Savaşın bittiğini ve bir daha asla evimizi terk etmek zorunda kalmayacağımızı umduk. Ne yazık ki Gazze’de umduğumuz her şey gerçekleşmiyor, özellikle de güvenlik ve istikrar hayalleri.

2025 yılının Mart ayı ortasında savaş yeniden başladı. Roket sesleri duyuyorduk. Korku ve ölüm her an peşimizdeydi. Evimi bir daha terk etmek istemiyordum. Bir kez daha yerinden edilmeye dayanamazdım. Bombardıman devam ediyordu ve tanklar evimizin yakınlarına ateş açıyordu. Buna rağmen evden çıkmadık. Evimizi terk etmeye niyetimiz yoktu.

2025 yılının Mayıs ortasında, İsrail yetkililerinden gelen bir telefonla evimizin 10 dakikadan az bir süre içinde bombalanacağı konusunda uyarıldık — evi boşaltmak için yeterli zaman yoktu. Evimizin önü molozlarla doluydu ve sokak enkazla kaplıydı. Evden tahliye olmak 10 dakikadan fazla sürdü. Şiddetli kıtlık nedeniyle, giysilerimizi ve diğer eşyalarımızı geride bırakarak, taşıyabildiğimiz kadar yiyecek aldık. Evimizin tapusunu ilk kez geride bıraktık. İsrail ordusu, tapumuzun da içinde olduğu evimizi bombaladı.

Evimiz artık İsrail’in tam kontrolü altındaki kırmızı bölgede bulunuyor. Eve gitmemize izin verilmiyor. Evimizin ve arazimizin mülkiyet hakkımızın tanınmayacağı korkusuyla boğuluyoruz. Belgeler bombalanan evimizin içinde kayboldu. Evimizin fotoğrafları, El-Şifa Hastanesinden kaçarken kaybettiğim dizüstü bilgisayarımda saklanıyordu. Artık bir ev ve araziye sahip olduğumuza dair elimizde hiçbir kanıt kalmadı.

Umarım savaş bir daha hiç çıkmaz. Umarım işgalciler kırmızı bölgelerden çekilir. Umarım evimiz yeniden inşa edilebilir ve bir daha asla oradan ayrılmak zorunda kalmayız.

 

* Ohood Nassar, Gazze’nin kuzeyinden gelen bir çevirmen ve içerik yazarıdır ve İslam Üniversitesi mezunudur.

Yazma serüvenine 2024 yılında, soykırım sırasında başladı ve yazıları aracılığıyla Filistinlilerin çektiği acıları dünyaya aktardı. Yazıları Electronic Intifada, The New Arab, Filistin Araştırmaları Enstitüsü ve el Jazeera’da yayınlandı.

Savaşa rağmen önemli başarılara imza atmaya devam etti: Gazze'nin kuzeyinde bir eğitim çadırı kurdu, ancak bu çadır Mayıs ortasında bombalandı; Eğitim Fakültesi'nden üstün başarıyla mezun oldu ve eğitim çadırları üzerine yazdığı akademik makalesi dünya çapında birincilik kazandı. Şu anda 14 yaşındaki öğrencilere hikâye yazma ve deneyimlerini belgeleme konusunda eğitim veriyor.

HABERE YORUM KAT