
"Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. En güzel isimler O'nundur."
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. En güzel isimler O'nundur. Taha/8

Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. En güzel isimler O'nundur. Taha/8
Allah kendisinden başka İlâh olmayandır. Kendisinden başka sözü dinlenecek, kulluk edilecek olmayandır Allah. Kendisine yönelinecek, kendisine kulluk edilecek, kendisi razı edilecek tek varlık Allah’tır. İbadetin, duanın, tevekkülün sadece kendisine yapılacağı imdadın yardımın sadece kendisinden isteneceği tek varlık Allah’tır.
Tüm varlıklar adına kanun koymaya, onlara din ve şeriat belirlemeye, onlara hayat programı çizmeye yetkili tek varlık Allah’tır. Allah’tan başka hiçbir kimsenin kanun yapmaya, din belirlemeye, hayat tarzı koymaya, hayat programı belirlemeye hakkı yoktur. Din koyucusu sadece Allah’tır. Hayat programını belirleyici sadece odur. Çünkü tüm varlıklar Onundur, herkes ve her şey Onun kuludur, Onun mülküdür ve mülkünde söz hakkı da sadece Ona aittir.
A’râf sûresinde Rabbimizin bu güzel isimleriyle Ona dua etmemiz tavsiye edilir. Yâni bu isimlerle tevessül edecek ve isteyeceğimizi onlarla isteyeceğiz. Konumumuz, durumuz, hacetimiz hangi isme mütenasipse onunla dua edecek, tavır belirleyeceğiz. Meselâ bir rızık isteme pozisyonundaysak ya Rezzak diyerek. Günâhlarımızın affını, kusurlarımızın örtülmesini isteme makamındaysak ya Gaffâr, ya Settâr diyerek. Korktuğumuz bir şeyden bizi korumasını isteme ortamındaysak ya Hafız, şifa isteme atmosferindeysek ya Şâfî diyerek dua edeceğiz. Ve tabii en önemlisi sadece Rabbimize ait olan bu isimleri, bu sıfatla asla başkalarına vermeyeceğiz.
BASAİRUL KUR’AN
Râzî’nin bu ayet üzerindeki şerhini şu ana başlıklarla özetleyebiliriz:
1. Tevhidin İlanı: "Allahü lâ ilâhe illâ hû"
Râzî, ayetin bu kısmının bir "hasr" (sınırlama) ifade ettiğini belirtir. Ona göre:
Vücub-i Vücud: Allah’tan başka ilah olmaması, varlığı kendinden olan ve yokluğu imkansız olan tek varlığın O olduğu anlamına gelir.
İbadete Layık Olma: Hakiki manada ibadete layık olan, kâinatın dizginlerini elinde tutan tek otoritedir. Önceki ayetlerde zikredilen "Arş’a istiva" ve "yerdeki-göktekilerin malikiyeti" vasıfları, bu tevhidi ispatlayan delillerdir.
2. "Esmaü’l-Hüsna" (En Güzel İsimler) Kavramı
Râzî, "en güzel" (el-hüsna) ifadesini şu açılardan inceler:
Yetkinlik: Bir ismin "en güzel" olması, o ismin delalet ettiği sıfatın kemal mertebesinde olması demektir. Örneğin; O'nun ilmi cehaletten, kudreti acziyetten tamamen münezzehtir.
İsim-Müsemma İlişkisi: Râzî’ye göre Allah’ın isimleri sadece lafızlardan ibaret değildir; bu isimler Allah’ın zâtına veya zâtı ile kâinat arasındaki bir ilişkiye (yaratma, rızık verme gibi) işaret eder.
3. Celalden Cemâle Geçiş: Önceki ayetlerde Allah’ın azameti ve kudreti (Arş, yer, gök) anlatılarak bir "heybet" (celal) duygusu uyandırılmış; 8. ayette ise "En Güzel İsimler" vurgusuyla "ünsiyet" (cemal/sevgi) kapısı açılmıştır.
Râzî’nin Önemli Notu: "Allah’ın isimlerinin güzel olması, sadece kulaklara hoş gelmesi değil; o isimlerin işaret ettiği manaların noksanlıklardan arınmış ve gerçek varlığa dayalı olması sebebiyledir."
TEFSİRİ KEBİR



HABERE YORUM KAT