
AB, sömürgeciliği ve onu sürdürmedeki rolünü ortadan kaldırmaya istekli mi?
AB, İsrail söz konusu olduğunda, insan hakları ihlallerini durdurmak için hiçbir adım atmayacağını, hatta İsrail'in sömürgeci yapısı ve AB-İsrail Ortaklık Anlaşması'nı tamamen askıya almayacağını açıkça belirtiyor.
Ramona Wadi’nin Middle East Monitor’de yayınlanan yazısı, Haksöz Haber tarafından tercüme edilmiştir.
AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’a göre, Rusya ve İran’a bu kadar hızlı bir şekilde uygulandığında AB tarafından etkili görülen yaptırımlar, İsrail söz konusu olduğunda aynı etkiyi göstermiyor. AB’nin Rusya ve İran’a bu kadar hızlı uyguladığı yaptırımlarla ilgili olarak İsrail’e yönelik çifte standartları sorulduğunda Kallas, “Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması, İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria’daki genişlemesini durduracak mı? Biliyorsunuz ki bu muhtemelen doğru değildir.”
Tek başına hayır. Yaptırımlar, İsrail’in sömürgeci genişlemesini durdurmayacaktır. Ancak İsrail’i AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’ndan askıya almak, yerleşim genişlemesini durdurmak için değildir. Yapılması gereken, 2. maddede belirtildiği gibi, İsrail’in insan haklarına ve demokratik ilkelere saygı göstermediği gerekçesiyle anlaşmayı feshetmektir. Gerçekte, bu mantık da hatalıdır; AB, İsrail’in etnik temizlik yapılmış Filistin topraklarında kurulduğundan beri insan haklarına ve demokratik ilkelere saygı göstermediğini biliyordu. Bu tarihsel gerçeklikten hareketle, AB-İsrail Ortaklık Anlaşması hiçbir zaman yürürlüğe girmemeliydi.
Ancak AB, tarihi görmezden geliyor ve İsrail’i bir sömürgeci girişim yerine bir demokrasi olarak kavramsallaştırıyor.
İşte bu yüzden 2. madde var – bu madde İsrail’i demokrasi ile aynı kefeye koyuyor ve demokratik bir ülkeden beklendiği gibi insan haklarına ve demokratik ilkelere saygı gösterilmesini bekliyor. Ancak, AB’nin defalarca gösterdiği gibi demokrasiler kusurludur ve sömürgecilik, demokrasinin bir sapması olmaktan çok uzaktır. Sömürgecilik, uluslararası hukuk açısından bir hukuksuzluktur; bu da AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nı, demokrasi ile sömürgeciliğin insan haklarına ve uluslararası hukuka karşı nasıl işbirliği yaptığının bir örneği haline getirir.
Kallas, AB’nin İsrail’e ayırdığı cezasızlığa yeni bir boyut katıyor – sömürgeci yerleşim genişlemesi karşısında çaresizlik numarası yapıyor ve bunu AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın sınırlarına bağlıyor. Yerleşim yerlerinin genişlemesini durduracak tek şey, sömürgecilikten kurtulmayı desteklemektir. Bu, varsayımsal olarak, AB’nin İsrail ile bağlarını tamamen koparması ve İsrail’e karşı sömürgecilik karşıtı bir tutum benimsemesi anlamına gelir.
Ancak AB, Filistin’in kötüye gitmesine yatırım yapmıştır; bu da, İsrail’in sömürgeci genişlemesine de yatırım yaptığı anlamına gelir. Öyle ki, AB-İsrail işbirliğinin bir parçasını kesmeyi taahhüt etmek yerine, diplomatik çaresizlik numarası yapmayı tercih etmektedir.
AB, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırım sırasında anlaşmayı askıya almayı sadece tartışmışsa, ateşkes söylemlerinin Gazze’de gerçekte yaşananlardan – AB’nin de uluslararası toplumun geri kalanı gibi, insan hakları ihlallerini tek başına tartışarak idare edebildiği, yavaş ve normalleşmiş bir soykırım – daha fazla değer taşıdığı şu anda, anlaşmayı askıya almak için nasıl bir gerekçe bulabilir?
Kallas sadece çifte standart uygulamıyor. AB, İsrail söz konusu olduğunda, insan hakları ihlallerini durdurmak için hiçbir adım atmayacağını, hatta İsrail'in sömürgeci yapısı ve AB'nin İsrail'e bağımlılığı göz önüne alındığında, sembolik olduğu kadar somut da olan AB-İsrail Ortaklık Anlaşması'nı tamamen askıya almayacağını açıkça belirtiyor. Kallas'a göre, anlaşmanın askıya alınması yerleşim yerlerinin genişlemesini durdurmazsa, anlaşmayı askıya almak anlamsızdır. Sömürgeciliğin ortadan kaldırılması, sömürgeciliği yıkacağı için yerleşim yerlerinin genişlemesini durduracaktır. AB, sömürgeciliği ve onu sürdürmedeki rolünü ortadan kaldırmaya istekli mi?
*Ramona Wadi, bağımsız araştırmacı, serbest gazeteci, kitap eleştirmeni ve blog yazarıdır. Yazıları Filistin, Şili ve Latin Amerika ile ilgili çeşitli konuları kapsamaktadır.




HABERE YORUM KAT