HABER HATTI
Yorum-Analiz
ÖZGÜR-DER
ANKET
Haksöz-Haber'de en çok ziyaret ettiğiniz bölüm hangisidir?
Haksöz Okulu
Haberler
Köşe Yazarları
İktibaslar
Forum

Haksoz haksöz

ARAMA
Haksöz 229. Sayısı Çıktı
02.04.2010 18:01
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
 
Bugün çıkan 229. sayısı (Nisan 2010) ile 20. yılına giren Haksöz Dergisi, anayasa tartışmalarını manşete taşımış. Dergide Ermeni meselesi, açılım tartışmaları Alevilik gibi konular da işleniyor.

Haksöz 20 Yaşında:

"Sözümüzü ne büktük, ne incelttik, kalemimize asla peruk takmadık!"

"Kur'an'ın aydınlığına doğru" şiarıyla sürdürdüğü aylık yayınında 20. yılına giren Haksöz Dergisi, anayasa değişikliğine set olan Ergenekon Cephesi'ni manşete taşımış. Darbe anayasasının korunması telaşına düşen Ergenekon Cephesi'nin analiz edildiği Gündem'de anayasa tartışmalarına ilişkin Müslümanların durması gerek taraf tartışılıyor.

Derginin "20. Yıl" sayısı Ali Değirmenci ve Ahmet Örs'ün kaleme aldıkları anı-edebi yazılarla işleniyor.

Açılım politikalarının beslendiği saikleri analiz eden Hamza Türkmen, açılım politikaları ve Kemalist darbeci statü karşı­sında Müslümanların yaklaşımını değerlendirerek İslami sorumluluğun nasıl bir tavır almayı gerektirdiğini sorguluyor.

Ermeni Soykırımı tartışmalarını ele alan Rıdvan Kaya, tarihsel gerçeklerin korkulara esir edilmemesi gerektiğine dikkat çekerek milliyetçi tavrın adaletten uzaklaştırdığını dile getiriyor. Ahmet Örs ise zulüm ve istibdat rejimi kurmuş İttihatçıların tezlerinin Müslüman mahallesinde karşılık görmesini eleştiriyor.

"Katilini Sevmeden, Düşmanına Sığınmadan Hakikati Araştıran Diyalog" başlığıyla Alevilik yazılarına devam eden Hamza Türkmen, devletin Alevi-Sünni politikasını masaya yatırıyor ve her iki tarafın birbirine yaklaşım biçimini analiz ediyor.

Siyonist İsrail'in Harab Sinagogu'nu açmasından sonra başlayan gerginlik sürecini değerlendiren İlyas Çetin; Mescid-i Aksa ve Kudüs'e sahip çıkma sorumluluğumuza işaret ediyor. Murat Özer ise Emir Seyfullah'ın şehadeti dolayısıyla Kafkasya'daki İslami direnişin iç tartışmalarını aktarıyor ve Müslümanların Çeçenya'ya olan kayıtsızlıklarının arka planını yorumluyor.

Crescent'ten yapılan çevirilerde Fahad Ensari, "Ümmetin Kızlarını İşgalcilere Satmak" başlıklı yazısında Müslüman bir kadın üzerinden Pakistan'da Müslümanların ABD'ye teslim edilmesi ve CIA işkencelerini; Ebu Zer, Müslümanların safına sızmış münafıkları; Zafer Bangaş ise Müslüman zihnin sömürgeleştirilmesini ele alıyor.

"Ayetlerin Işığında Hayat" bölümünde Mesut Onat "Şükür" kavramını, insanın şükür ile olan irtibatını ve hamd ile şükür arasındaki ilişkiyi ele alıyor. Murat Kayacan ise Hz. Muhammed'in iki omzu arasında "peygamberlik mührü" bulunduğunu iddia eden bilgi ve rivayetleri değerlendiriyor. Cengiz Duman, önceki sayıda ilk bölümünü yazdığı Hz. Yakub kıssasının ikinci bölümünü okuyucularına ulaştırıyor. Duman, bu bölümde Hz. Yakub'un resullüğü ve mesajını işliyor.

"Liberalizme Dair Kenar Notları" başlığıyla Bahadır Kurbanoğlu, çağdaş liberalizm ile bu akımdan etkilenenleri ele alırken bu düşüncenin yaklaşımlarını da sorguluyor.

Mehmet Akif'i aadece "milli şair" olarak sınırlamanın yanlışlığını ortaya koyan "Düzyazılar" kitabının yazarı A. Vahap Akbaş'la bir röportaj gerçekleştiren Asım Öz, ayrıca Ömer Rıza Doğrul'un "Yeryüzündeki Dinlerin Tarihi" kitabını değerlendiriyor.

Son günlerde çokça gündeme gelen "Büşra" filmini ise Süleyman Ceran ele alıyor. Filmin, absürt bir karikatürün beyaz perdeye uyarlanmasından öte bir özelliği olmadığını belirten Ceran, filmdeki çirkinlikleri izlemenin tahammül kaldırmadığını ifade ediyor. Ceran, ayrıca Rachel Corrie ile ilgili bir denemesini Haksöz okuyucularıyla paylaşıyor.

Mart ayında başörtüsü zulmü karnesine yansıyan olayların da aktarıldığı dergide Hatice Kübra Baytap'ın "Kahır" adlı şiiri ve Rüştü Hacıoğlu'nun "Bu Çağın Sümeyye'si" başlıklı denemesini okuyabilirsiniz.

20. yılında hakkın ve hakikatin şahitliğini yapmayı sürdüren Haksöz'e Kur'an'ın aydınlığında nice yayınlar ve Rabbimizden muvaffakiyetler diliyoruz.

İrtibat: 0212 524 10 28

HAKSÖZ-HABER

HAKSÖZ 20. YILINDA:
Kur'an'ın Aydınlığında 20 Yıl Boyunca Hak Sözü Söylemek...

Haksoz haksöz

Bookmark and Share
YORUMLAR
Toplam 5 Yorum
cengiz duman
12 Nisan 2010 Pazartesi 09:51
Murat kayacan kardeşimizi tebrik ediyorum!..
Selamün aleyküm, Yazılarımıza önem vermesi, olumlu katkılarda bulunması dolayısıyla M.Kayacan kardeşimize teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Ka'bu'l-Ahbar ile ilgili olarak, aslında Kur’an kıssalarının mücmelliği karşısında, onları mufassallaştırmak amacı ile sahabenin kendisine başvurma olgusunu gündem etmek istedik. Bunu örneklememizin sebebi kıssaları mufassallaştırma metodu olarak Tevrat metinlerinden yararlanmamızdandır. Dolayısıyla geçmişte sahabenin uyguladığı -Yazılı Tevrat’tan dilsel olarak anlayamadıkları için onu bilen Yahudi kökenden gelen Ka'bu'l-Ahbar’a müracaat ediyorlardı- metodu yazılarımızda bizde uyguladığımızı ifade etmiş oluyorduk. Tabi Ka'bu'l-Ahbar’ın rivayetlerinde aşırı hususlara rastlanmaktadır. Günümüzde bize ulaşan kıssalar kültüründeki İsrailiyat’ta olduğu gibi. Kur’an perspektifinde bunları ayıklayamayanlar suçu-günahı Ka'bu'l-Ahbar’ın üzerine yıkarak kurtulmaya çalışmaktadırlar. Biz ise realiteyi göz önüne getirdik.
Hz. Yakub’un gözlerinin görme yetisini kaybetmesi olgusunu, onun geleceği-gaybı bilemeyen bir peygamber –Kur’an peygamberi- olması olgusuna bağlamalıyız. Bir oğlu’nun kaybı ve diğer oğullarının entrikalarını görme ve anlamanın üzüntüsünün gözlere vurması olayın beşeri yanını, bu musibeti –Hz. Eyyub’a olduğu gibi- ihsan edip, daha sonraki gözlerin açılması mucizenin gerçekleşmesine müsaade edenin Allah olması, bu olayın tevhidi yanını beyan eder kanaatindeyiz. Çok iyi ve önemli bir hususu tespit ettiğinizin ve gündem ettiğinizin altını çizelim ve tebrik edelim. Allah’a emanet olun.
Murat Kayacan
11 Nisan 2010 Pazar 20:33
Hz. Yakub'un Rasullüğü
s. 54-55'te Ka'bu'l-Ahbar'ın epeyce olumlu yönüne değinilmektedir. Bu bağlamda yıllar önce okuduğum Ebu Reyye'nin Ka'bu'l-Ahbar için "Yahudiliğini gizleyip İslam olduğunu iddia eden büyük kahin tanımlaması"nın etkisinde kalmış biri olarak Cengiz Duman kardeşimizin "dengeli yaklaşımını" tebrik ediyorum. Tarihte yaşamış kişilikler, eleştirilerimize ve ithamlarımıza karşı savunmasız oldukları için canlı olanlar kadar "adaleti" hak etmektedirler.
s. 57'de "Yakub Peygamber'in kıssasından mücmel/öz olarak ve sadece tevhid inancı perspektifinde anlatımlarlarda bulunmaktadır." denilmekte. Hz. Yakub'un oğluyla ayrılığı sonucu görme yeteneğini kaybetmesi herhalde tevhidle değil onun "beşeriliği" vurgusuyla doğrudan ilişkilidir..
Murat Kayacan
10 Nisan 2010 Cumartesi 18:41
Açılım politikaları Kelamizm ve Müslümanlar
Yazıda, "Rize'de, Konya'da, Antalya'da, Elazğı'da, Düzce'de, Dersim'e katledilen insanların, katledilen Müslümanların torunlarıyız." denilmekte.
Acaba bu cümle, "Ben Müslümanım diyen herkes Müslümandır." şeklinde bir yaklaşımı mı içermekte?.
Hasan Soylu
08 Nisan 2010 Perşembe 10:40
20 yıl
20. yıl sayı itibariyle ne ifade eder bilmiyorum ama Ali Değirmenci'nin haksöz üzerine yazısını okuyunca dünden bugüne, kendisinden çocuklarına uzanan sürekliliğe yaptığı vurguyu çok anlamlı buldum. Eline, kalemine sağlık diyorum!.
^^musab sevim^^
03 Nisan 2010 Cumartesi 15:54
^^ALLAH RAZI OLSUN^^
Allah sizden razı olsun, yazılarınızla müslümanları uyandırıyorsunuz. Allah muaffak etsin….
07 Eylül 2010
DÜŞÜNCE PLATFORMU
İKTİBASLAR