HABER HATTI
Yorum-Analiz
ÖZGÜR-DER
ANKET
Haksöz-Haber'de en çok ziyaret ettiğiniz bölüm hangisidir?
Haksöz Okulu
Haberler
Köşe Yazarları
İktibaslar
Forum

Haksoz haksöz

ARAMA
Haksöz Dergisi'nin 224. Sayısı Çıktı
03.11.2009 15:38
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
 
Kur'an'ın Aydınlığına Doğru şiarıyla aylık yayınını sürdüren Haksöz, yeni sayısında darbe belgesini, Kürt açılımını ve camilerimizi kuşatan Kemalizm'in mahyalarını kapağa taşıdı. Kapakta Genelkurmay Karargâhı, Cunta Karargâhı mı diye soruluyor.

"Kemalist Cumhuriyete Darbeci Ordu" başlıklı ve "İrtica İle Müca­dele Eylem Planı" adlı darbe belgesini konu edinen Gündem yazısında Haksöz, pimi çekilmiş darbe bombası elinde patlayan Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'u istifaya zorlayacak iradeyi sorguluyor. Askeri yargı saçmalığının da devre dışı bırakılması gerekliliğine dikkat çeken Haksöz, darbecilerin yargılanması hususunda hükümetin üzerine ciddi sorumluluklar düştüğünün altını çiziyor. Bu minvalde Bahadır Kurbanoğlu da ıslak imzalı darbe belgesinin medyadaki yansımalarını analiz ediyor ve "Belge ıslak da rutubeti ne yapacağız?" diye soruyor.

Geçtiğimiz ay camilere asılan ırkçı ve militarist içerikli mahyalar hayli gündem olmuştu. Konuyu derinlikli bir şekilde Hamza Türkmen "Kemalizm'in Mahyaları İslam'ın Güneşini Engelleyemez!" başlığı altında irdeliyor. Türkmen, aynı zamanda resmi ideolojinin denetim aygıtı olarak nitelediği Diyanet'i, camileri, Kur'an eğitimini ve mutluluğun kıstasını da etraflıca yorumluyor.

Öne çıkan bir diğer gündemi Rıdvan Kaya "Açılıma Milliyetçi Hamaset Kapanı" başlığıyla ele alıyor. Eve dönen PKK'lılar üzerinden Kürt açılımının geldiği noktayı irdeleyen Kaya, statükonun nasıl düşmanlaştırma temelinde yükseldiğini ve milliyetçi hamasetin çözümsüzlük dayattığını ortaya koyuyor. Devletin tutarsızlıklarını da gözler önüne seren Kaya, hesap vermesi gerekenlerin, pişkince hesap sorduklarına dikkat çekiyor. Dergide ayrıca Lice'de bedeni parçalanan 14 yaşındaki Ceylan Önkol ile Şırnak Görümlü köyünden alınan köylülere yönelik taburda yapılan tüyler ürpertici işkencelere dair haberlere yer veriliyor. Böylelikle açılım, şov, şımarıklık, silbaştan vb. kavramların bolca sarf edildiği bugünlerde yakın tarihte devletin insanlara yaşattığı kimi acıların hatırlanması ve asla unutulma­ması gerektiğine işaret ediliyor.

Ermeni açılımı tartışmaları Bahadır Kurbanoğlu'nun "Ermenistan'la Sancılı Normalleşme" yazısı ile analiz ediliyor. Konu Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan, Diaspora, ulusalcılar ve uluslararası boyutu ile ele alınıyor.

Mescid-i Aksa ile ilgili eylemlerin kısaca derlendiği haberin yanı sıra Murat Ayar "Türkiye ve İsrail Yol Ayrımında mı" başlığıyla dış politikada eksen kayması tartışmalarını ve İsrail ile ilişkilerin geldiği noktayı ele alıyor. Remzi Barud'dan yapılan çeviri ise Filistin'de Abbas ve ekibinin Goldstone Raporu ile ilgili utancı ortaya konuyor. Musa Üzer ise İran'da Cundullah adlı örgütün son eylemi üzerinden İran'ın Sünnilere yönelik politikasını değerlendiriyor. Dergide bir de Mısır'da Tantavi'nin fetvası sonrasında başlayan peçe tartışmalarını aktaran bir çeviriye yer veriliyor.

Haksöz, bu sayıda da mahkeme safahatlarına yer ayırıyor ve Özgür-Der Genel Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda dergimiz yazarı Kenan Alpay davası ile birlikte Rüşdü Hacıoğlu'nun kaleminden Antalya'daki "çocuk istismarı" davasına sayfalarında yer veriyor.

Kur'an çalışmalarında bu ay Fevzi Zülaloğlu, "Cehalet ve Cahiliyye Kavramları Bağlamında Bilgi Kirliliğine Yol Açan Hastalıkların Vahiyle Tedavisi" başlığıyla söz konusu kavramları işlerken; Cengiz Duman, "Adalet ve Zırh Gücünün Tevhidi Örneği" olarak nitelediği Hz. Davud'un kıssasını Tevrat'taki metinlerle karşılaştırmalı bir şekilde ele alıyor.

Trabzon'daki Atatürk Köşkü'nün hikâyesini gezi notu çerçevesinde yazan Rıdvan Kaya, sadece bu köşk ile ilgili tanıtım metninden resmi tarihin nasıl saçmalıklarla kurgulandığını ortaya koyuyor. "Suret ve Hakikat" başlığı altında Halit Refiğ'in kimliğine dair notlar aktaran Asım Öz ise Refiğ'in katı Kelamist-laik tarafını gözler önüne sererek İslami camiaya hitap eden kimi yazarlarca öne çıkartılmasını eleştiriyor.

Yine devam eden kültür-sanat/edebiyat sayfalarında Haşim Ay'ın, Nûbihar Yayınları'nın son yayınladığı Kürtçe eserlerin tanıtımına; Emin Edip'in Cumhuriyet törenleriyle ilgili bir öyküsüne; Bünyamin Doğruer'in "Öfke" adlı şiirine ve Ahmet Örs'ün "Halksız Müslümanlık" başlıklı denemesine yer veriliyor.

İRTİBAT:

0212 524 10 28

Abone olmak için...

 

HAKSÖZ-HABER

Haksoz haksöz

Bookmark and Share
YORUMLAR
Toplam 13 Yorum
cengiz duman
28 Kasım 2009 Cumartesi 10:06
Bayramınız Kutlu Olsun.
Selamün aleyküm,
Haksöz dergisi okuyucularının Kurban bayramını tebrik eder, tüm Alem-i İslam'a
hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hakk'tan niyaz ederim..
pes yani!!!
24 Kasım 2009 Salı 02:02
kimse kızmasın hoşgörü
:)
murad kardeş aman kızma. tanıtılsın. bir dahaki sayıda mesnevi tanıtımı bekliyoruz dedik zaten hoşgörülü hüşgörülü olsun.
bi zamanlar ilkelilik modaydı da ondan şaşırdım mazzur gör.

m. ali bey aynı yazıyı mıı okuduk inanamadım, tekrar baktım. sizin dediğiniz gibi değilmiş gerçekten.kitap müspet falan değilmiş yani sırf zazzaca diye tanıtılmış.

neyse hata yapmak insana mahsustur kardeşler. ama biraz eleştiri kaldırabilir olmak gerek. hep savun hep savun nereye kadar..
Murad
23 Kasım 2009 Pazartesi 21:16
Biraz Daha Hoşgörü
Bırakın kardeşim her türlü kitap tanıtılsın, tartışılsın dergide. Sahiplenmek, önermek başka, ele almak, değerlendirmek başka. Yapmayınız lütfen..
Rıdvan Kaya
18 Kasım 2009 Çarşamba 00:03
bir alıntı
Onur Öymen'in Meclis'te söyledikleri üzerine Dersim tartışmaları sürüyor. Doğrudan bu konuylailgili değildi yazı ama bu sayıda Trabzon'daki Atatürk Köşkü üzerine kaleme aldığım yazının güncel tartışmaya denk düştüğünü düşünüyorum. Son paragrafını alıntılıyorum:

"...Gerçekten de üç paragraflık bilgi notuna sıkıştırılan bu anlatı Türkiye Cumhuriyetinin resmi tarihinin içerdiği mebzul miktarda saçmalık dizisinin minik bir özeti gibidir. Bu anlatıda nasıl’ın, niçin’in yeri yoktur. Sizden sadece yarı Tanrı konumuna oturtulan Türk ulus devletinin banisini yüceltmeniz, daha çok yüceltmeniz, her vesileyle tazim etmeniz beklenir. Böyle yaptığınızda her yerde olduğu gibi Atatürk Köşkünde de rahat eder, ziyaretçi gruba kılavuzluk yapan turist rehberinin gurur duygusu yansıtan sözlerini dinlerken mide bulantısı hissetmessiniz. Böyle yaptığınızda örneğin, Dersim’i, bombalanmış köylerden yükselen çoluk çocuk feryatlarıyla değil, haritada karalanmış bir nokta olarak algılamanız da mümkün olur.".
M. Ali Aslan
17 Kasım 2009 Salı 14:09
Yanlış Anlaşılılıyor...
Mesnevi ile ilgili yorum yazan kardeşimiz, Haksöz'deki yazının mevlitleri tanıttığı vehmine kapılmış olmalı. Hayır, öyle değil! Tanıtılan kitap, "Sîyerê Nebî" adlı kitaptır. Yazıda mevlit eleştirilerine yer verilerek; Nûbihar Yayınları'ndan çıkan bu kitabın olumluluklarına değinilmiştir. Mevlitlerde yer alan hurafe ve aşırılıklara yer vermemesi nedeniyle müspet yorumu yapılan kitabın, sembolik de olsa önemine işaret edilmiş. Söz konusu olan mevlit tanıtımı değil yani... Bu yönüyle Haksöz'ün cevabı yeterince tatmin edicidir. .
pes yani!!!
14 Kasım 2009 Cumartesi 00:06
mesneviyi de tanıtalım mı
bence eleştiriler çok yerinde. haksözün cevabı tatmin edici değil. iyi o zaman bir dahaki sayıda mesnevi tanıtımı yapalım. edebi niteliği ve şiirsel uslubunu öne çıkaralım. tabii içeriğin sorunlu olduğu kaydını satırlarca açıklamak kaydıyla.....
Haksöz
10 Kasım 2009 Salı 16:33
Eslem Özkan Kardeşimizin Eleştirisine Binaen
Öncelikle eleştirinizdeki üslup için teşekkür ederiz. Elbette Haksöz içinde sorunlu görülebilecek ve bu nedenle eleştirilmesi gereken yazılar, yorumlar gözümüzden kaçabilir. Bu anlamda eleştiri ve uyarıları önemsemekteyiz. Lakin sözünü ettiğiniz yazıda zaten mevlitlerin içeriği eleştirilmekte. Mevlitlerde yer alan ölçüsüz Peygamber tazimi, Nur-i Muhammedi felsefesi gibi yanlış Peygamber tasavvurunu besleyen unsurların ürkütücü derecede olduğu ifade edilmekte. Tanıtımı yapılan eserin de edebi içeriği ve şiirsel üslubu öne çıkartılarak kimi zaaflar taşıdığı da vurgulanmakta.

Öte yandan Riyazu's-Salihin'le ilgili olarak da elbette bizim dinî/usulî anlamda kaynak olarak ön plana çıkartılan eserlerle ilgili eleştirilerimiz var. İtikadımızın ancak kat'i nassla oluşacağını her zaman söylemekteyiz. Gelenek içerisinde yer etmiş bu eserlere eleştirel yaklaşılmalı; ancak bu eserler yok sayılmamalı ve istifade edeceğimiz boyutların da yer aldığı unutulmamalı. Bu açıdan eserin, tanıtılan kitaplar arasında kritik edilerek yer almasında bir sakınca görmemekteyiz.

Kürtçe kitapların neden Türkçe tanıtımı yapıldığı eleştirinize gelince... Açıkçası Kürtçe bilmeyenlerin de içeriklerinin özetlendiği kimi kitapların Kürtçeye çevrildiğini bilmeleri/okumaları boş bir bilgi değil. Hem kendileri de haberdar olmuş olur hem de Kürtçe okuyucuya tavsiye etme imkanı da oluşmuş olur. Ki değerlendirilirken yer yer eleştiriye de tabi tutulan eserlerin bir boşluğu da doldurmaya matuf oldukları söylenebilir.

En genel hatlarıyla söz konusu yazıya ilişkin yaklaşımımız budur. Allah'a emanet olunuz...
Metin Aldemir
10 Kasım 2009 Salı 13:20
Eslem Özkan'a bende katılıyorum
Eslem Özkan'a bende katılıyorum. Galiba yazı dikkatle incelenmeden dergiye girmiş gibi. Bu gibi konularda dergi yöneticilerinin dikkat etmesi gerektiğine inanıyorum..
İbrahim Sediyani / Diyarbakır
10 Kasım 2009 Salı 09:14
Dopdolu Bir Sayı
Dergiyi henüz okuyabildim. Yine dopdolu bir içerikle okuyucunun karşısına çıkmış. Emeği geçenlerden Allâh razı olsun.

Özellikle sevgili Rıdvan Kaya'nın "Açılıma Milliyetçi Hamaset Kapanı" başlıklı makalesi, mutlaka okunması gereken bir yazı..
eslem özkan
10 Kasım 2009 Salı 00:12
kürtçe kitap anıtımı üzerine eleştiri 2
4) peki bu yazı niye çıktı diyorum içimden. müslüman kürt kardeşlerimizin haklı davalarını ve mazlumiyetlerini tenzih ederek söylüyorum ki bir yerlerde birileri yasaklanan kürtçe ve kürt mazlumiyeti üzerinden bir ulus inşası peşinde. aynen bir ümmetten bir türk ulusu inşa edenler gibi. bu minvalde içeriği önemsemeden ve amaca bakmadan türkçesinin adını dahi haksözde anmayacağımız kitapların sırf kürtçe ya da zazaca diye tanıtılmasını sembolik de olsa kesinlikle yanlış ve tehlikeli buluyorum.
ama haksözün niyetinden ve sahih çizgisinde emin olduğum için bunda başka bir neden ya da kasıt aramıyorum kesinlikle. bunu gözden kaçmış ve üzerinde düşünülmeden dergiye konmuş bir hata-yazı olarak görüyorum. bu sorum vesilesiyle belki benim gibi eleştiri getiren başka okuyucular vardır ve dergi buna bir açıklama fırsatı bulur endişesiyle düşüncelerimi paylaştım.aramızdaki kardeşlik hukukuna sığınıyorum.
uslupta ya da içerik te kalp kırıcı, haksızlık edici bir husus varsa affola.
selam ve dua ile....
eslem özkan
10 Kasım 2009 Salı 00:03
kürtçe kitap tanıtıımları üzerine eleştiri
s.a.

dergideki kürtçe kitapların tanıtımının yapıldığı yazının bence kesinlikle haksözün usul ve ulkus konusundaki anlayışına kesinlikle uymadığı kanaatindeyim. sanırım yazı gözden geçirilmeden ya da üzerinde düşünülmeden dergiiyr konulmuş.
eleştirim şu nokalar üzerinde.
1) öncelikle yazıda riyazussalihin ve kürtçe mevlitlerden oluşan bir eserin de içinde bulunduğu kitaplar ayrıntılı denebilecek bir şekilde tanıtılmış. siz ce biz bu kitapların türkçesinin tanıtımını haksözün çizgisi ile bağdaştırabilir miyiz ki kürtçesini tanıtıyoruz. yani riyazussalihinin tanıtıımın haksöz de yapıldığını düşünmek. bence haksözün usuli konulara bakışı açısından büyük bir çelişki demek bu.
2)yazı kürtçede yayınlanmış ya da tercümesi yapılmış kitapların türkçe olarak tanıtımını yapıyor. yani kürtçe b,ilmeyen birinin bu kürtçe kitapları okuması ya da zaten türkçe basımları varken kürtçe tercümelerin okuması gibi birşey düşünmek mantıksız. bu nedenle yazı kime hitap ediyor sorusu düştü aklıma.
yani ya bu kürtçe kitapların tanıtımı da kürtçe bir yazı ile yapılmalıydı ,ki haksöz de kürtçe bir yazı görmek hoş olabilir ve hiç sorun olmaz, kürt okurlara hitap edebilsin. ya da bu yazı -zaten ilk maddede belirttiğim üzere içerik yönünden de- hiç olmamalıydı.
3) yazının amacı kürtçeye dini bazı kitapların çevirilmesinin sembolikk olarak önemli olması ve bunun okuyucu ile paylaşılması olabilir. ama bu böyle olmamalı. bu kürtçede bazı dini nitelikli kitapların çevrilmesinin haberleşmesi şeklinde yapılır ve yazıda mevlit ile ilgili kitaptaki sorun farkedilmiş ve nasıl kurtarılmak için bir sürü cümle sarfedilmişse bunun yerine daha nitelikli ve sahih dini kaynakların kkürtçeye çevrilmesi için temenni de bulunulabilirdi. bu daha anlamlı olurdu..
ismail çoktan/mardin
07 Kasım 2009 Cumartesi 20:03
dergi kapağındaki soruya cevap...
cuntacı karargah... vatan haini karargah....
uia
04 Kasım 2009 Çarşamba 01:06
TAVUK YUMURTADAN ÇIKAR
sistem askeri o kadar sahiplenmişki sistem bağırsağını temizlemek kolay olmayacak ... çünkü cumhuriyetin koruyucusu yargı yine aynı keza sözde cumhuriyet savunucusu cuntayı yargılamaktan çekiniyior ve sahipleniyor.
30 Temmuz 2010
DÜŞÜNCE PLATFORMU
İKTİBASLAR