Meşal: Mavi Marmara İnsanlık Vicdanıdır

01.10.2010 15:08
Meşal: Mavi Marmara İnsanlık Vicdanıdır
Meşal: Özgürlük Filosu’ndan şehitlerin kanlarıyla Gazze’ye gönderilen “İşgale karşı verilen mücadelede yalnız değilsiniz” mesajı bütün kalplere ulaştı. Bundan emin olabilirsiniz.

Mavi Marmara şehidimiz Furkan Doğan'ın babasına özel bir mesaj gönderen Hamas lideri Halid Meşal, Mavi Marmara olayının yanı sıra Hamas'ın seçimlere girmesi, Abbas ile ilgili sorunlar, direnişin geleceği, Erbakan ve Erdoğan ile ilgili kanaatlerini Adem Özköse'ye anlattı:

Filistinlilerin yaşayan en önemli liderlerinden biri olan Hamas lideri Halid Meşal'le geçen hafta Şam'daki bürosunda uzun bir röportaj gerçekleştirdik. Meşal'le başta Mavi Marmara baskını olmak üzere, Hamas İHH ilişkisi, Hamas'ın AK Parti hükümetine bakışı, Türkiye ile İsrail arasındaki gerginlik ve daha bir çok konu hakkında konuştuk. Bu uzun görüşme esnasında Meşal'e, siyasi hayatının en çalkantılı günlerini yaşayan Erbakan Hoca'nın şu anki durumunu nasıl gördüğünü de sordum. Meşal ayrıca Gazze'ye yönelik ambargonun kırılması için neler yapılması gerektiğini de anlattı. Meşal'le yaptığım görüşme esnasında beni en çok etkileyen ise Meşal'in Mavi Marmara gemisinde şehit düşen Kayserili Furkan Doğan'ın babasına Gerçek Hayat aracılığıyla gönderdiği özel mesajdı. Daha önceleri bir çok kez bir araya gelme imkânı bulduğum Hamas liderini ilk defa bu kadar duygusal gördüm. Mavi Marmara baskını, baskın esnasında Türkiyeli bir lise öğrencisinin hayatını kaybetmesi herkesi olduğu gibi Meşal'i de çok etkilemişti. Sizleri zevkle okuyacağınızı düşündüğüm Hamas lideri ile yaptığım bu çok özel görüşmeyle baş başa bırakıyorum. (Adem Özköse)

Gazze'ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisinin yolu İsrail askerleri tarafından düzenlenen kanlı bir baskınla kesilmişti. Bu olay hakkında genel bir değerlendirme yapar mısınız?

Gazze bugün tarihin şahit olduğu en büyük açık hava hapishanesine dönüştü. Düşünün, bir buçuk milyon insan bütün kapıları kapalı olan bir hapishanede yaşıyor. Hastalar ilaçsız bırakılıyor, öğrenciler eğitim için Gazze'nin dışına çıkamıyor ve insanlar en tabi ihtiyaçlarından mahrum bırakılıyor. Gazze böyle bir durumdayken insanlar susamazdı. Dünyanın hür ve cesur insanları Mavi Marmara gemisine binerek Gazzelilere yardım ulaştırmak için yola düşüp bu uğurda canlarını verdiler. Mavi Marmara gemisi, bu geminin içinde bulunan yolcular tarihe geçti. Çünkü onlar mazlum insanlara yardım ulaştırabilmek için ölümü bile göze alabileceklerini gösterdiler. Mavi Marmara'nın şehitleri de tıpkı bir yıldız gibi Türkiye'nin ve İslam Ümmeti'nin semalarını aydınlattı. Özgürlük Filosu bütün dünyaya insanlık vicdanının ölmediği mesajını verdi. Mavi Marmara aslında Filistin için bir milattır.

Sayın Meşal, son söylediğiniz cümleyi biraz daha açar mısınız? Mavi Marmara Filistin için niçin bir milat?

Bu girişim İsrail'in kirli yüzünü tamamen ortaya çıkardı. Filistinliler olarak yıllardır İsrail'in bir terör devleti olduğunu dünyaya anlatmaya çalıştık. Fakat dünya bizi anlamadı. Mavi Marmara seferinden sonra gerçekler bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı. Dünya artık İsrail'in bir terör devleti olduğunu çok iyi biliyor. Mavi Marmara seferi tarihin önemli duraklarından biri olmakla birlikte mübarek ve şerefli bir seferdir. Bu girişimin etkileri Filistin özgürleşene kadar devam edecektir.

Mavi Marmara'dan sonra Gazze'ye yönelik ambargoda herhangi bir hafifleme meydana geldi mi?

Ambargo geçmişe nazaran daha da hafifledi. Fakat biz Gazze'ye yönelik ambargonun tamamen sona ermesini, bu gayri insani kuşatmanın bitmesini istiyoruz.

Gazze'ye yönelik kuşatmayı tamamen ortadan kaldırmak için sizce nasıl bir yöntem izlenmeli?

Gazze'ye doğru yapılan seferler, yolculuklar artarak sürmeli. İnsanlar karadan, denizden hatta havadan gruplar halinde Gazze'ye, Filistin'e doğru harekete geçmeliler. Dünyanın bütün vicdanlı insanlarını, özellikle de İslam Ümmeti'ni bu zulme son vermek için dayanışmaya çağırıyoruz.

Mavi Marmara'daki aktivistlerin Gazze'ye yardım ulaştırmak için hayatlarını feda etmeleri Filistin halkı üzerinde nasıl bir etki oluşturdu?

Filistin halkının kalbinde büyük bir sarsıntı meydana geldi. Hiç tanımadığınız insanlar sizin yaşadığınız zulmü ortadan kaldırmak için canlarını veriyorlar. Bu durum Filistin halkını çok etkiledi. Mavi Marmara'daki insanların direnişi, Gazze halkının sabır ve direniş iradesini de güçlendirdi. Özgürlük Filosu'ndan şehitlerin kanlarıyla Gazze'ye gönderilen "İşgale karşı verilen mücadelede yalnız değilsiniz" mesajı bütün kalplere ulaştı. Bundan emin olabilirsiniz.

Halid Meşal'in kişisel duygularını da öğrenmek istiyorum. Dokuz Türk vatandaşının Filistin için şehit düştüğünü öğrendiğinizde içinizden neler geçti?

İslam'ın azametini düşündüm. Birbirini tanımayan insanlar kardeşleri için canlarını veriyor. Bu ne asil bir manzara, ne insani bir duygu. Mavi Marmara'dan şehit haberleri gelmeye başladığında ve şehit olanların hepsinin de Türkiye'den olduklarını öğrendiğimde Osmanlı Hilafeti'ni, Sultan Abdülhamid Han'ın asaletini hatırladım ve bir süre gözyaşlarıma hâkim olamadım. Özellikle de Furkan Doğan'ın şehadet haberi hepimizi çok etkiledi. Türk ve Kürt kanıyla Arap ve Filistinli kanı Mavi Marmara gemisinde birbirine karıştı. Bazıları Türkiye'nin Avrupa'nın bir parçası olduğunu söylüyor. Hayır. Türkiye Avrupa'nın değil; İslam Ümmeti'nin, Filistin'in kalbidir.

Kimi çevreler Hamas ile İHH arasında ciddi ilişkiler olduğunu, hatta İHH'nın Hamas'ın bir organı gibi çalıştığını iddia ediyor. Bu iddiaların gerçeklik payı var mı?

Bu iddialar daha çok İsrail ve Siyonist lobinin etkisi altında olan basın kuruluşları tarafından dile getirilen iddialar. Hamas İsrail'e karşı mücadele veren bir direniş hareketi, İHH ise mazlum ve ihtiyaç sahibi insanlara yardımda bulunan bir kuruluştur. İHH Filistin'de olduğu gibi yüzün üzerinde ülkede insani yardım çalışması yapıyor. Bu ülkeler arasında Afganistan da var. Afganistan'da çalışma yaptığı için İHH'nın Taliban'ın kontrolünde olan bir hareket olduğunu iddia etmek ne kadar akıl dışıysa, Filistin'de çalışma yaptığı için de Hamas'la İHH arasında bir ilişki kurmak o kadar akıl dışıdır. Hamas'la İHH arasında hiçbir organik bağ yok ve İHH bizim gözümüzde ihtiyaç sahibi insanlara, özellikle de Filistin halkına insani yardımda bulunan başarılı bir Türk kuruluşudur.

AK Parti Hükümeti'nin Filistin konusundaki siyasi tutumu Hamas tarafından nasıl görülüyor?

Türk hükümeti her şeyden önce Filistin halkının seçimine saygı duyuyor. Batılılar demokrasi istediklerini söylüyorlar. Fakat demokratik yöntemlerle başa gelen Hamas hükümetini tanımıyor ve Hamas'ı seçtikleri için Gazzelileri cezalandırıyorlar. Türk hükümeti Gazze'ye yönelik ambargonun sona ermesi ve Filistinlilerin özgür olarak yaşamaları için büyük bir çaba gösteriyor. Hükümetiniz güçlünün, silahı olanın yanında değil; hakkın ve adaletin yanında yer alıyor.

Başbakan Erdoğan Mavi Marmara gemisine yönelik saldırıya son derece sert tepki gösterdi. Hatta o dönem dünyadaki mevcut siyasi konjonktürün aksine Hamas'ı bir terör örgütü olarak değil; direniş hareketi olarak gördüğünü ifade etmişti. Erdoğan'ın bu tavrı Hamas için ne anlama geliyor?

Başbakan Erdoğan gerçekten cesur bir lider. Ayrıca Türkiye, Erdoğan'ın başbakanlığındaki hükümetle dünyada kendine saygın bir yer edindi. Araplar, Filistinliler hatta Batı'daki insanlar Türk hükümetinin başbakanına büyük saygı duyuyor. Erdoğan'ın ne kadar cesur bir lider olduğunu Mavi Marmara'ya yapılan saldırı sonrası İsrail'e karşı aldığı tavırla bir kez daha gördük. Biz Türkiye'yi kardeş ülke olarak görüyoruz ve Türkiye'nin başarıları nedeniyle gurur duyuyoruz. Erdoğan'ın Hamas hakkında yaptığı değerlendirmeler de çok isabetli. Terörizm eğer masum insanları öldürmekse biz bu suçu hiç işlemedik. İsrail işgal ettiği topraklarda yıllardır büyük suçlar işliyor. İsrail terörü altı milyon Filistinliyi vatansız, topraksız hale getirdi. Bugün İsrail hapishanelerinde sekiz binden fazla Filistinli esir var. Bu esirlerin bir kısmı da kadın ve çocuklardan oluşuyor. Biz dinimizi, vatanımızı savunan ve işgale karşı savaşan bir direniş hareketiyiz. ABD bugün terörizm kavramı üzerinden Müslümanlara karşı psikolojik bir savaş yürütüyor. Terörizm kavramını kullanarak işledikleri katliamları meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Fakat ABD ve İsrail'in gerçekleştirdiği katliamlar, üzerleri örtülemeyecek kadar geniş boyutlarda. Hamas asla terörist bir hareket değil; İsrail terörüne karşı mücadele veren bir direniş hareketidir.

Türkiye'de İsrail'le ilişkilerin tamamen kesilmesini savunan bir kesim de var. Hatta Mavi Marmara gemisine yönelik saldırı sonrası bu fikri savunanların sayısı ciddi boyutlara ulaştı. Hamas'ın da Türkiye'den böyle bir beklentisi var mı?

İsrail sadece Filistinlilerin değil bütün insanlığın düşmanıdır. İsrail bir işgal devletidir ve Siyonist projenin önünde duran herkesi düşman olarak görür. Türk halkı İsrail'i çok iyi tanıdığı için halkın büyük bir kesimi İsrail'le olan ilişkilerin kesilmesini istiyor. Bu son derece doğal bir istek. Ben bir kardeşleri olarak Türk halkına mevcut hükümete ve yöneticilere güvenmelerini tavsiye ediyorum. Çünkü Türk hükümeti İsrail'le Türkiye arasındaki krizi akıl, cesaret ve hikmetli bir şekilde yürütüyor.

Başbakan Erdoğan sizin de ifade ettiğiniz gibi Filistin konusunda duyarlı davranıyor. Fakat Arap liderlerden yeterli desteği alamadığı için yalnız kalıyor. Ortada böyle bir fotoğraf da var. Bu fotoğrafı nasıl okuyorsunuz?

Bölgede Filistin konusuna Erdoğan gibi yaklaşan başka liderler olduğu gibi Türkiye ile aynı siyasi duruşu taşıyan başka ülkeler de var.

Mesela hangi ülkeler?

Suriye, İran, Katar ve Sudan'ın Filistin konusundaki tavırlarını takdir ediyoruz. Bundan dolayı ben Erdoğan'ın ve Türkiye'nin Filistin konusunda yalnız olduğunu düşünmüyorum.

Fakat Sayın Meşal, sizin de bildiğiniz gibi Ürdün, Mısır, Suudi Arabistan gibi ülkeler Türkiye'nin Filistin konusunda bu denli ön plana çıkmasından rahatsızlar. Hatta bu devletler son zamanlarda "Filistin meselesi Arapların meselesidir, Türkiye niçin Arapların iç işine karışıyor?" şeklinde bir retorik geliştirdiler.

Biz bu retoriği doğru bulmuyoruz. Filistin sadece Arapların değil; İslam Ümmeti'nin hatta insanlığın meselesidir. Filistin Resullerin ve nebilerin yurdudur. Hıristiyanlar için en kutsal mekanlardan biri olan Kıyamet Kilisesi de Filistin'de bulunuyor. Bundan dolayı dünya Hıristiyanlarının da İsrail işgaline karşı çıkmaları ve direnişin yanında yer almaları gerekiyor. Filistin'le Türkiye'nin arasında her şeyden önce din ve tarih bağı var. Daha yüz sene öncesine kadar bu topraklara Osmanlı Hilafeti hükmediyordu. Kimsenin Türkiye'yi bu coğrafyadan, Filistin ve Kudüs'ten ayırmaya gücü yetmez.

Mahmut Abbas yönetimi ile İsrailli yöneticiler arasındaki barış görüşmeleri geçtiğimiz günlerde yeniden start aldı. Hamas adına yapılan açıklamalarda ise bu görüşmelere karşı çıkıldığı ifade edildi. Görüşmelere ısrarla niçin karşı çıkıyorsunuz?

İsrail'le yapılan bu görüşmeler dün olduğu gibi bugün de Filistinlilere hiçbir fayda getirmeyecek. Obama, dünyaya barış adamı olduğu yönünde bir görüntü vermek istiyor. Bundan dolayı da bu görüşmeleri kullanıyor. Fakat Afganistan'da Obama'nın emriyle gerçekleşen katliamlar Obama'nın bir barış adamı olduğu görüntüsünü yalanlıyor. Ayrıca İsrailli yöneticiler bir taraftan barıştan söz ediyorlar diğer taraftan da Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkını tanımıyorlar. 1967'deki Filistin sınırlarına dönüşü kabul etmedikleri gibi Kudüs'te yeni yerleşim yerleri inşa etmeye devam ediyorlar. İsrail bu görüşmelerde hiçbir şey vermeden bir çok şey almak istiyor. Böyle bir görüşme, anlaşma olur mu hiç? Filistinli grupların geneli, hatta Fetih'in içindeki bir çok kişi de bu görüşmelere karşı çıkıyor. Hamas olarak İsrail'le direk görüşmeler yapan Abbas ve ekibinin tehlikeli bir yolda yürüdüğünü, bu yoldan bir an önce dönülmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Filistinli gruplar kendi aralarında bir diyalog zeminini oluşturabilmek için uzun zamandır Kahire'de görüşmeler yapıyorlar. Mısır'ın gözetiminde sürdürülen bu görüşmelerde şimdiye kadar olumlu bir sonuç alınamadı. Bu görüşmelerin Mısır'dan İstanbul'a taşınarak Türkiye'nin gözetiminde sürmesi fikrine Hamas olarak nasıl bakıyorsunuz?

Filistinli grupların kendi aralarında diyalog ve birlik oluşturmaları için atılacak her adımı destekliyoruz. Kahire'de olduğu gibi geçmişte Mekke, Şam ve Sana'da da görüşmeler yapmıştık. Eğer Türkiye'den bir teklif gelirse bu görüşmelerin İstanbul'da sürmesine Hamas olarak sıcak baktığımızı ifade etmek istiyorum.

Hamas geçmişte bir direniş hareketi olarak biliniyordu. Fakat seçimlere girip başarı elde edince Hamas'ta bir siyasallaşma meydana gelmeye başladı. Bazı kesimler Hamas'ın seçimlere girdikten sonra direnişi terk ettiğini, kendine yeni bir yol çizdiğini dile getiriyor. Hamas iddia edildiği gibi seçimlere girdikten sonra bir dönüşüm geçirdi mi? Artık silahlı mücadeleyi bir çözüm olarak görmüyor musunuz?

Gazze'yi Hamas'tan önce yöneten yöneticiler başarılı bir yönetim sergileyemiyor, halkımıza hizmet etmiyorlardı. Halkımızın isteği üzerine yönetime geldik ve her türlü engellemelere rağmen Gazze'deki halkımıza hizmet etmeye başladık. Hükümete direniş projesini terk etmek için değil, bu projeyi daha da güçlendirmek için girdik. İddia edildiği gibi direnişi de terk etmedik. Daha geçenlerde Hamas'a bağlı İzzettin Kassam Birlikleri dört İsrailli yerleşimciyi öldürdüler. Ayrıca İzzettin Kassam'ın evlatları Gazze savaşı esnasında da İsrail Ordusu'na karşı kahramanca direndiler. Kudüs'ü başkent olan bağımsız Filistin devleti kurulana kadar Hamas direnmeye devam edecektir. Çünkü biz Filistin'in ancak direniş projesine bağlı kalınarak özgürleşeceğine inanıyoruz.

Erbakan Hoca ile uzun yıllara dayanan bir tanışıklığınız var. Erbakan'ın şu anki durumunu, son zamanlardaki siyasi tavırlarını nasıl gördüğünüzü merak ediyorum.

Erbakan Hoca İslami hareketin tarihi açısından önemli bir şahsiyettir. Bundan dolayı ona saygı duyuyoruz. AK Parti de Erbakan Hoca'nın öğrencileri tarafından kuruldu. Bundan dolayı AK Parti'nin başarılarında Erbakan'ın da katkıları var. Türkiye'deki İslami hareketi tek bir okul olarak görüyoruz. Bu okulun içindeki kardeşlerimiz farklı görüşler taşıyıp, farklı içtihatlarda bulunabilirler. Fakat asla birbirimizi suçlayıp, kardeşlik hukukunu çiğnememeliyiz. Erbakan Hoca'dan da, diğer kardeşlerimizden de kardeşlik hukukuna zarar verecek söz ve davranışlardan kaçınmalarını istiyoruz.

Sayın Meşal, size son bir soru daha sormak istiyorum. Mavi Marmara gemisinde şehit düşen lise öğrencisi Furkan Doğan Türkiye'de ve İslam dünyasında Filistin davasının sembollerinden biri haline geldi. Farz edelim ki Furkan'ın babası Ali Doğan şu an gelip karşınıza oturdu. Ona oğluyla ilgili neler söylemek isterdiniz?

Furkan'ın babasına şu mesajı göndermek isterim: "Ey kardeşim, biliyorum Furkan'sız geçen günlere alışmakta zorluk çekiyorsun ve oğlunun özlemiyle kalbin yanıyor. Her ayrılık, özellikle de evlattan ayrılmak en zor olanıdır biz babalar için. Fakat inan biz sana özeniyoruz. Ne güzel, ne yiğit bir evlat yetiştirmişsin. Furkan tıpkı ismi gibi hak ile batılı birbirinden ayırdı. Furkan'ın ve diğer şehitlerin Mavi Marmara gemisinde akan kanları Filistin konusunda dünyaya gönderilen bir mesaja dönüştü ve daha şimdiden Şehit Furkan'ın kanının bereketi bütün İslam dünyasına yayıldı.

Ey sevgili kardeşim, şehadet hem dünyada hem de ahirette rütbelerin en güzellerinden biridir. Şehitler Allah tarafından seçilirler ve Allah'ın bir kulunu şehit olarak seçmesi onu ne kadar çok sevdiğini de gösterir. Ayrıca şehitler bizim üzerimize şefaatçi de kılınmışlardır. İnşallah Furkan ahirette babasına, annesine ve yakınlarından bir çok kişiye şefaat edecektir.

Furkan'ın sevgili babası, Filistin ve Mescid-i Aksa için akıtılan kanların hiçbiri boşa gitmeyecek. Filistin İsra ve Miraç toprağı, Resul ve nebilerin vatanıdır. Bir mümin, kardeşinin ihtiyacını gidermek için fedakarlıkta bulunursa Allah o mümine rahmet eder ve en güzel ikramlarda bulunur. Furkan, Gazze'deki mazlum insanlar için, ihtiyaç sahibi çocuklar için kendini feda etti. Bu ne güzel bir fedakârlık, ne anlamlı bir davranıştır. Biz Filistinliler olarak çocuklarımız, kardeşlerimiz şehit olduğunda Allah'a hamd ediyoruz. Siz de Furkan'ın şehadeti nedeniyle hamd ve şükrünüzü arttırın. Filistin halkı olarak Furkan'ı ve Mavi Marmara'nın diğer şehitlerini hiçbir zaman unutmayacağız. Rabbimiz, Furkan'ın ve diğer şehitlerin ailelerinin kalplerine ferahlık versin ve onların sabırlarını arttırsın.

(Adem Özköse / Gerçek Hayat)

  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim