1. HABERLER

  2. HABER

  3. DÜNYA

  4. Wall Street Journal başyazıyla Barrack’ı fazla Türkiye yanlısı diye eleştirdi
Wall Street Journal başyazıyla Barrack’ı fazla Türkiye yanlısı diye eleştirdi

Wall Street Journal başyazıyla Barrack’ı fazla Türkiye yanlısı diye eleştirdi

Wall Street Journal: “Barrack, İsrail’i uyardı: ‘Türkiye, uğraşılacak bir ülke değildir.’ Bu tam olarak ne anlama geliyor? Belki de Recep Tayyip Erdoğan’a Hamas’ı övmeyi bırakmasını tavsiye etmek daha iyi olurdu.”

22 Nisan 2026 Çarşamba 23:46A+A-

Wall Street Journal, Editoryal Kurul imzalı “Tom Barrack’ın Kendi Ortadoğu Politikası Var” başlıklı başyazı yayınladı. “Barrack, İsrail’i uyardı: ‘Türkiye, uğraşılacak bir ülke değildir.’ Bu tam olarak ne anlama geliyor? Belki de Recep Tayyip Erdoğan’a Hamas’ı övmeyi bırakmasını tavsiye etmek daha iyi olurdu.” denilen yazıda soykırımcı İsrail savunusu yapılırken Barrack’ın beyanları tahripkar bulundu.

Soykırımcı İsrail destekçisi Wall Street Journal’ın bahse konu başyazısı şöyle:


 

Amerikan büyükelçilerinin görevi, bulundukları ülkelerde ABD politikasını savunmaktır; ev sahibi ülkeleri ABD politikasına karşı savunmak değil. Türkiye Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye özel temsilcisi Tom Barrack’ın buna dair bir hatırlatmaya ihtiyacı olabilir.

Cuma günü Türkiye’de düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı 30 dakikalık konuşmada Barrack; Ortadoğu’ya demokrasi yerine başka modelleri tavsiye etmeyi, Hizbullah ile iş birliğini savunmayı, Lübnan ateşkesini küçümsemeyi, Lübnan görüşmelerine Iran’ın dahil edilmesini istemeyi, Türkiye’nin Rus hava savunma sistemi alımını önemsiz göstermeyi ve Türkiye adına İsrail’i tehdit etmeyi başardı.

Barrack, her başlıkta ABD politikasını zayıflatıyor. İran’ın Lübnan işlerinde yeri yoktur ve Başkan Donald Trump, Lübnan ateşkesinde İran’ı dışarıda tutmak için özellikle çaba gösterdi.

“Hizbullah ile bir yol bulmamız gerekiyor” diyen Barrack, “Bu yol da Hizbullah’ı öldürmek olmamalı” ifadelerini kullandı. Örgütün “aynı zamanda siyasi bir organizasyon” olduğunu da söyledi, ancak siyasi hedefinin İran’ın İslam Devrimi’ni yaymak olduğunu söylemedi.

Barrack ayrıca, Lübnan ordusundaki Sünnilerin Hizbullah’taki Şii “kuzenlerine ateş açmayacağını” söyleyerek Beyrut yönetimini de sorumluluktan kurtardı.

Bunu duyan Lübnan, Hizbullah’ın silahsızlandırılması konusunda ABD baskısını neden ciddiye alsın? Barrack bunun yerine “altyapıda refah” öneriyor. Ancak tamamen silahlı bir Hizbullah, canı istediğinde ya da İran istediğinde Lübnan’ı yıkıcı savaşlara sürüklerken bunun başarı şansı yok.

Barrack, İsrail ile Hizbullah’ı “eşit derecede güvenilmez” olarak nitelerken, ABD aracılığında sağlanan ateşkesleri de küçümsedi. Sözleri hem 2024 anlaşmasına hem de geçen haftaki mutabakata uygulanabilir nitelikteydi:

“Bir ateşkes var deniyor ama eğer biz, yani İsrail, kendi değerlendirmemize göre saldırıya uğradığımızı düşünürsek saldırabiliriz. Bu mu ateşkes?” dedi ve ellerini kaldırdı.

Salondaki izleyiciler de görünüşe göre, İsrail’in teröristlerin füze hazırlıklarına saldırmaması gerektiği fikrine katıldı.

Barrack, Türkiye’ye F-35 Lightning II satışını savundu; bunu yaparken Türkiye’nin ABD itirazlarına rağmen satın aldığı Rus S-400 meselesini ayrı tuttu. Konuyu, Yunanistan’ın 1990’larda Kıbrıs anlaşmazlığı çerçevesinde aldığı S-300 ile aynı kefeye koydu. Oysa o dönemde ilgili ABD yaptırımları henüz yürürlükte değildi.

Türkiye muhalefet lideri, Barrack’ın Cuma günü demokrasiden üstün gördüğü “hayırsever monarşiler” modelini övmesinin ardından onu “istenmeyen kişi” ilan etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise en güçlü rakibini yaklaşık 2 bin yıl hapis istemiyle yargılatmaya çalışıyor.

Burası böylesine hassas dengelerin olduğu bir bölge ve Barrack’ın bu kadar sorumsuzca davranması dikkat çekici. Ocak ayında, Barrack’ın Suriye’deki IŞİD tutukluları konusunda yaptığı beceriksizliği yazmıştık. Kendisi bu mahkumları koruyan Kürt müttefiklerimizi sırtından bıçaklamış, ardından ABD ordusu durumu toparlamak zorunda kalmıştı.

Temmuz ayında Reuters, Barrack’ın Suriye’de federalizme karşı çıkışlarının, Cumhurbaşkanı Şara’da güneydeki Dürzi bölgelerine asker gönderme konusunda ABD’den yeşil ışık aldığı izlenimi yarattığını yazdı. Bu güçler ve onlara bağlı milisler çok sayıda Dürzi’nin ölümüne yol açtı; bunun ardından İsrail saldırıları geldi.

Cuma günü kendisine İsrail’in Türkiye konusundaki kaygıları sorulduğunda Barrack, İsrail’i geri çekilmesi konusunda uyardı:

“Türkiye, uğraşılacak bir ülke değildir.”

Bu tam olarak ne anlama geliyor? Belki de Recep Tayyip Erdoğan’a Hamas’ı övmeyi bırakmasını tavsiye etmek daha iyi olurdu.

Barrack ayrıca bölgede “kimsenin Yahudilerle sorunu olmadığını”, sorunun yalnızca Siyonizmle ilgili olduğunu ve bunun da “tanım meselesi” olduğunu söyledi.

Bu da kendisini “realist” olarak görenlerin bile nasıl gözlük takmış gibi körleşebildiğini gösteriyor.

 

Kaynak: Serbestiyet, Haksözhaber

HABERE YORUM KAT