1. HABERLER

  2. İSLAM

  3. KUR'AN

  4. O inkâr edenler, … kendilerine yardım da edilmeyeceği zamanı bir bilselerdi!
O inkâr edenler, … kendilerine yardım da edilmeyeceği zamanı bir bilselerdi!

O inkâr edenler, … kendilerine yardım da edilmeyeceği zamanı bir bilselerdi!

“O inkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları, kendilerine yardım da edilmeyeceği zamanı bir bilselerdi!”

03 Temmuz 2026 Cuma 06:31A+A-

enbiya-39.jpg

“O inkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları, kendilerine yardım da edilmeyeceği zamanı bir bilselerdi!” (Enbiya: 39)

Kâfirler, ateşi yüzlerinden ve sırtlarından men edemeyecekleri ve asla yardım da göremeyecekleri bir ortamı keşke bir düşünüp anlayabilselerdi. Bir gün gelecek böyle diyen, Allah’ın âyetlerini, Allah’ın vadini, Allah’ın cehennemini sorgulamaya çalışan bu kâfirler reddettikleri, alaya aldıkları cehennem ateşini yüzlerinden ve sırtlarından engelleyemeyecekler.  Sırtlarındaki yangın azabını defedemeyecekler. Hiçbir yerden yardım göremeyecekler. Ah bu kâfirler yarın mutlak başlarına gelecek bu durumu bugünden bir bilselerdi, anlasalardı.

O günü bir anlasalardı bu zavallılar hiç isterler miydi acele onu? Ama Rahmânın zikrinden,  âyetlerinden, Kitabından ve Rahmânın elçilerinden gafil bir hayat yaşayan zavallılar nereden bilecekler? Halbuki Rahmân olan, kullarına karşı kendilerinden daha merhametli olan Rabbimiz onları bu konuda uyarmıştır. Evet dün de, bugün de bu azap insanlara duyurulmuştur. Her bir dönem insanlığı içlerinden seçilen kutlu elçiler vasıtasıyla bu azapla uyarıldılar. İnsanlardan kimileri Rablerinin bu uyarısından nasibini alıp kurtulurken, kimileri de Rablerinin bu uyarılarıyla ilgilenmeyerek kaybettiler. İşte şu anda da Rabbimizin bu âyetleri tüm dünya insanlığını uyarmaya devam ediyor.

Keşke şu anda Allah’ın bu uyarılarına kulaklarını tıkayarak bir hayat yaşayan kâfirler neyi inkâr ettiklerini bir bilebilselerdi. Reddettikleri, alaya aldıkları cehennem ateşinin yüzlerini nasıl kavurup onu yüzlükten çıkardığını, sırtlarını nasıl dağladığını keşke bir anlayabilselerdi. Allah’ın azabına karşılık kendilerine asla yardım da edilmeyeceğini bir anlayabilselerdi. Yarın mutlak sûrette gerçekleşecek böyle bir azap ortamını anlayıp keşke müslüman olabilselerdi.

BASAİRUL KUR’AN

Zemahşerî’nin bu ayete dair öne çıkan tefsir analizleri şu şekildedir:

1- Cevabın Hazfedilmesi (Gizlenmesi) ve Belâgat İnceliği

Zemahşerî’ye göre ayetteki "bir bilselerdi!" ifadesinin cevabı (yani bilselerdi ne olacağı kısmı) lafzen zikredilmemiştir. Bu, Arap belâgatında "hazif" sanatıdır.

Eğer o vakti bilselerdi, düştükleri dehşeti, azabın büyüklüğünü ve aceleci tavırlarının ne kadar büyük bir cehalet olduğunu anlarlardı.

Cevabın gizlenmesi, başlarına gelecek felaketin tasavvur edilemeyecek kadar korkunç ve büyük olduğunu ihsas ettirmek (hissettirmek) içindir. Kulak verenin hayal gücüne bırakılarak tehdidin boyutu derinleştirilmiştir.

2. "Yüzler ve Sırtlar" Vurgusu

Ayet-i kerimede ateşin özellikle "yüzlerden ve sırtlardan" savulamayacağı belirtilir. Zemahşerî bu kısmı şöyle izah eder:

Kuşatılmışlık: Ateş insanı her yönden saracaktır. İnsanın en hassas ve yöneldiği tarafı "yüzü", arkası ise "sırtı"dır. Bu iki uzvun zikredilmesi, azabın onları bütünüyle çepeçevre kuşatacağını sembolize eder.

Çaresizlik: Normalde bir insan canı yandığında veya bir tehlikeyle karşılaştığında ya yüzünü korur ya da arkasını dönüp kaçar. Zemahşerî, ayetin bu ifadesiyle kafirlerin ne azabı itmeye güçlerinin yeteceğini (yüzlerini koruyamayacaklarını) ne de azaptan kaçıp kurtulabileceklerini  vurgular.

3- "Acele Etme" Psikolojisine Cevap

Bir önceki ayette (Enbiyâ, 38) inkârcılar alaycı bir tavırla, "Doğru söylüyorsanız bu vaat (azap) ne zaman?" diyerek acele ediyorlardı.

Zemahşerî, 39. ayetin bu alaycı aceleciliğe sert bir tokat olduğunu belirtir.

Onlar hafife aldıkları o dehşet anının niteliğini bilselerdi, değil onu aceleyle istemek, korkudan tir tir titrerler ve asla o günün gelmesini temenni etmezlerdi.

Özetle el-Keşşâf'a göre; Bu ayet, inkârcıların kıyamet ve azap karşısındaki mutlak çaresizliğini, azabın onları kaçamayacakları şekilde her yönden kuşatacağını ve geleceğinden şüphe ettikleri o anı hakkıyla idrak edebilselerdi şu anki alaycı ve pervasız tavırlarından eser kalmayacağını edebi bir dille ortaya koymaktadır.

EL KEŞŞAF TEFSİRİ

HABERE YORUM KAT