1. HABERLER

  2. İSLAM

  3. KUR'AN

  4. "Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı..."
"Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı..."

"Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı..."

"Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (güneşi), kendileri için ona karşı bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu." (Kehf/90)

03 Ocak 2026 Cumartesi 08:25A+A-

 

ثُمَّ اَتْبَعَ سَبَبًا ﴿٨٩﴾

89- Sonra Zülkarneyn yine sebeplere sarılarak yoluna devam etti.

حَتّٰٓى اِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلٰى قَوْمٍ لَمْ نَجْعَلْ لَهُمْ مِنْ دُونِهَا سِتْرًاۙ ﴿٩٠﴾

90- Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (güneşi), kendileri için ona karşı bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu.

Bir sebebe daha sarılıp bu defa da doğuya doğru yürüdü. Ve güneşin doğduğu yere kadar gitti. Yeryüzünde güneşin arada bir engel olmaksızın doğduğu doğunun da doğusuna gitti. 

Gitti ve nihâyet güneşin doğduğu yere kadar ulaşınca orada güneşi öyle bir kavim üzerine doğuyor buldu ki hiç onlara güneşin berisinde bir siper yapmamıştı Rabbimiz. Binaları yok, gölgelikleri yok, çadırları yok, ağaçlıkları yok belki elbiseleri de yok. Belki de bir çöl ortamında yaşayan insanların ülkesine gitti. 

Yâni böyle zor dememiş zahmet dememiş ulaşabildiği her yer ve ülke insanına Allah dinini ve hâkimiyetini ulaştırma çabası içine girmiş. Her sebebi, her fırsatı değerlendirmeye çalışmış Allah için. Peki neymiş, nasıl mış bu toplumun durumu? 

Evet, Allah yeryüzünde Zülkarneyn’e hikmeti gereği ve onu onlarla denemek için pek çok şey nasip etmiş, ama bu gördüğü insanlara hiçbir şey vermemişti. Hattâ kendilerini güneşten koruyacak bir örtü vasıtası bile vermemişti. İşte Allah’ın kendilerine bolca servetler verip her şeye sahip kıldıkları ve işte Allah’ın kendilerine hiçbir şey vermedikleri. Allah kimilerine bolca vererek, kimilerini de her şeyden mahrum bırakarak imtihan eder.

  BASAİRUL KUR’AN

Güneşin battığı yer hakkında söylenenler, doğduğu yer için de geçerlidir. Zaten burada maksat, güneşin doğu ufkundan doğduğu zamanki görünüşüdür. Kur’an-ı Kerim Zülkarneyn’in vardığı ve güneşin doğuşunu gördüğü bu yeri belirlemiyor. Sadece bu yerin özelliğini ve orada bulduğu toplumun durumunu anlatıyor. “Sorunda güneşin doğduğu yere varınca güneşi, öyle bir toplumun üzerine doğarken buldu ki, bu adamlar ile güneşin ışınları arasında hiçbir engel, hiçbir sütre koymamıştık.” Yani dümdüz bir araziye ulaşmıştı. Bu arazide güneş ışınlarının yansımasını önleyecek herhangi bir tepe ya da orman gibi bir şey yok. Bu yüzden güneş doğar doğmaz buradaki insanların üzerine doğuyordu. Bu nitelikler çölleri ve geniş ovaları andırıyor. Çünkü surenin akışı kesin şekilde yer tespitinde bulunmuyor. Bütün söyleyebileceğimiz buranın uzak doğuda herhangi bir yer olabileceğidir. Güneş hiçbir engelle karşılaşmadan direkt bu düz ve engebesiz araziye doğar. Burada kastedilen yerin Afrika’nın doğu sahillerindeki bir yer de olabilir. Aynı şekilde “Bu adamlar ile güneşin ışınları arasına hiçbir engel, hiçbir sütre koymamıştık.” ifadesi ile, bu adamların çıplak dolaştıkları, güneşten korunmak için elbise giymedikleri de kastedilmiş olabilir.

Bilindiği gibi Zülkarneyn bundan önce yönetimde uyacağı prensibi açıklamıştı. Burada bu prensibin tekrar açıklanmasına gerek duyulmuyor. Aynı şekilde Zülkarneyn’in doğu seferindeki uygulamaları da açıklanmıyor. Çünkü bundan evvel yaptığı yolculuğundaki uygulamalardan bunu kestirmek mümkündür.  

FİZİLALİL KUR’AN

HABERE YORUM KAT

6 Yorum