
"Sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan kopup-ayrılıyorum"
"Sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan kopup-ayrılıyorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle mutsuz olmayacağım." Meryem 48

"Sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan kopup-ayrılıyorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmekle mutsuz olmayacağım." Meryem 48
Madem ki, yakınında oluşumdan, seni mü’min olmaya çağırmamdan rahatsız oluyorsun, senden ve soydaşlarından ayrılacağım, başımı alıp uzaklara gideceğim. Sizleri, yüce Allah’ı bir yana bırakıp taptığınız putlar ile başbaşa bırakacağım. Sizden uzak bir yerde tek başıma Rabbime kulluk edeceğim. Umuyorum ki, O benim dualarımı reddetmeyerek kötü duruma düşmeme meydan vermez. Görüldüğü gibi Hz. İbrahim’in tek dileği, yüce Allah’ın kendisini kötülüğe kapılmaktan korumasıdır. O’nun terbiyesi, bilinçli çekingenliği bunu gerektiriyor. O kendini üstün görmüyor ve bu alçak gönüllülük duygusu içinde kötülüğe kapılmaktan korunmanın ötesinde bir şey dilemeye dili varmıyor.
Böylece Hz. İbrahim, babasından ve soydaşlarından ayrılıyor. Onları taptıkları putlarla başbaşa bırakarak ailesini ve yurdunu terkediyor.
FİZİLALİL KUR’AN
Râzî, bu ayeti tefsir ederken şu temel noktalar üzerinde durur:
1. "İ'tizal" (Uzaklaşma) Kavramı
Râzî’ye göre Hz. İbrahim’in "Sizden ve taptıklarınızdan ayrılıyorum" demesi, sadece fiziksel bir hicret değil, aynı zamanda kalbi ve ameli bir kopuştur.
İnanç Ayrımı: Hz. İbrahim, babasına "Sana selam olsun" diyerek nezaketle veda etmiş olsa da, batıl inançlarla arasına aşılmaz bir set çekmiştir.
Hicretin Amacı: Mümin bir kişinin, dinini yaşayamadığı ve küfrün baskın olduğu bir ortamdan, sadece Allah'a yönelebileceği bir yere gitmesinin gerekliliğine vurgu yapar.
2. "Rabbime Dua Ediyorum" İfadesi
Râzî, buradaki "dua" kelimesinin iki anlamı olabileceğini belirtir:
İbadet: "Ben sadece Rabbime ibadet ediyorum." Çünkü dua, ibadetin özüdür.
İsteyiş: "Dünya ve ahiret işlerimde sadece O'ndan yardım diliyorum."
Ayetteki incelik şudur: Siz cansız, işitmeyen ve fayda vermeyen putlara yalvarırken; ben her şeyi bilen, işiten ve kadir olan Rabbime yöneliyorum.
3. "Umulur ki Bedbaht Olmam" (Sekâ) İnceliği
Râzî, Hz. İbrahim’in neden "kesinlikle bedbaht olmam" demek yerine "umulur ki" (asâ) ifadesini kullandığını şöyle açıklar:
Kulluk Edebi: Bir peygamber bile olsa, kişi kendi ameline güvenmemeli; her zaman korku ve ümit (havf ve recâ) arasında olmalıdır. Bu, Allah’a karşı duyulan derin saygının (tazim) bir gereğidir.
Duaların Kabulü: Müşrikler putlara dua edip karşılık alamazken (mutlak bedbahtlık), Hz. İbrahim Allah’a dua ederek mahrum kalmayacağından emindir. Ancak bu eminlik, bir kibir değil, ilahi lütfa bir sığınmadır.
Râzî'nin Genel Analizi
Râzî bu ayeti, "Hakk'a yönelenin batıldan tamamen kopması gerektiği" kuralıyla özetler. Ona göre Hz. İbrahim, babasına olan şefkati ile Allah’a olan bağlılığı arasında kalmamış, tercihini tereddütsüz bir şekilde Tevhid’den yana kullanmıştır. Bu ayrılış, aslında bir son değil, Hz. İbrahim için büyük bir manevi yükselişin başlangıcıdır.
TEFSİRİ KEBİR





HABERE YORUM KAT