
Şeyh Abdullah el-Muheysini'den Ramazan Hilali açıklaması
Şeyh Abdullah el-Muheysini, Ramazan hilali hakkındaki tartışmaları hakkında bir açıklama yayınladı.
Şeyh Abdullah el-Muheysi’nin açıklaması:
“Ya Şeyh, Ey Hacı !
Nedir bu ayrılık?
Bizi Suudi Arabistan’la birlikte oruç tutturabilirdiniz ”
Bu sözleri pek çok kişi yorumlarda ya da özel mesajlarla dile getiriyor.
Aşağıdaki satırları, bu meseleye açıklık getirmek için kaleme aldım.
Birincisi:
Ramazan ayının başlangıcında farklı bölgelerde farklı zamanlarda hilalin görülmesi meselesi yani “hilallerin farklılığı", siyasi değil, köklü bir fıkıh meselesidir.
Bu konu halklar arasındaki sevgiyle ya da yakınlıkla ilgili bir konu değildir. Bu konu selef ve halef âlimlerimiz tarafından ele alınmış, geniş içtihat alanı olan bir konudur.
Bu meselede şer‘î asıla bağlı kalmak, söz birliğini/ vahdeti korumanın ve ayrılığı önlemenin en sağlıklı yoludur.
Âlimlerin çoğunluğuna göre meşhur fıkhî kaide şudur:
Müslüman, oruç tutma ve bayram günleri konusunda bulunduğu beldeye tabi olur.
Nitekim Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Oruç, insanların birlikte oruç tuttuğu gündür; iftar (orucun bırakılması), insanların birlikte iftar ettiği (orucu bıraktıkları) gündür; kurban (bayramı) da insanların birlikte (kurban) kestiği gündür.” (Tirmizî)
Burada esas olan, cemaatin birliği ve şiarların birlikte yaşanmasıdır.
Türkiye’de, Suudi Arabistan’da veya başka bir ülkede yetkili dinî merciler, hilalin görüldüğünü ilan ederek çarşamba ya da perşembe gününü Ramazan’ın ilk günü olarak duyurmuşlarsa; o ülkede bulunan ister vatandaş ister misafir olsun herkesin onlara uyması gerekir.
Zira kamusal bir ibadette yönetime ya da kadıya muhalefet etmek caiz değildir. Cemaatten kopuk bireysel uygulamalar, birliğin bozulmasına, vahdetin dağılmasına sebep olur.
İkinci olarak:
Suriye açısından hilalin gözükmesi meselesine gelince; madem ki Hilal Suriye semalarında görülmesi şer‘î olarak sabit olmamıştır, o halde sünnette yerleşik olan usule göre Şaban ayı otuz güne tamamlanmıştır.
Buna göre Suriye’de bulunanlar için perşembe günü Ramazan’ın ilk günüdür. Bu tutum, hilali araştırma emrine itaattir ve mekânsal görme sınırına riayettir.
Üçüncüsü:
Hilallerin görülmesinin farklılığı sebebiyle oruç günlerinin ayrışması, ümmetin birliğine zarar vermez. Aksine bu durum, nasslara bağlılığın ve ibadetin “görmeye” bağlanmasının doğal bir sonucudur. Müslüman, bulunduğu ülkedeki Müslüman cemaatle birlikte oruç tuttuğu sürece kalbi mutmain olsun; orucu sahih ve makbuldür.
Bu konuda, Müslim’in Sahih’inde geçen ve İbn Abbas (radıyallahu anh) tarafından aktarılan meşhur rivayet de delildir. Kureyb anlatır: Ümmü’l-Fadl beni Şam’a Hz.Muaviye’ye gönderdi. Oradayken Ramazan hilalini cuma gecesi gördük ve oruca başladık. Ay sonunda Medine’ye döndüğümde İbn Abbas bana: “Hilali ne zaman gördünüz?” diye sordu. “Cuma gecesi” dedim. “Sen bizzat gördün mü?” dedi. “Evet, halk da gördü ve Muaviye de oruç tuttu” dedim. Bunun üzerine şöyle dedi: “Biz ise cumartesi gecesi gördük; bu yüzden ya otuzu tamamlarız ya da yeniden görürüz.” Ben: “Hz.Muaviye’nin görmesi ve oruç tutması size yetmiyor mu?” deyince, “Hayır, Resûlullah ﷺ bize böyle emretti” dedi.
Bu rivayet, hilalin görülmesi konusundaki ihtilafın şer‘an muteber olduğunu açıkça göstermektedir.
Ancak bu farklılık, kalplerin ayrılmasına sebep olmamalıdır.
Allah’tan niyazım odur ki, bu mübarek ayı bize ve size emniyet, iman, selamet ve İslam üzere ulaştırsın; Müslümanların kalplerini takva ve hidayet üzere birleştirsin.



HABERE YORUM KAT