
Şeyh Said’in mezar yeri açıklansın!
Şeyh Said ve 47 dava arkadaşının idam edilmesinin üzerinden bir asrı aşkın bir süre geçmesine rağmen, bu ülkenin muktedirleri hâlâ büyük bir ayıbı, suçu sürdürmeye devam ediyor: Şeyh Said’in mezar yeri hâlâ gizleniyor!
HAKSÖZ HABER
Bundan tam 101 yıl önce, 29 Haziran 1925’te, Diyarbakır Dağkapı Meydanı’nda kurulan darağaçları, sadece bir İslam alimini ve dava arkadaşlarını fani dünyadan koparmadı; aynı zamanda yeni kurulan rejimin Müslüman halkın inancına, tarihine ve kimliğine karşı açtığı savaşın en kanlı vesikası olarak tarihe geçti.
İdam sehpasına yürürken, "Benim bu değersiz dallarda asılmama pervam yoktur. Muhakkak ki mücadelem Allah ve dinim içindir!" haykırışıyla zindanları ve meydanları titreten Şeyh Said Efendi, ümmetin izzetini, sömürgeci zihniyetin ve yerli işbirlikçilerinin dayatmalarına feda etmeyen bir kıyamın sembolüdür. Onun mücadelesi; salt bir bölge, ırk veya aşiret davası değil, doğrudan doğruya İslam’ın şiarlarını, hilafetin ve şeriatın izzetini müdafaa etme kararlılığıdır.
Resmi İdeolojinin Karanlık Mirası: Mezar Yeri Nerede?
Şeyh Said ve 47 dava arkadaşının idam edilmesinin üzerinden bir asrı aşkın bir süre geçmesine rağmen, bu ülkenin muktedirleri hâlâ büyük bir ayıbı, suçu sürdürmeye devam ediyor: Şeyh Said’in mezar yeri hâlâ gizleniyor!
Bir insanın cenazesini ailesinden kaçırmak, onu bilinmeyen bir yere gömmek ve mezarını dahi mülki-askeri bir sır olarak saklamak; tarihin gördüğü en ilkel, en gaddar cezalandırma yöntemlerinden biridir. İstiklal Mahkemeleri marifetiyle yürütülen bu hukuksuzluk, ne İslami ne insani ne de evrensel hukuk normlarıyla bağdaşır. Resmi ideoloji, Şeyh Said’in cansız bedeninden ve aziz hatırasından dahi korktuğunu, onun mezarını bir "hafıza mekanı" haline getirmemek için sığındığı bu gizlilik duvarıyla itiraf etmektedir.
Şeyh Said’in Mezar Yeri Açıklansın!
Bugün, Şeyh Said’in şehadetinin sene-i devriyesinde Müslümanlar olarak sormak ve bu zulmün faillerinin varislerine hatırlatmak zorundayız: Şeyh Said’in mezarı nerede?
Adaletin gereği olarak devlet/hükümet, geçmişteki bu zulüm ve asimilasyon politikalarıyla yüzleşmeli, İstiklal Mahkemeleri’nin karanlık arşivlerini bütünüyle açmalı ve Şeyh Said başta olmak üzere mezar yerleri gizlenen tüm şahsiyetlerin defin yerlerini derhal açıklamalıdır. Ailesinin ve Müslüman halkın, bu aziz şehitlerin kabri başında bir Fatiha okuma hakkı daha fazla gasp edilmemelidir.
Resmi tarih tezi, Müslüman halkın vicdan mahkemesinde çoktan mahkum olmuştur
Şeyh Said’i "İngiliz ajanı", "mürteci" veya "bölücü" yalanlarıyla karalamaya çalışan resmi tarih tezi, Müslüman halkın vicdan mahkemesinde çoktan mahkum olmuştur. Onun kıyamı; batılılaşma adı altında İslam’ın mukaddesatına el uzatanlara, ümmet coğrafyasını parçalayıp halkları birbirine düşman eden ulus-devlet fitnesine karşı sadık bir müminin canıyla verdiği şahitliktir.
Şehadetinin sene-i devriyesinde Şeyh Said Efendi’yi ve onunla birlikte darağacına yürüyen aziz dostlarını rahmetle, minnetle ve hürmetle anıyoruz. Onların dik duruşu, zulme ve tuğyana karşı verdiğimiz adalet ve özgürlük mücadelesinde yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
"Müminlerden öyle erler vardır ki, Allah'a verdikleri söze sadık kaldılar. İçlerinden kimi adağını yerine getirdi (şehid oldu), kimi de beklemektedir. Onlar ahdlerini hiçbir şekilde değiştirmediler." (Ahzab / 23)



HABERE YORUM KAT