
Sanal merhamet; paylaşıma indirgenen sorumluluk
Sanal dünya duyarlılığımızı pasifleştiriyor. Acıyı fark ediyoruz, zulme tanık oluyoruz, haksızlığı inkâr etmiyoruz ama bu kabul somut bir eyleme ya da gerçek bir fedakârlığa dönüşmüyor.
SİNAN ÖN / HAKSÖZ HABER
Vicdan, davranışlarımızı sorgulamamıza imkân veren içsel çığlığımızdır. İyi ve kötü arasında yaptığımız tercihlerde bize yol gösteren rehberlerden biridir. Dinî hükümler, ailemizden öğrendiğimiz değerler, kültürel referanslar ve somut hayat tecrübelerimiz vicdanlarımızı şekillendirse de, bu olgular giderek önemlerini yitirmekte; dijitalleşen dünyamızda vicdanlarımızda giderek soyut bir hal almaktadır.
Bilgiye erişimin hızı arttı, görüntü akışı neredeyse kesintisiz hale geldi. Dünyanın en ücra köşesinde yaşanan acı, saniyeler içinde milyonlarca ekrana taşınmaya başladı. Soykırımlar, savaş, toplumsal ve bireysel anlamda yaşanan hak ihlalleri, kimliği ve inancı yüzünden zulme uğrayan halklar, iç çatışmalar açlık ve yoksulluk dolayısıyla yitirilen canlar, yüzlerine bakmaya kıyamadığımız çocuklarımıza yapılan vahşilikleri canlı bir şekilde izleyebiliyoruz.






