1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. İşgalci İsrail, Suriye’nin güneyinde mayın temizleme bahanesiyle nüfuzunu pekiştirmeye çalışıyor
İşgalci İsrail, Suriye’nin güneyinde mayın temizleme bahanesiyle nüfuzunu pekiştirmeye çalışıyor

İşgalci İsrail, Suriye’nin güneyinde mayın temizleme bahanesiyle nüfuzunu pekiştirmeye çalışıyor

“Arka arkaya yaşanan gelişmeler, Suriye’nin güneyinin daha karmaşık bir döneme girdiğine işaret ediyor.”

23 Mayıs 2026 Cumartesi 00:56A+A-

Mayın Temizlemeden Nüfuzu Pekiştirmeye: İsrail Suriye'nin Güneyinde Ne Planlıyor?

Taha Emin / Fokus+


 

İsrail’in Suriye’nin güneyindeki hamleleri dikkat çekici biçimde hız kazanırken, süreç artık yalnızca doğrudan güvenlik kaygılarıyla sınırlı kalmıyor, sınır hattının yeniden şekillendirilmesi ve sahada yeni bir fiilî durum oluşturulmasına doğru ilerliyor. 

Bu hamleler, gelişmiş askerî teknolojiler ile sahadaki askerî yayılmayı bir araya getirirken, İsrail’in sınır bölgesini uzun vadeli bir strateji doğrultusunda yeniden yapılandırma eğilimine işaret ediyor.  

Söz konusu gelişmeler, Suriye’de 8 Aralık 2024’te Beşşar Esed rejiminin düşmesinin ardından yaşanmaya başlandı. 

Bu dönem, İsrail’in Suriye’nin güneyindeki operasyonlarını hızlandırdığı bir süreç olurken, Şam yönetimi İsrail’i istikrarı baltalamaya ve bölgede tek taraflı düzenlemeler dayatmaya çalışmakla suçladı. 

Güvenlik boşluğu sürerken ve siyasi-askerî süreç belirsizliğini korurken, İsrail tahkimat projeleri ve askerî konuşlanmayı genişleterek tampon bölgedeki varlığını güçlendirdi. 

Sınır mühendisliği 

İsrail, teknik ve askerî açıdan aşamalı bir strateji izleyerek modern teknolojiyi devreye sokmak ve sahadaki askerî konuşlanmanın niteliğini değiştirmek suretiyle Suriye sınırındaki güvenlik yapısını yeniden şekillendirmeye çalışıyor. 

Russia Today’in 29 Nisan 2026 tarihli haberine göre İsrail, Suriye sınırı boyunca yaklaşık 3 bin dönümlük alanı kapsayan bir mayın temizleme programı başlattı.  

Üç yıl sürmesi planlanan projeye ek olarak 30 milyon dolara kadar yeni finansman sağlanması hâlinde kapsamın genişletilebileceği belirtildi. 

Aynı habere göre proje; kara robotları, insansız hava araçları ve yapay zekâ sistemleri gibi teknolojileri kullanan ABD merkezli bir şirket tarafından yürütülüyor.  

Bu durum, sahadaki operasyonların yönetiminde niteliksel bir dönüşüme işaret ediyor. 

Siyasi analist ve yazar Dr. Monther Al-Hawarat, yapay zekâ teknolojilerinin mayın temizleme ve saha taramalarında kullanılmasının, İsrail’in sınır hattında uzun vadeli bir güvenlik altyapısını kademeli olarak inşa ettiğini gösterdiğini belirtti. 

Konuya ilişkin Fokus Plus’a değerlendirmede bulunan Al-Hawarat, bu teknolojilerin İsrail’e sınır ortamını yeniden şekillendirme kapasitesi kazandırdığını, bunun da askerî hareket serbestisini artırırken tampon bölgede gelişmiş gözetim sistemleri kurulmasına olanak sağladığını ifade etti. 

Sahadaki veriler, bu adımın arazinin sivil ve ekonomik kullanıma açılması amacıyla elektronik duvarlar ve kalıcı askerî noktalar içeren “güçlendirilmiş güvenlik kuşağı” oluşturma planının parçası olduğunu gösteriyor. 

Al-Hawarat’a göre mayın temizliği yalnızca güvenlik amaçlı bir adım olarak okunmamalı, aynı zamanda bölgenin askerî temas hattından çıkarılarak uzun vadede yönetilebilir ve kontrol edilebilir bir alana dönüştürülmesinin hazırlığı olarak görülmeli. 

Sınır bölgesinde yeni gözlem noktaları ve askerî üslerin kurulması da İsrail’in yaklaşımının geçici caydırıcılığın ötesine geçtiğini ve Suriye’nin güneyindeki güvenlik durumunu yeniden şekillendirmeyi hedeflediğini ortaya koyuyor. 

Sahadaki genişleme 

Hız kazanan sahadaki hareketlilik, sınırlı askerî konuşlanmadan yerel coğrafyayı ve sınır bölgesindeki halkın ekonomik faaliyetlerini doğrudan etkileyen kalıcı bir askerî yapının tesisine geçildiğini gösteriyor. 

Anadolu Ajansı’nın (AA) 6 Mayıs tarihli haberinde, İsrail’in Kuneytra kırsalında 2022’de başlatılan “Sufa 53” projesini sürdürdüğü bilgisi verildi. 

Proje kapsamında 8 metre genişliğinde askerî yollar açılması, 5 metre yüksekliğinde toprak setler inşa edilmesi ve ateşkes hattı boyunca gözetleme noktaları kurulması yer alıyor. 

AA’nın haberine göre proje, Ürdün sınırındaki üçlü temas noktasına kadar uzanan birçok beldeyi kapsıyor.  

İsrail’in ateşkes hattı içindeki ilerleyişinin 300 ila 1000 metre arasında değiştiği, çalışmaların 2024 yılının sonlarında hız kazandığı ifade ediliyor. 

Yerel kaynaklara dayandırılan habere göre bu faaliyetler yaklaşık 12 bin dönüm tarım arazisinin zarar görmesine, hayvancılıkta kayıplara ve su kaynaklarının olumsuz etkilenmesine yol açtı. 

Bu gelişmeleri değerlendiren Monther Al-Hawarat, askerî ve mayınlı bölgelerin sivil ve ticari kullanıma uygun alanlara dönüştürülmesinin, İsrail’in hamlelerinin artık yalnızca savunma boyutuyla sınırlı olmadığını gösterdiğini vurguladı. 

Al-Hawarat’a göre yolların açılması, mayınların temizlenmesi ve altyapının hazırlanması, İsrail’in bölgede kalıcı bir güvenlik ve idari düzen kurmaya çalıştığına işaret ediyor. Bu durumun ileride geri döndürülmesi zor yeni bir fiilî gerçeklik oluşturabileceği değerlendiriliyor. 

Sahadaki gerilim 

Sahadaki tırmanış, neredeyse günlük hâle gelen askerî hareketlilikle birlikte sürekli bir gerilim ortamına işaret ediyor. Söz konusu durum, önceki düzenlemelerin ötesine geçen yeni bir güvenlik durumunun kalıcı hâle geleceğine dair endişeleri artırıyor. 

Suriye resmî haber ajansı SANA’nın 5 Mayıs tarihli haberinde, İsrail güçlerinin Kuneytra’nın güney kırsalına iki ayrı kara operasyonu düzenlediği bilgisi yer aldı. 

Haberde, askerî araçların Sayda el-Hanut ve Refid çevresinde hareket ettiği, bunun son aylarda tekrarlanan ihlaller zincirinin parçası olduğu da ifade edildi. 

Ajans ayrıca bu hareketliliğin baskınlar, aramalar, kontrol noktaları kurulması ve gözaltılarla eş zamanlı yürütüldüğünü, buna paralel olarak 2024 sonlarından bu yana hava saldırılarının da sürdüğünü aktardı. 

Siyasi düzlemde ise Suriye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi İbrahim Olabi, 29 Nisan’da düzenlenen BM Güvenlik Konseyi oturumunda, İsrail’in eylemlerinin istikrar çabalarını baltaladığını söyledi.  

Olabi, İsrail’i 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nı ihlal ederek, Suriye’nin güneyinde yeni bir fiilî durum dayatmaya çalışmakla suçladı. 

Öte yandan, Al-Hawarat ise Suriye’nin güneyinde güçlendirilmiş bir güvenlik bölgesi oluşturulmasının, fiilen İsrail’in savunma hatlarını mevcut sınırların ötesine, Suriye içlerine taşıması anlamına geldiğini vurguladı. 

İsrail’in gelişmiş gözetleme sistemleri, insansız hava araçları ve yapay zekâ teknolojilerine dayanmasının, Suriye’nin güneyinde istihbarat açısından neredeyse tamamen açık hâle getirecek kalıcı bir güvenlik üstünlüğü kurma hedefini yansıttığını belirtti. 

Al-Hawarat ayrıca, bu adımların, devletin siyasi ve güvenlik kırılganlığı yaşadığı geçiş döneminde, Suriye topraklarında tek taraflı güvenlik düzenlemeleri dayatarak ülkenin egemenliğini doğrudan ihlal ettiği konusunda uyarıda bulundu. 

Kalıcı bir güvenlik kuşağının yerleşmesinin, gelecekteki herhangi bir siyasi çözümü daha da karmaşık hâle getirebileceğini belirten Al-Hawarat, bunun özellikle Suriye’nin güneyi, Ürdün’ün güvenliği, İran-İsrail gerilimi ve bölgedeki güvenlik düzenlemelerinin geleceğiyle bağlantılı olmasından kaynaklandığını ifade etti. 

Arka arkaya yaşanan gelişmeler, Suriye’nin güneyinin daha karmaşık bir döneme girdiğine işaret ediyor. İsrail’in sahadaki askerî hamleleri sürerken, bölgesel arabuluculuk ve gerilimi düşürme girişimleri de eş zamanlı devam ediyor. 

Bu tablo ise tampon bölgenin geleceği ve İsrail’in Suriye’nin güneyinde dayatmaya çalıştığı güvenlik düzenlemelerinin niteliği konusunda soru işaretlerini artırıyor. 

 

Etiketler : , , ,

HABERE YORUM KAT