
"Sana Musa'nın haberi geldi mi?"
"Sana Musa'nın haberi geldi mi?" (Taha/9)
وَهَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ مُوسٰىۢ ﴿٩﴾
9- Sana Musa'nın haberi geldi mi?
اِذْ رَاٰ نَارًا فَقَالَ لِاَهْلِهِ امْكُثُٓوا اِنّ۪ٓي اٰنَسْتُ نَارًا لَعَلّ۪ٓي اٰت۪يكُمْ مِنْهَا بِقَبَسٍ اَوْ اَجِدُ عَلَى النَّارِ هُدًى ﴿١٠﴾
10- Hani bir ateş görmüştü de, ailesine şöyle demişti: "Durun, şüphesiz ben bir ateş gördüm; umulur ki size ondan bir kor getiririm ya da ateşin yanında bir yol-gösterici bulurum."
Yani ey Muhammed, sana “Musa olayı”na ilişkin bilgi ulaştı mı? Bu olay, Allah’ın seçtiği peygamberlere ilişkin koruyuculuğunun ve yol göstericiliğinin yaşanmış bir örneğini oluşturur. Bu konuda hiçbir bilgin var mı?
Şimdi Hz. Musa ile karşı karşıyayız. Hikâyemizin baş kahramanı, Medyen Mısır yolu üzerindeki Tur dağının yanı başındadır. Yüce Allah’ın peygamberinden biri olan Hz. Şuayb ile arasındaki anlaşma süresinin bitmesi üzerine ailesini yanına almış, tekrar Mısır’a dönüyor.
Acaba niçin Mısır’a dönüyordu? Oysa oradan bir kaçak olarak ayrılmıştı.
Sebep yurt ve aile çevresi özlemi idi. Yüce Allah’ın dileği, Hz. Musa için hazırladığı rollere bu duyguyu siper etmişti. Bizim hayattaki bütün hareketlerimiz de aynı niteliği taşır. Bizleri çeşitli özlemler, esinler, içgüdüler, arzular, acılar ve idealler harekete geçirir. Oysa bunların hepsi, asıl gizli amacın gerçekleşmesini sağlayan görünür nedenlerdir, gözlerin göremediği ve bakışların kavrayamadığı güçlü elin, her şeyi çekip çeviren, her şeye egemen olan, üstün iradeli yüce Allah’ın elinin dıştan görülebilen perdeleridirler.
İşte Hz. Musa bu sebeplerle Mısır’a dönüş yolculuğuna çıktı. Çölde yolunu şaşırdı. Yanında eşi çocukları vardı. Dediğimiz gibi yolu şaşırmışlardı. Gece zifiri karanlıktı. Çöl uçsuz-bucaksızdı. Bunu O’nun ailesine söylediği şu sözlerden anlıyoruz:
“Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm. Ya oradan size bir kor getiririm, ya da ateşin yakınlarında bize yol gösterecek birini bulurum.”
Hz. Musa hemen ateşin yandığı yere gitmeye koyuldu. Amacı öncelikle oradan getireceği bir korla ateş yakarak ailesini ısıtmaktı. Çünkü gece soğuktu. Bilindiği gibi çöl geceleri buz gibi soğuk ve kapkaranlık olur. Başka bir amacı da uzakta yanan ateşin yanında kendisine yolu tarif edecek bir kılavuz bulmaktı.
Hz. Musa ısınacak bir ateş bulamadı. Fakat bunun yerine doğru yola ileten bir rehber buldu.
FİZİLALİL KUR’AN
Bu ayetler, Hz. Musa’nın peygamberlik görevinin başlangıcını ve o meşhur "ateş" hadisesini anlatır.
İşte Zemahşerî’nin bu iki ayete dair öne çıkardığı temel noktalar:
9. Ayet: "Sana Musa’nın haberi geldi mi?"
"Hel etâke hadîsu mûsâ"
İstifham (Soru) Sanatı: Zemahşerî, buradaki sorunun bir bilgi eksikliğinden değil, "teşvik" ve "taaccüb" (hayret uyandırma) amacı taşıdığını belirtir. Yani, "Bu öyle mühim ve hayret verici bir haberdir ki, onu mutlaka dinlemelisin" mesajı verilir.
Haberin Değeri: Haberin "hadis" olarak nitelenmesi, onun yeni, taze ve üzerinde düşünülmesi gereken bir olay olduğuna işaret eder.
10. Ayet:
Zemahşerî bu ayetin detaylarını şöyle tahlil eder:
Ateşin Mahiyeti: Hz. Musa'nın ailesiyle (eşi ve çocukları) Medyen’den Mısır’a dönerken karanlık, soğuk ve fırtınalı bir gecede yolunu kaybettiğini hatırlatır. Gördüğü ateş, aslında bir nurdur ancak o anki ihtiyacına binaen ona ateş şeklinde görünmüştür.
"Ânestu" Kelimesi: Bu kelimeyi "hissettim, gördüm, ünsiyet peydahladım" şeklinde açıklar. Rastgele bir görmeden ziyade, içinde bir ümit ve sıcaklık barındıran bir "fark ediş" olduğunu vurgular.
Zemahşerî'nin Nüktesi: Hz. Musa maddi bir ateş ve yol ararken, Allah ona manevi bir ateş (tecelli) ve ebedi bir yol nübüvvet ihsan etmiştir.
Özetle: Zemahşerî’ye göre bu giriş, dinleyicinin dikkatini Hz. Musa’nın beşerî çaresizliğinden (soğuk, yolunu kaybetme) ilahî seçilmişliğe geçişteki o muazzam ana çekmek için tasarlanmıştır.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ



HABERE YORUM KAT