1. HABERLER

  2. ETKİNLİK-EYLEM

  3. “Rahman’ın Has Kullarının Vasıfları”
“Rahman’ın Has Kullarının Vasıfları”

“Rahman’ın Has Kullarının Vasıfları”

Başakşehir Özgür-Der’de “Ayetler Işığında Hayat” programında “Rahman’ın Has Kullarının Vasıfları” konu edildi.

01 Mayıs 2026 Cuma 21:34A+A-

Başakşehir Özgür-Der’in gelenekselleşen "Ayetler Işığında Hayat" program dizisi, İslam dünyasının temel ahlaki kodlarını gündeme taşımaya devam ediyor. Serinin son oturumu, "Rahman’ın Has Kulları Kimlerdir?" başlığıyla gerçekleştirildi. 30 Nisan 2026 tarihinde düzenlenen oturumda Fevzi Zülaloğlu, Furkan Suresi’nin 63 ile 76. ayetleri arasında çizilen mümin profilini güncel sosyal meselelerle harmanlayarak analiz etti.

Programın açılışında vahyin ilk öğretmeni olan Hz. Muhammed’e (s.a.v) salat ve selam ile başlayan Zülaloğlu, Kur’an’ın sadece bir hitap değil, aynı zamanda bir inşa süreci olduğunu vurguladı. "İbadurrahman" (Rahman’ın Kulları) ifadesinin tesadüfen seçilmediğine dikkat çeken Zülaloğlu, bu kulların Allah’ın "Rahman" sıfatına nispet edilmesinin, onların hayatlarını merhamet, yumuşaklık ve kuşatıcılık üzerine kurduklarının bir nişanesi olduğunu ifade etti. Zülaloğlu, bu seçkin kulların Kur’an’da zikredilen on temel karakter özelliğini şu şekilde detaylandırdı:

1. Yeryüzünde Vakarlı Bir Duruş: "Hevnen" Yürüyüşü

Müminin yeryüzündeki fiziksel ve psikolojik varoluşunun ilk göstergesinin "yürüyüş adabı" dır. Bu tanımlama "hevnen" kavramı ile ifade edilmektedir. Bu yürüyüş sadece fiziksel bir adım atma eylemi değil, bir şahsiyet beyanıdır. Hevnen; ne kibri, ne şatafatı, ne de ezikliği barındırır. Modern dünyanın sunduğu 'ya narsist bir ego ya da sünepe bir teslimiyet' ikilemine karşı Kur’an, vakarı ve asaleti önerir. Rahman’ın kulu, zalimin karşısında dik, mazlumun yanında ise alçak gönüllüdür.

2. Cahillerle İletişim Stratejisi: Çatışma Yerine Selamet

Hayatın her alanında karşılaşılan kaba, saldırgan veya vakit tüketen profillerin Kur’an’da "cahil" olarak nitelendirilmektedir. Bu noktada "Selam" deyip geçmek bir kaçış değil, bir enerji yönetimidir. "Cahil; sadece bilgisiz olan değil, bilgisini başkalarını ezmek veya hakikati bulandırmak için kullanandır. Rahman’ın seçkin kulları, kendilerini aşağı çekecek boş polemiklere girmezler; zihin ve gönül berraklıklarını korumak için selameti tercih ederler," ile bu tavrın toplumsal barış için önemine değinildi.

3. Geceyi İhya Etmek: Konfordan Maneviyata Hicret

Gecenin herkes için bir uyku ve istirahat vakti olduğu anlarda, Rahman’ın kullarının yataklarından uzaklaşarak Rablerine yönelirler. Teheccüd bir "nübüvvet mirası"dır. Gecenin sessizliğinde yapılan ibadet, kişiyi riyadan uzaklaştırır ve samimiyeti pekiştirir. Günümüzün gürültülü ve hız odaklı yaşamında gecenin bir kısmını kıyamda, rükûda ve secdede geçirmenin, ruhsal bir direnç ve arınma mekanizmasıdır.

4. Havf ve Reca Dengesi: Azaptan Allah’a Sığınış

Rahman’ın kullarının "nasıl olsa cennetliğim" gibi bir kibre kapılmazlar, aksine cehennem azabından büyük bir ciddiyetle sakınırlar. Furkan 65-66. ayetlerdeki duanın önemine binaen, müminin umutla korku (havf ve reca) arasında ince bir dengede durması gerekir. "Cehennem, yerleşmek için ne kötü bir duraktır" bilinci, mümini hayat boyunca tetikte tutan manevi bir pusuladır.

5. İktisat ve İnfak: Harcamada Adalet ve Kıvam

İslam bir "denge dini"dir. İnfak ve harcama üzerinden incelendiğinde, "israf" ve "iktar" (cimrilik) kavramları düşünülmelidir. Müslüman, ihtiyacından fazlasını saçıp savurarak piyasayı ve ahlakı bozmaz; ancak imkânı varken ailesini ve ihtiyaç sahiplerini mahrum bırakarak pintilik de yapmaz. İdeal olan 'kıvam'dır. Bu kıvam, modern tüketim kültürünün dayattığı her şeyi alma çılgınlığına karşı en büyük kalkandır.

6. Kırmızı Çizgiler: Şirk, Can ve Namaz Emniyeti

Toplumu ayakta tutan temel direkler; din, can ve nesil emniyetidir. Bu üç büyük günahtan kaçınmak Rahman'ın has kulu olmanın şartıdır. Şirkin her türlüsünden (açık veya gizli) uzak durmak, haksız yere cana kıymamak ve aile kurumunu sarsan zinadan sakınmak; toplumsal barışın sigortasıdır. Bu günahların her birinin sadece bireysel bir hata değil, aynı zamanda toplumsal birer "fitne" ve yıkım sebebidir.

7. Tevbenin Dönüştürücü Gücü: Kötülüğü İyiliğe Çevirmek

İnsanın hata yapabilen bir varlıktır. Ayetteki "seyyiatı hasenata dönüştürme" müjdesi dikkat çekicidir. Eğer bir kul, hatasından gerçekten dönmüş (nasuh tevbe) ve bu dönüşünü amel-i salihle taçlandırmışsa, Allah onun geçmişindeki siyah sayfalarını beyaza çevirir. Bu, Allah’ın sonsuz merhametinin ve kuluna verdiği yeni bir başlangıç fırsatının en büyük kanıtıdır.

8. Zırva ve Boş İşlere Karşı Mesafeli Duruş

"Zuhur" (yalan/asılsız söz) ve "lağv" (boş iş/zırva) kavramlarının günümüzdeki karşılıkları sosyal medyadaki dezenformasyondan, anlamı olmayan eğlencelere, dedikodudan vakit öldüren alışkanlıklara kadar her türlü "malayani" işin mümini idealinden uzaklaştıran işlerdir. Rahman’ın seçkin kulları, vakitlerini bir emanet olarak görürüler ve onu en verimli şekilde kullanırlar.

9. Ayetlere Derinlikli Bakış: Kör ve Sağır Olmayan Bir Bilinç

Ayetlerin sadece lafız olarak okunmasının yeterli değildir. Onların bir şuurla karşılanması gerekir. “Rablerinin ayetleri hatırlandığında sağır ve körler gibi üzerine düşmezler" ayeti taklitçi bir dindarlığın değil, tahkikçi ve idrak sahibi bir müslümanlığın tanımıdır. Mümin, vahyin mesajını zihniyle tartar, gönlüyle tasdik eder ve hayatına yansıtır.

10. Gelecek Vizyonu: Takva Sahiplerine Önder Olma Duası

Son bölümde Furkan 74. ayetteki muazzam duayla yapıldı. "Rabbimiz, eşlerimizden ve nesillerimizden göz aydınlığı olacak bir nesil ver" duası ailenin önemini gösterdiği gibi sadece bir istek değil, bir çalışma programıdır. "Takva sahiplerine imam (öncü) olmayı istemek, büyük bir sorumluluktur. Başkalarına rehberlik etmek isteyen, önce kendi nefsinde takvayı hâkim kılmalıdır. Bu duayı eden mümin, kendisinden sonraki nesillere adil, merhametli ve örnek bir dünya bırakma idealine sahiptir,

Program, katılımcıların soruları ve yapılan Rahman’ın vaat ettiği ebedi cennet yurtlarının özlemi duası ile sona erdi.

foto1.png

foto2.png

Haber: Mehmet Suyuti Dindar
Fotoğraf: Fatih Ak

 

HABERE YORUM KAT

2 Yorum