1. HABERLER

  2. HABER

  3. GÜNDEM

  4. PKK’lı yoldaşlar(!) Berfin’in saçlarını yola yola öldürdüler!
PKK’lı yoldaşlar(!) Berfin’in saçlarını yola yola öldürdüler!

PKK’lı yoldaşlar(!) Berfin’in saçlarını yola yola öldürdüler!

PKK'lılardan oluşan 60 kişilik kadın koğuşu 40 günün sonunda Berfin’i kaldığı koğuşta vura vura öldürürler.

22 Şubat 2026 Pazar 23:45A+A-

Yazar Aytekin Yılmaz, PKK’nın örgüt için infazlar ile katlettiği yüzlerce gençten biri olan Berfin (Mülkiye Doğan)’nın hikayesini sosyal medya hasabından paylaştı.:

Aytekin Yılmaz’ın paylaşımı:

"Hapishanedeki örgüt infazlarını araştırırken hikayesinden çok etkilendiklerimden biri de Berfin (Mülkiye Doğan) oldu. Aşırı inancın akıl vicdanları nasıl dondurduğunu, insanları gerçeğe ilişkin nasıl kör ve sağır yaptığını, ilk bu olayda fark ettim dersem abartmış olmam herhalde.

Hani bazen diyoruz ya, bu örgütler devrim yapsaydı nasıl olurdu? Berfin’in kısa hikayesinde her şey var bence buyurun birlikte okuyalım…

Berfin 1994 yılında Diyarbakır’da gözaltına alınıyor tutuklandıktan bir süre sonra Urfa kadın hapishanesine getiriliyor. Polis sorgusunda konuştuğu için birçokları gibi o da koğuştaki örgüt yöneticileri tarafından tutuklanıyor. Berfin için koğuşun içinde özel bir yer yapılır, oraya kapatılır. Koğuşta 60’a yakın kadın mahpus bulunuyor, tümü de PKK davasından tutukludur.

Berfin o güne kadar insanların dışarıda tutuklanıp hapishaneye atılacağını biliyordur, ama hapishane içinde de ayrıca tutuklanacağını ne duymuş de de tanığı olmuştur. O yüzden tutuklandığı gün panik olur. Koğuşta bütün kadınlar serbestçe dolaşırken, benim suçum ne? diye düşünmektedir. Berfin’in suçunu, örgütten kadın yoldaşları kendisine söylediğinde, ağlamaya başlar. Çünkü inanılır gibi değildir suçlamalar. Örgütün bu suçlamalarına göre, Berfin dışarıda operasyonlara katılmış Vedat Aydın ve Musa Anter cinayetlerinde görev almıştır. Bununla yetinmemiş bir de üstelik Jitem den bir subayla evlenmiş örgütün namusunu beş paralık etmiştir.

Berfin bu suçlamalara itiraz ettikçe koğuşta örgütün baskısı artar. Berfin direndikçe örgüt sorumluları baskının şiddetini artırırlar. Önce dayak atmaya başlarlar, saçlarını yolarlar. Sorgusunu yapan yoldaşları her gece sorgu esnasında bir tutam saçından yolup örgüt sorumlusuna getirirler.

Berfin zor günler yaşar. Çare olarak ölüm orucuna başlar. Örgüt sorumluları Berfin’in bu tavrı üzerine iyice çılgına döner. Onlara göre ölüm orucunu sadece devrimciler yapar, bu olsa olsa ajan işbirlikçi bir girişim olabilir. Suçunu kabul etmediği gibi bir de örgüte karşı ölüm orucu yapmakta ne oluyormuş? Geceler Berfin için daha uzun olmaya başlar. Her gece seanslar halinde koğuştan kadın yoldaşları işkence yaparlar Berfin’e. Adeta ödev olarak yaparlar bu görevi. Örgüt sorumlusu, “Yarın devrim olduğunda bu ajan işbirlikçiler cezasız mı kalacak, konuşturun kahpeyi gereken neyse yapın!” talimatını verir. Bu talimatı alan ekolojik özgürlükçü kadın yoldaşları Berfin’i çözmek için bütün yöntemleri denemeye başlarlar. Tırnak makasıyla etinden et koparmaya kadar götürürler işi. Acılar içinde kıvranan Berfin son ümit olarak, ben hain değilim, deyip “Biji Serok Apo!” diye slogan atmaya başlar. Ona işkence yapan kadınlar zorla ağzını kapatırlar, “Sen bu sloganı atamazsın, önder Apo bizim önderimizdir!” deyip, bu kez onlar topluca “Biji Serok Apo!” diye bağırmaya başlarlar. Orta yerde ilginç bir tablo oluşur, bir yanda Berfin diğer yanda 60 kadın aynı sloganı atarlar. Vurulan acı çeken ve acıyı hissettikçe aynı sloganı atan Berfin bir yanda diğer yanda ise işkence yapanlar da aynı sloganı atarlar: “Biji Serok Apo!” Urfa hapishanesinde vuranın da vurulanında attığı bir çığlık olur, “Biji Serok Apo!” Kuru sıkı inanç insanlara neler yaptırıyordu.

Olayın bu kısmını ilk duyduğumda ilk tepkim, “Olamaz” olmuştu. Ama anlatılan şey gerçekti. 60 kişilik kadın koğuşu 40 günün sonunda Berfin’i kaldığı koğuşta vura vura öldürürler. Öldürdükleri günün sabahı cesedini koğuş havalandırmasına atarlar. Gardiyanlar sabah sayımına geldiklerinde korkunç bir tabloyla karşılaşırlar. Berfin kanlar içinde yerde yatıyordur. Küçük bir ayrıntı gardiyanların dikkatini çeker. Berfin’in iki elinin orta parmakları zafer işareti biçiminde açık duruyordur. Savcılığın raporunda bu küçük ayrıntıya yer verilir. Berfin’in ölmek üzereyken zafer işareti yaptığını koğuşta kalanlar söylemiş. Sonra olanlar ise akıllara durgunluk veren türdendir.

Sonraki zamanlarda anlaşılır ki, meğer Berfin ajan değildir ne bir operasyonda yer almıştır ne de Jitem den birisiyle evlenmiştir. Berfin yakalandığında poliste konuşmuştur ama herkes kadar. Berfin ajan işbirlikçi değildir ama koğuşta Berfin’i sorgulayan ona işkence yapan örgüt sorumlularından biri Berfin’in ölümünden birkaç gün sonra, koğuştan kaçıp idareye sığınır ve Jitem de çalışmaya başlar. Devlete, koğuşta Berfin’e yapılanları anlatmasına rağmen devlet hiçbir soruşturma açmaz. Savcı koğuşa gidip, “Berfin’i kim öldürdü?” diye sorduğunda, koğuştaki ekolojik özgürlükçü kadınlar hep bir ağızdan, “Biz öldürdük!” derler. Yani toplu linç etmek suretiyle bir insanı öldürmüşlerdir ve bunu da devrimci bir eylem olarak savunmuşlardır!

Sonraki günlerde Ailesi Berfin’in akıbetinin peşine düşer. Kadın hapishanesinde bulunan PKK li kadınlardan davacı olur. Gider bunu örgüt merkezine iletir. Örgüt merkezi bir araştırma yapar ulaştığı sonuç, Berfin masum olduğu halde öldürülmüştür ama bu koşullarda yapabilecekleri bir şey olmadığını söylerler. Hapishane örgütü konuyu sessizce geçiştirmek ister. Ailesinden özür dileyerek konuyu kapatmasını isterler. Aile “hayır” der, yazılı bir açıklama yapın. Örgüt yapmak istemez böyle bir açıklama. Aile bunun üzerine Diyarbakır İHD ye başvurur. Bu konuya ilişkin açıklama yapmalarını, bu cinayeti yapanları kınamalarını ister. İHD hiçbir açıklama yapmaz ve örgüt gibi konunun kapatılmasını ister aileden.

Berfin’in ailesi hiçbir sonuç elde edemez. Aile sonuç elde edemez ama, cinayete karışanlar ve cinayeti örtbas edenlerin sonraki zamanlarda kariyerlerinin hızlıca yükseldiği görülüyor.

Şimdi bazılarınız diyecektir ki, yıllar geçmiş aradan bunları yazmanın konuşmanın kime ne faydası var? Böyle düşünenler fena halde yanılıyorlar, bugün koşullar oluşsun aynı geleneğin militan kadınları insanları aynı cinayetleri yine yaparlar. Geçmişiyle yüzleşmemiş her radikal solcu, potansiyel bir katildir. İçlerindeki o cani ruh ayaklanacak günü beklemektedir.

Berfin çok yoksul bir ailenin kızıdır. Berfin’i anlattığım #Yoldaşınıöldürmek kitabım çıktıktan sonra Annesi beni telefonla aradı. Sürekli ağlayıp durdu. Ona Berfin’in görüşüne neden gitmediğini sorduğumda, “Biz Elazığ’daydık, o Urfa hapishanesindeydi görüşe gidebilecek paramız yoktu, bu yüzden sık sık gidemedik” deyince, dizlerim yere yapıştı sanki. Bu yoksul ailelerin ahı üzerinizde olsun!

Berfin’in bu acılı hikayesini Berfin gibi o gün o koğuşta olan Helin Güneş’ten dinledim. Helin Urfa hapishanesinde yaşadığı bu travmayı yenemedi ve Berfin’in ölümünden 25 yıl sonra intihar ederek yaşamına son verdi."

HABERE YORUM KAT