1. YAZARLAR

  2. Haksöz

  3. Hukukun Olmadığı Yerde Yargının Hükmü!

Hukukun Olmadığı Yerde Yargının Hükmü!

Mayıs 2006A+A-

Fatih 2. Asliye Ceza Mahkemesinde 26 Nisan günü görülen duruşmada Mehmet Pamak'ın savunmasını dinleyen mahkeme savunma sınırlarının aşıldığı görüşüyle Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Yayınevimizce neşredilen Kemalizm, Laiklik, Şehidlik adlı kitap hakkında önce DGM'de 312. madde ihlalinden dolayı açılan, ardından DGM'lerin kaldırılması (!) üzerine "normal" mahkemeye intikal ettirilen ve yeni TCK'nın 216. maddesinden sürdürülen bu dava sonuçta bir kitap davası!

Çetecilerin yargılanamadığı, yargılamaya kalkanların başlarına olmadık işlerin geldiği Türkiye'de bir yazar yazdığı kitaptan dolayı yargılanıyor, üstelik gözüken o ki, yargılamaya yeni davalar eşlik edecek. Neden? Çünkü Mehmet Pamak laik Kemalist sistemi sorguluyor, İslam'a düşman sistemin İslami değerleri ve kavramları istismarına karşı çıkıyor! Zulüm ve dayatma karşısında acziyeti, sinmeyi kabullenmeyip, hesap soruyor; kimliğini savunurken, zulmü yargılıyor da ondan.  

Hukuk devleti olma yolunda büyük ilerlemeler katedildiği söylenen Türkiye'de bu kez yargısız infaza tabi tutulma sırası bir savcıya geldi. Şemdinli iddianamesini hazırlayan Van Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın inanılmaz bir suçlamayla ve hukuk mantığı delik deşik edilerek meslekten ihraç edilmesi şüphesiz düzenin adalet anlayışını ortaya koymakta. Sürekli yargının bağımsız olmadığından, siyasallaşmadan şikayet edenlerin asıl niyetlerinin ne olduğunun bir kez daha görüldüğü ibretlik bir durum var ortada. Şikayetçiler yargının askerileşmesinden hiç rahatsız değiller; aslında istedikleri de yargının "hukuktan bağımsız" olması herhalde.

Ferhat Sarıkaya hadisesini protesto etmek amacıyla yapılan bir toplantıda Avukat Muharrem Balcı bir sivil toplum kuruluşunun "devletin savcısı"na sahip çıkma durumunda kalmasındaki ironiye dikkat çekiyordu. Gerçekten de ilginç bir durum. Elbette laik Kemalist düzenin yargı mekanizmasının ya da onun aktörlerinin savunulması düşünülemez ama sistemin çürümüşlüğünün bu boyutlarda faş olduğu, düzen adına adalet ve hukuk mantığının bunca örselendiği bir hadise karşısında sessiz kalmak, hukuk mantığından da önce akıl sağlığına aykırı bir durum olsa gerek.

Bu sayımızda Şemdinli sürecinin geldiği noktaya, bu süreci taçlandıran siyasi iradesizliğe ve onun açık tezahürlerinden birini teşkil eden Terörle Mücadele Kanunu'na dikkat çeken yazılara yer verdik. Geçen ay arkadaşlarımızın ziyaret ettikleri Suriye ve İran'da edindikleri izlenimler ve buralarda gerçekleştirdikleri görüşmelerden kesitlerle sizlere kuşatma altına alınmak istenen coğrafyamıza daha yakın bir pencere açmayı umuyoruz. Kuşatma elbette sadece dışarıdan ve yalnızca siyasal-askeri biçimlerde gelişmiyor. İşte çok yönlü ve sinsi bir mahiyet taşıyan kuşatma olgusunun farklı boyutlarına, kimi zaman birbirine alternatif, kimi zaman ise iç içelik arzeden modernlik ve gelenekçilik dayatmasına Ramazan Yazçiçek her zamanki titiz üslubuyla dikkat çekiyor. Ramazan Yazçiçek kardeşimizin ayrıntılı çalışmasını iki bölüm halinde yayınlamayı planladığımızı hatırlatalım.

Geçen ay yaptığımız 16. yılında Haksöz'e abonelik kampanyasına destek veren tüm okuyucularımıza teşekkürlerimizi sunuyor, yeni aboneler bulmak suretiyle ilgilerini sürdürmelerini umuyoruz. Ve bu vesileyle, içten dilekleriyle dayanışma sıcaklığını hissettiğimiz mektuplarından dolayı cezaevlerinden bize yazan okuyucularımıza ayrıca selamlarımızı iletiyoruz. Haziran sayımızda birlikte olmak dileğiyle, Allah'a emanet olun!

Bu yazı toplam 1770 defa okunmuştur.
BU SAYIDAKİ DİĞER YAZILAR