1. YAZARLAR

  2. Fatih Demir

  3. Hindistan’da Başörtüsü Yasağı ‘Kadın Hakları Savunucuları’ Nerede?

Hindistan’da Başörtüsü Yasağı ‘Kadın Hakları Savunucuları’ Nerede?

Mart 2022A+A-

Karnataka eyaletindeki Müslüman kız öğrencilerin üniversite, lise ve ortaokullarına başörtülü olarak alınmaması devam ediyor.

Hindistan’da siyasi olarak kuşatılmış bulunan Müslümanların hakları çiğnenirken, ifade özgürlüğü ve eğitim hakları ellerinden alınan kız öğrencilerin hakları için Avrupa Birliği ülkeleri ile ‘kadın hakları savunucuları’ seyirci kalmakla yetiniyor.

Kız öğrenciler, başörtüsü veya peçe taktıkları için derslere alınmıyor. Başbakan Narendra Mudi’nin BJP (Hindistan Halk Partisi) hükümetinden hiçbir destek görmeyen öğrencilerin haklarının çiğnenmesi için adeta Hindu çetelere yol verilmiş izlenimi doğuyor.

Eğitim ve giyim kuşam haklarına karşı yapılan bu saldırı basının son dönemde ilgisini çekerken birçok Müslüman öğrencide basına yaşadıkları baskıyı anlatarak sorunlarının çözümü için yol arıyor.

Nefret Dalgası Başörtüyle Başlamadı

Son yıllarda Hindistan’ın Hindu çoğunluğu, Hindu olmayan topluluklara yönelik nefret ve şiddet saldırılarını artırdı. Elbette Hinduların bu nefret ve şiddeti yeni bir durum değil.

Hindistan’daki Müslümanlar, bir Hindu Rashtra’ya (Hindu dini ve kimliğini üstte tutan devlet anlayışına) karşı belirli bir demografik ve politik tehdit olarak hükümet tarafından kuşatılmış durumda.

Hindistan’daki Müslümanlar katliamla tehdit edilirlerken, Hindistan’ın Mudi önderliğindeki hükümeti durumu sessizlikle geçiştirmeyi tercih ediyor.

Hint milliyetçisi ve Hindu dininin müntesipleri, Müslümanlar dâhil birçok azınlık halkları neredeyse her gün amansız bir şekilde sokaklarda tehdit, hakaret ve şiddetle karşılıyor. Hindu çeteleri saldırılarına devam ederken Hindistan hükümeti çetelerin saldırısı karşısında yeterli güvenlik önlemleri almayarak çetelere örtülü destek sağlıyor.

Müslümanlar, Hindu çeteler tarafından bugüne kadar birçok kez vahşice dövüldü, diri diri yakıldılar; camileri tahrip edilerek Hinduların egemenliğini kabul etmeye zorlandılar.

Yakın bir tarihe kadar Hindistan’daki Müslüman erkekler, terörle mücadele kapsamında polis tarafından hedef alınıyordu. Ancak şimdi daha çok kız öğrenciler üzerinden şiddete başvuran Hint milliyetçileri, “cadı avı” başlatmışçasına Hint İslamofobisinin yeni bir örnekliğini sergiliyor.

Hint Toplumundaki Çürüme Ürkütücü Bir Boyuta Ulaştı

Geçtiğimiz aylarda Hint milliyetçileri Müslüman kızlara ait fotoğrafları müstehcen sitelere yükledi. Hatta kimi milliyetçiler “Müslüman kadınları internete ilan verdikleri görseller üzerinden satışa çıkardı.” Müslüman kadınları aşağılayıcı hakaretler kullananlara karşı Hindistan hükümeti harekete geçtiğini ifade ederek bazı şüphelileri yakaladı. Ancak birçoğu hakkında işlem dahi yapmadan salıverdi.

Gazeteci İsmet Ara, internet üzerinden satışa çıkarılan kadınların görselleri ve bilgileri hakkında yaptığı çalışmada toplumun çürümesine tanıklık ettiğini ifade etti.

Hint milliyetçisi sapkınlar tarafından hazırlanan web sitelerini tarayan Ara, görselleri yüklenen Müslüman kadınlar hakkında ulaştığı verilerde, “Neredeyse tamamı genç kızlardı. Yetim çocukların görsellerini sapkınca internete yükleyerek bundan gelir elde etmeye ve bu kadınları aşağılamaya çalışıyorlar.” dedi. İsmet Ara yaşananların bireysel suçlar olmadığını ifade ederek toplumsal çürümeye dikkat çektiği çalışmasında başörtülü kadınların internetten satılmaya çalışıldığı olay ile ilgili, “Bugün Hint toplumundaki çürümeyi daha iyi ne ifade edebilir?” diye soruyor.

Genç Hindu erkekler ve kadınlar, Müslümanların başörtüsünü protesto etmek için kampüslerde “safran eşarp giymeye” başladı. Adeta Müslümanlara kendi giydikleri safran eşarplar üzerinden kısas uyguladıklarını düşünen Hindu milliyetçileri, Müslümanların başörtüleriyle, ‘Hindulara ait geleneksel eşarpları aşağılamaya’ çalıştıklarını iddia ediyor.

İslami kıyafetlerini giyen Müslüman kadınların Hindu haklarını ihlal ettiğini iddia eden genç Hindular, “Hindu gençliği için, safran eşarplar Hindu egemenliğini temsil ediyor.” diyerek Müslümanların giyim kuşamlarını eleştiriyor.

Hindistan nüfusunu Hindular 828 milyon kişiyle yüzde 79,8’ini, Müslümanlar ise 138 milyon nüfusla yüzde 14,2’sini oluştururken, 28 eyalette dağınık bulunan Müslümanların küçük ve parçalı cemaatleri dışında toplu temsiliyetleri bulunmuyor.

Hintlilere bağlı kalınarak hazırlanan yasalarla Hindistan hükümeti, azınlıkların meclise girmesinin önünde yasal engeller oluştururken, Müslümanlar dâhil birçok azınlığın haklarını hiçe sayıyor. Dünyanın en fazla Müslüman azınlığına sahip ülkelerinden olan Hindistan’da, Hint milliyetçisi hükümetler Müslümanların sayılarının artışıyla ülkenin demografisinin değişmeye başlayacağından endişe duyarak seçim çalışmalarında bulunuyor.

Başörtüsü Birden Bire Nasıl Sorun Oldu?

Müslüman öğrenciler, tartışmaların bir anda kendilerini nasıl kapsadığını anlamaya çalışıyor. Başörtüsünün nasıl birdenbire Hindistan için sorun olduğunu anlamakta zorlandıklarını ifade eden öğrenciler, dinî kimliğe yönelik saldırıların tırmanışına hayret ettiklerini belirtiyorlar.

Bazı kolej yetkilileri, hükümet emriyle yasak kararları aldıklarını ifade ederken, kimi yetkililer de temelsiz bir şekilde başörtüsünün kolej üniforması düzenlemelerini ihlal ettiğini iddia ediyor. Aşırı yorumlarda bulunan Hintliler ise sosyal medya üzerinden yaptıkları yorumlarda, eğitim kurumlarında başörtüsü ve burkaya izin verilirse Hintli Müslümanların ülkeye ‘şeriat kanunu’ uygulayacağını öne sürüyor.

Ülkenin siyasi liderleri tarafından desteklenen çete histerisinin, Karnataka’dan diğer eyaletlere yayıldığı kayıtlara geçiyor. Madhya Pradesh’teki eğitim bakanı da geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada eyaletteki okullarda başörtüsünün yasaklanacağını söyledi.

Bazı üniversite profesörleri ise aşırının da ötesine geçerek Müslüman öğrencilerin birbirlerini İslami selamlama ile selamlamayı ve hatta Hintli Müslümanların dili olan Urduca konuşmayı bırakmalarını talep ediyor.

Hindu milletvekili Pratap Simha da aşırılık yanlısı Hintlilere verdiği destekle ülkedeki İslamofobinin bireysel bir sorun olmadığını ispat ediyor. Kendilerine özgü dinî kıyafetler giyen Müslümanların İslami medreselere gitmelerini öneren milletvekili, Hindistan’ın İslam’ın dâhil olmadığı bir Hindu ülkesi olduğunu iddia etti. 1947’de ayrı bir ülke olan Pakistan’ı işaret eden milletvekili ve kimi siyasiler Müslümanlara, “Neden burada kaldınız? Orası neden var?” diyerek akıllarınca yol gösteriyor.

Çoğu Batı eksenli siyasi ve ideolojik çatışmalarda olduğu gibi Hindistan’da da Müslüman kadınların kıyafetleri, ortadan kaldırılması gereken bir virüs ya da şeytanlaştırılmış bir obje olarak ele alınıyor.

Hindistan’da eğitim gören 19 yaşındaki Müslüman bir öğrenci sosyal medyada yaşananlar için şu yorumu yaptı: “Ülkedeki Müslümanların maruz kaldığı ayrımcılığı sosyal medyada okumuştum ama şimdi ilk kez deneyimliyorum. Müslüman olduğumu anlamam sağlandı. Şu anda yaşadıklarımı kıyafetlerim üzerinden düşünüyorum. Bunları daha önce hiç düşünmemiştim.

Batı’yı eleştiren birçok yazar, Batı’nın ikiyüzlü tavırları için şu yorumda bulunuyor: “İnsan, kaçınılmaz olarak Batılı insan hakları ve sevgili Malala Yousafzai’ye hayran olan kadın aktivistleri merak ediyor. Sessizlikleri, endişelerinin Hintli Müslüman kadınların eğitim geleceklerini kapsamadığını gösteriyor.Yardım ve destek mesajları, Müslüman kadınlara yalnızca Müslüman erkekler zalim olduğunda ve Müslüman kadınlar, İslami uygulamalardan ve Müslüman topluluklardan koptuğu sürece sunuluyor gibi görünüyor.

BU SAYIDAKİ DİĞER YAZILAR