1. HABERLER

  2. İSLAM

  3. KUR'AN

  4. "O, göklerin, yerin ve aralarındakinin rabbidir. O halde sen ona ibadet et ve ona ibadetinde sabırlı ol"
"O, göklerin, yerin ve aralarındakinin rabbidir. O halde sen ona ibadet et ve ona ibadetinde sabırlı ol"

"O, göklerin, yerin ve aralarındakinin rabbidir. O halde sen ona ibadet et ve ona ibadetinde sabırlı ol"

"O, göklerin, yerin ve aralarındakinin rabbidir. O halde sen ona ibadet et ve ona ibadetinde sabırlı ol. Zaten O'nun benzeri bir ilah bilir mi­sin ki?" (Meryem/65)

18 Şubat 2026 Çarşamba 07:36A+A-

رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَاعْبُدْهُ وَاصْطَبِرْ لِعِبَادَتِه۪ۜ هَلْ تَعْلَمُ لَهُ سَمِيًّا۟ ﴿٦٥﴾

65- O, göklerin, yerin ve aralarındakinin rabbidir. O halde sen ona ibadet et ve ona ibadetinde sabırlı ol. Zaten O'nun benzeri bir ilah bilir mi­sin ki?

“O göklerin, yerin ve bu ikisi arasındaki tüm varlıkların Rabbidir.

O halde şu koca evrende O’nun dışında bir hakim ve O’nun bir başka ortağı yoktur. 

Evet, sırf O’na kulluk et ve kulluğun getirdiği yükümlülüklere sabırla katlan. Bu yükümlülükler, insanı yüce Allah’ın katında yüce bir doruğa yükselten, bu yüce dorukta sürekli kalmayı sağlayan zorluklardır. O’na kulluk sun, kendini bu amaca ada, tüm gücünü bu yüce doruktaki buluşma ve feyiz alma için seferber et. Bu anlamdaki ibadetin sıkıntıları vardır. Bu sıkıntılar kendini bu işe vermenin, bu amaç üzerinde yoğunlaşmanın, bundan alıkoyacak her uğraştan, her fısıltıdan, her yan etkiden sıyrılmanın sıkıntılarıdır. Fakat bu çabada sadece tadanların bilebilecekleri bir haz vardır. Fakat o sıkıntılara katlanmadan, kendini o amaca vermeden, o amaç üzerinde yoğunlaşmadan o hazza erilemez. Bu haz, varlığını ona adayanlar dışında hiç kimseye sırrını açmaz. Bunun için insanın duygularının gözeneklerini ve kalbini tümü ile ona açması gerekir.

İslâmda “ibadet” demek, sadece belirli görevleri yapmak demek değildir; her faaliyet, her hareket, her duygu, her niyet ve her yöneliş “ibadet” kavramının kapsamına girer. 

İslâma göre ibadet eksiksiz bir hayat biçimidir. İnsan bu hayat biçimi uyarınca yaşar. Hayatının küçük-büyük her türlü olayında Allah’a ibadet etme bilinci taşır. Her türlü faaliyetinde ibadetin bu temiz ve aydınlık saçan doruğuna tırmanır. Bu hayat biçimi de sabretmeyi, çaba harcamayı ve sıkıntıya katlanmayı gerektirir.

Evet “O halde sırf O’na kulluk et ve bu kulluğun omuzlarına bindirdiği tüm yükümlülüklere katlan”, çünkü O, şu evrende kendisine kulluk sunulan tek ilahtır; fıtratların ve kalplerin doğal bir dürtü ile yöneldikleri tek mercidir.

“O’nun bir benzerini tanıyor musun?”

Semîy kelimesi sözlükte "adaş" anlamına gelir. Burada ise şu anlama gelir: "Allah tek Mabud'dur. Ondan başka bir ilâh biliyor musunuz? Eğer O'ndan başka ilâh yoksa ve siz olmadığını biliyorsanız, o halde O'na ibadet edip O'nun emirlerine itaat etmekten başka seçeneğiniz yok."

FİZİLALİL KUR’AN

Râzî’nin bu ayet üzerindeki tefsirinde öne çıkan başlıklar şunlardır:

​1. Rububiyet ve İbadet İlişkisi

​Râzî, ayetin başındaki "Göklerin ve yerin Rabbidir" ifadesini, ibadetin gerekçesi olarak sunar. Mademki her şeyin yaratıcısı, rızık vericisi ve idare edicisi O’dur, o halde ibadet edilmeye layık olan tek varlık da O’dur. 

​2. "O'na İbadette Sabırlı Ol" Emri

​Buradaki "sabır" 
İbadetin sadece bir anlık değil, hayat boyu devam etmesi gerektiğini vurgular.

​Zorluklara Karşı Direnç: Nefsin tembelliğine, dünyanın süslerine ve şeytanın vesveselerine karşı ibadet disiplinini korumanın büyük bir cehd (çaba) gerektirdiğini belirtir. Râzî, buradaki "sabır" kelimesinin normalden daha vurgulu bir kalıpta (istibâr) gelmesinin, ibadetteki meşakkate ve titizliğe işaret ettiğini söyler.

​3. "Semiyyen" (Adaş/Benzer) Kelimesinin Tefsiri

​Ayetin sonundaki "Hiç O'nun bir semiyyen (adaşı/benzeri) olduğunu biliyor musun?" sorusu, Râzî tefsirinin en teknik kısımlarından biridir. Râzî bu kelimeyi üç açıdan değerlendirir:

​İsim Ortaklığı: "Allah" ismi, gerçek anlamda O'ndan başkasına verilmemiştir. Putperestler bile putlarına "Allah" dememiş, "ilahlar" (alihe) demişlerdir.

​Sıfat Benzerliği: Allah’ın zati sıfatlarında (hayat, ilim, kudret) O’na denk veya benzer hiçbir varlık yoktur.

​Hak Etme: İbadet edilmeyi hak etme konusunda Allah'ın bir ortağı veya benzeri yoktur.

​Râzî buradaki sorunun bir "inkâri istifham" (cevap gerektirmeyen, durumu reddeden soru) olduğunu belirtir. Yani "Kesinlikle O'nun bir benzeri yoktur" demektir.

TEFSİR-İ KEBİR

HABERE YORUM KAT

2 Yorum