1. HABERLER

  2. İSLAM

  3. KUR'AN

  4. "O, gayba muttali mi oldu, yoksa Rahman’ın katından bir söz mü aldı?"
"O, gayba muttali mi oldu, yoksa Rahman’ın katından bir söz mü aldı?"

"O, gayba muttali mi oldu, yoksa Rahman’ın katından bir söz mü aldı?"

"O, gayba muttali mi oldu, yoksa Rahman’ın katından bir söz mü aldı?" (Meryem/78)

28 Şubat 2026 Cumartesi 07:46A+A-

اَطَّلَعَ الْغَيْبَ اَمِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمٰنِ عَهْدًاۙ ﴿٧٨﴾

78-"O, gayba muttali mi oldu, yoksa Rahman’ın katından bir söz mü aldı?" 

Nerden konuşuyor bu adam? Gayb bilgisi yanında da ileride neler olacak? Kendisine neler verilecek? Bunu biliyor mu? Yâni hayatı ve âhiret gününü değerlendirirken, bu dünyada da, âhirette de bana şunlar şunlar verilecek, ben buna layığım derken acaba neye dayanıyor? Rabbimizin kitabında beyanına göre gayb bilgisi sadece Allah’ın elindedir. Allah kimseyi ona muttali kılmamıştır. 

As b. Vail’in bu sözü kâfirlerin, yeniden diriliş olgusunu alay konusu ettiklerini, hafife aldıklarını kanıtlayan bir örnektir. Kur’an-ı Kerim “Gaybın bilgisi mi önüne açıldı?” diyerek bu müşrikin tutumundaki tuhaflığı vurguluyor, saçma iddiasını kınıyor. Yoksa o, öte tarafta neler olup biteceğini biliyor mu da böyle konuşuyor? Yoksa rahmeti bol olan Allah’dan kesin söz mü aldı da bu, sözün gerçekleşeceğine mi güveniyor?

  BASAİRUL KUR’AN

Fahruddin er-Râzî’nin bu ayetle ilgili yaptığı derin tahliller şu şekildedir:

​1. Bilgi Edinme Yollarının Sınırlandırılması
​Râzî der ki; bir insanın gelecekte (gaybda) kendisine ne verileceğini kesin bir dille iddia edebilmesi için yalnızca iki rasyonel yol vardır. Allah bu ayette her iki yolu da kapatarak kâfiri köşeye sıkıştırır:

​Birinci Yol: Gayba Muttali Olmak (Bilgi Yolu): Kişi kendi çabasıyla, bir şekilde geleceğin bilgisine ulaşmış mıdır? Râzî, gayb bilgisinin yalnızca Allah'a ait olduğunu, O bildirmedikçe hiçbir mahlukun (insan, cin veya melek) bunu kendi başına bilemeyeceğini vurgular. Dolayısıyla kâfirin "bana verilecek" iddiası bilimsel veya keşfi bir temele dayanmaz.

​İkinci Yol: Allah Katından Söz Almak (Ahit Yolu): Allah o kişiye özel bir söz mü vermiştir? Râzî burada "Rahman" isminin kullanılmasının hikmetine dikkat çeker. Rahman olan Allah, ancak iman edenlere ve salih amel işleyenlere cennet ve nimet sözü vermiştir. Ayetleri inkâr eden birinin Allah ile böyle bir "ahid" içinde olması aklen ve naklen imkânsızdır.

​2. Soru Edatındaki "İnkar" ve "İstehza"
​Ayetteki soru (istifham), bilgi almak için değil, reddetmek ve alay etmek içindir. Râzî'ye göre bu üslup, muhatabın iddiasının ne kadar temelsiz ve cahilce olduğunu yüzüne vurur. "Sen kimsin ki gaybın perdesini aralayacaksın veya Allah seni muhatap alıp söz verecek?" anlamını taşır.

​3. Kelâmi Yaklaşım: Kesinlik İddiası
​Râzî, kâfirin "Bana elbette (le-ü'teyenne) verilecek" derken kullandığı "kesinlik" takılarına dikkat çeker. Kâfir, sanki bu bir doğa kanunuymuş gibi konuşmaktadır. Râzî, burada insanın kendi zenginliğini Allah'tan bağımsız bir güç sanmasının (karunlaşma) psikolojik bir analizini yapar: "Dünyada kendisine verilen geçici nimeti, kendisinin ayrılmaz bir parçası sanan cahil, ahirette de bunun devam edeceğini sanır."

​4. İstidrac ve Aldanış
​Râzî bu ayeti tefsir ederken, kâfirin bu kadar emin konuşmasının sebebinin "istidrac" (Allah'ın inkarcıya mühlet vererek nimetini artırması) olduğunu söyler. Kâfir, Allah'ın kendisine mühlet vermesini "Allah beni seviyor ve destekliyor" şeklinde yanlış yorumlamaktadır. Râzî, bu yanlış kıyasın insanı ebedi hüsrana sürüklediğini belirtir.

​Râzî bu ayeti şöyle bir mantık kalıbına döker:
​Bir iddia ya delile dayanır ya da nakle (habere).

​Gayba muttali olmadığınıza göre deliliniz yoktur.
​Allah'tan bir ahit almadığınıza göre (peygamber değilsiniz) nakliniz de yoktur.
​O halde bu söz, sadece bir yalan ve iftiradan ibarettir.

TEFSİR-İ KEBİR

HABERE YORUM KAT