1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Müdahale düzeninin kırılma anı
Müdahale düzeninin kırılma anı

Müdahale düzeninin kırılma anı

Mehmet Garip Tanyıldızı, İran’ın geliştirdiği asimetrik dirençle ABD’nin müdahale gücünü sınırladığını ve küresel hegemonya algısını sarstığını ifade ediyor.

10 Nisan 2026 Cuma 16:12A+A-

Mehmet Garip Tanyıldızı / Akşam

Müdahaleye müdahale

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından ABD, dünyanın bir numaralı hegemonu oldu. Bu süreç içinde ABD, dünyanın jandarmalığı görevini üstlendi ve müdahaleciliğini tüm dünyaya dayatmaya başladı. Vietnam, Afganistan gibi bazı müdahalelerinde beklediği sonuçları alamadı, ancak bazı müdahalelerinde kısmi başarılar elde etti. ABD'nin en büyük başarısı, bu müdahale etme yetkisini tüm dünyaya dikte ettirebilmesiydi.

ABD'nin bir ülkeye "müdahale" etmesi ve sonrasında hesap vermemesi durumu neredeyse kanıksandı. Askeri kayıplar ve savunma harcamaları dışında, ABD dişe dokunur bir bedel ödemiyordu. ABD'nin dâhil olduğu savaşlar genellikle "öteki" ülke topraklarında gerçekleştiriliyordu. Irak işgalinde, dünyanın gözü önünde yapılan sistematik katliamların sorumluları yargılanmadı bile.

İsrail de ABD'nin küresel çaptaki bu pervasızlığına, ABD desteği ve koruması altında eşlik etti. Aksa Tufanı operasyonu sonrasında, ABD destekli İsrail'in Gazze'de gerçekleştirdiği katliamlara dünya "müdahale" edemedi. Son olarak, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro'yu evinden kaçırması, uluslararası sistemin çöktüğü yorumlarına sebep oldu.

Uluslararası hukukun ortadan kalktığı, tek geçer akçenin güç olduğu bir zeminde, en güçlü hegemonun dilediğince hareket etmesi sıradanlaşmıştı. ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaş da bu atmosferde başladı.

İran, ilk günden itibaren büyük kayıplar verdi. Dini lider Hamaney, birçok yüksek rütbeli komutan ve üst düzey bürokrat, ABD ve İsrail saldırılarında hayatını kaybetti. Ancak, ABD ve İsrail'in beklentisinin aksine, rejim yıkılmadı. Tam tersi, İran asimetrik bir savaş stratejisi izledi ve ABD'nin bölgedeki üslerini hedef alarak düşmanın avantajını dezavantaja çevirdi.

Pahalı savunma sistemlerine karşı düşük bütçeli silahlarla saldırarak, rakiplerinin maliyetini arttırdı. Hürmüz Boğazı'nı kapatma hamlesiyle, çağımızın piyasanın politikaları belirleme realitesini fırsata çevirdi. Başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere küresel piyasaların bu savaştan ciddi şekilde etkilenmesini sağladı.

Savaşın uzaması, İran için değil, ABD için sürdürülemez hale geldi. Amerikan kamuoyunun savaşın etkilerini hissetmesi yeni ve önemli bir gelişmeydi.

Bu savaşın en büyük çıktılarından biri, ABD'nin bir müdahalesinde bu kadar hızlı ve aleni bir şekilde başarısız olmasıdır.

Bu savaş, doğru bir strateji uygulandığında, ABD'nin saldırısına karşılık vermenin mümkün olduğunu gösterdi. ABD'ye misilleme yapmanın, bedel ödetmenin imkân dâhilinde olduğunu ortaya koydu. Dünyanın en büyük hegemonunun zayıf karnı ifşa oldu.

Bu deneyim, emsal teşkil etmesi durumunda mevcut hegemonyayı sarsacaktır. ABD ve İsrail, İran'ın misilleme ihtimallerini hesaba katmadan savaş başlatarak büyük bir stratejik hata yaptı. Bu hata, ABD ve İsrail'in yenilmezlik mitine büyük zarar verdi ve egemen güçlerin kibir ve hırslarına hâkim olamadığını gözler önüne serdi.

HABERE YORUM KAT