
Mısır'da "Düşünce Mahkumlarını Savunma Komitesi" liderleri şafak operasyonuyla kaçırıldı!
Mısır'da askeri yönetim, "Düşünce Mahkumlarını Savunma Komitesi" liderleri Muhammed Ebu el-Diyar, Vefa el-Mısri ve Hanan el-Tantavi'yi şafak operasyonlarıyla gözaltına aldı.
Mısır’daki askeri cuntanın güdümündeki güvenlik bürokrasisi, insan hakları ve siyaset sahnesine yönelik baskılarını eşi benzeri görülmemiş bir boyuta taşıdı. Ülkede haksız yere hapsedilen mazlumların haklarını savunan "Düşünce Mahkumlarını Savunma Komitesi" üyeleri, aktivistler ve avukatlar, yeni bir gözaltı ve şafak baskını dalgasıyla hedef alındı. Siyasi yapılar ve hak örgütleri, cuntanın eleştirel sesleri susturmak amacıyla korku çemberini genişlettiği uyarısında bulunuyor.
Şafak Vakti Baskınları: Hak Savunucuları Evlerinden Alındı
Pazartesi günü sabaha karşı Mısır güvenlik güçleri, "Düşünce Mahkumlarını Savunma Komitesi"nin omurgasını oluşturan üç öncü ismi barbarca gözaltına aldı. Kuruluş aşamasındaki "Umut Akımı" (Teyyar el-Emel) Partisi liderlerinden ve komite sözcüsü Muhammed Ebu el-Diyar, insan hakları savunucusu Avukat Vefa el-Mısri ve komitenin kurucularından Dr. Hanan el-Tantavi evlerine düzenlenen baskınlarla alıkonuldu.
Umut Akımı Partisi üyesi Avukat Bilal Habib, Ulusal Güvenlik güçlerinin Ebu el-Diyar’ın evini bastığını ve ailesinin baskından hemen sonra kendisini bilgilendirdiğini duyurdu.
"Şebab el-Kerame" (Onur Gençliği) Ofisi ise cuntanın bu "anlaşılmaz ve süreklilik arz eden zorbalığını" şiddetle kınayarak, Ebu el-Diyar’ın tutulduğu yerin derhal açıklanmasını, ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmesini talep etti. Ebu el-Diyar, daha önce de eski cumhurbaşkanı adayı Ahmed el-Tantavi’nin seçim kampanyası müdürlüğünü yürüttüğü gerekçesiyle uydurma davalardan bir yıl zindanda tutulmuştu.
Avukat Vefa el-Mısri’nin ise Kurban Bayramı tatili için bulunduğu Kuzey Sahili bölgesinde emniyet güçlerince hukuka aykırı şekilde derhal derdest edildiği öğrenildi.
Cumhurbaşkanlığı Af Komitesi Üyesinden İsyan: "Korku ve Sessizlik Çemberi Genişliyor!"
Cuntanın kendi kurduğu Cumhurbaşkanlığı Af Komitesi'nin üyesi olan Avukat Tarık el-Avadi bile yaşanan bu hukuksuzluğa isyan etti. Sosyal medya üzerinden açıklama yapan Avadi, şu ifadelere yer verdi: "Şu ana kadar bu insanların neden gözaltına alındığına dair tek bir resmi açıklama yok. Fikir sahiplerine yönelik bu tırmanış, ülkede kamusal alanın geleceğine dair derin bir endişe doğurmaktadır. Vatan, eleştiriyle daralmaz; fikirleri gasp ederek veya muhalifleri terörize ederek bir vatan korunamaz. Bize 'Yeni Cumhuriyet'in herkesi kucaklayacağı söylenmişti, hani diyalog tek yoldu? Sürekli tekrarlanan bu tutuklama sahneleriyle, büyüyen korku ve sessizlik çemberiyle bu iddialar nasıl bağdaşabilir? Kelimelerin zindana atılması istikrar getirmez, aksine içten içe büyüyen bir öfke yaratır."
Düşünce Mahkumlarını Savunma Komitesi ise yaptığı açıklamada, siyasi tutukluların ailelerine yönelik gerçekleştirilen "intikam operasyonlarını" lanetledi. Komite, geçtiğimiz günlerde parlamento üyeleri ve aydınların katılımıyla zindanlardaki mazlumların derhal serbest bırakılması için geniş çaplı bir fotoğraf sergisi organize etmişti. Kasım ayında "Düşünce Mahkumsuz Bir Mısır" şiarıyla kurulan komite, haksız tutuklamalara karşı hukuki bir siper görevi görüyordu.
Bakanın İhanetini İfşa Eden Avukat Hücreye Atıldı
Baskı ikliminin bir diğer kurbanı ise Avukat Ali Eyyub oldu. Kültür Bakanı Cihan Fevzi’nin tarihi eser kaçakçılığı, nüfuz ticareti ve yabancı kurumlara hizmet ettiğine dair belgeler yayınlayan Eyyub, bakanın şikayeti üzerine "hakaret" suçlamasıyla 3 yıl hapse mahkum edildi.
Evine veya ofisine baskın yapılmasını engellemek ve ailesini korumak adına polise bizzat teslim olan Eyyub, davasını Yargıtay’a taşıyacağını belirtti. Sisi yargısı, daha önce Eyyub hakkında kefaletle tahliye kararı vermiş olmasına rağmen, isim benzerliği bahanesiyle günlerce hücrelerde işkencevari muameleye maruz bırakmıştı.
İskenderiye’de Bir Aktivist Daha Ulusal Güvenlik Zindanlarında Kayboldu
İskenderiye’de ise insan hakları savunucusu Avukat Muhammed Ramazan, muhalif aktivist Nail Hasan’ın perşembe gününden beri kayıp olduğuna dair resmi suç duyurusunda bulundu.
Nail Hasan'ın, Ulusal Güvenlik birimleri tarafından telefonla çağrıldığı binaya girdikten sonra dış dünyayla bağlantısının tamamen kesildiği bildirildi. Eski "Destur" Partisi üyesi olan Hasan, daha önce de Mısır toprağı olan Tiran ve Sanafir adalarının Suudi Arabistan’a satılmasına (peşkeş çekilmesine) karşı düzenlenen onurlu protestolara katıldığı için "devleti yıkmaya çalışmak" suçlamasıyla zindanlarda yatmıştı.
Mısır’daki askeri cuntanın zindanları sivil toplum liderleriyle doldurma hamlesi, halkın bağrında biriken patlamaya hazır öfkeyi her geçen gün daha da körüklüyor!


HABERE YORUM KAT