1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Mekke’ye sızan bir oryantalist ve istihbaratın doğuşu
Mekke’ye sızan bir oryantalist ve istihbaratın doğuşu

Mekke’ye sızan bir oryantalist ve istihbaratın doğuşu

Taha Kılınç, oryantalizmin kurucularından Hurgronje’un "Abdulgaffâr" adıyla yaşadığı sahte Müslümanlık serüveninin sömürgeci katliamlara nasıl zemin hazırladığını ifade ediyor.

13 Mayıs 2026 Çarşamba 16:53A+A-

Yeni Şafak / Taha Kılınç

Leiden’da bir kabir…

Hollanda Krallığı, 1600’lerin başından itibaren önce ticaret kolonisi, ardından da sömürge toprağına dönüştürdüğü Açe ve Java’da (bugünkü Endonezya), 1800’lerin ikinci yarısında artık ciddi ayaklanmalarla yüzleşmeye başlamıştı. Hollandalılar, Müslüman halkın özellikle hac yolculukları sırasında İslâm âlemiyle birtakım anlaşmalar yapmalarından ve kendilerine karşı ayaklanmayı organize hale getirmelerinden çekiniyordu. 1885 haccı yaklaşırken, o sırada henüz 27 yaşında olan genç bir İslâm uzmanı, Endonezyalı Müslümanların Mekke ve Medine’deki irtibatlarını izlemesi için gizlice Hicaz’da görevlendirildi: Christiaan Snouck Hurgronje.

1857’de Hollanda’nın güneyindeki küçük Oosterhout şehrinde, Protestan papazı bir babanın oğlu olarak doğan Hurgronje, Oryantalizm çalışmalarıyla ünlü Leiden Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı. 1880’de kabul edilen tezinin konusu “Mekke halkının bayram merasimleri”ydi. Arapçayı mükemmel biçimde okuyup yazabildiği için, tezinde ana kaynaklara müracaat etmekte zorlanmamış, ortaya çıkardığı kaliteli eserle genç yaşına rağmen ilmî -ve hatta siyasî- çevrelerde hızlıca şöhrete kavuşmuştu. 1881’de, Endonezya’ya gönderilecek Hollandalı sömürge görevlilerine din ve kültür dersleri vermeye başlamıştı bile.

Hicaz’a gönderileceği kendisine bildirildiğinde işini epey ciddiye alan Hurgronje -sünnet bile olmuştu-, Osmanlıların Hicaz Valisi Osman Nuri Paşa’ya Mekke’ye girebilmek için resmî başvuruda bulundu. Harem’e sadece Müslümanlar kabul edildiğinden, Hurgronje da İslâm’ı seçtiğini ve “Abdulgaffâr” adını aldığını bildirdi. Hac başlamadan evvel, Mekke ulemasından bir heyet Hurgronje’u epey uzun bir sorgulamadan ve imtihandan geçirdi. Nihayet, “samimi” Müslüman olduğuna kanaat getirildi ve kendisine Mekke’ye giriş izni verildi.

Hacdan evvel altı ay kadar Cidde’de kalan Christiaan Snouck Hurgronje, haccı da içine alacak şekilde altı ayını da Mekke’de geçirdi. Beraberinde götürdüğü büyük fotoğraf makinesi sayesinde mukaddes şehrin hemen her köşesinin fotoğraflarını çeken Hurgronje, bir yandan da haccı ve ibadet usullerini gözlemledi. Elbette, esas maksadı olan Endonezyalı hacıları sürekli takip altında tutmayı ihmal etmeden…

Vazifesini tamamladıktan sonra Hollanda’ya dönen Hurgronje, 1888’de Kraliyet Sanat ve Bilimler Akademisi’ne üye olarak kabul edildi. Ertesi yıl da Leiden Üniversitesi’nde Malay dili ve kültürü sahasında profesörlük unvanına kavuştu. Hurgronje, esas şöhretini Endonezya’da görev aldığı 1898-1905 arasında elde etti. Hollanda’nın askerî valisi Joannes Benedictus van Heutsz’un başdanışmanı olarak Açe’ye giden Hurgronje, verdiği tavsiye ve yaptığı yönlendirmelerle Müslüman halkın sömürgecilere karşı başlattığı ayaklanmanın kanlı biçimde bastırılmasında kritik bir rol oynadı. Dolayısıyla, Hurgronje, arkasında korkunç izler bırakan sömürge döneminin aktörlerinden biri olarak tarihe geçti. 1906’da Hollanda’ya döndükten sonra, kendi hükümetinin yanı sıra, Cezayir’i sömürmekte olan Fransız yönetimine de danışmanlık hizmeti verdi.

Leiden’da yeniden akademik çalışmalarına odaklandığı dönemde Mekke hakkında kaleme aldığı iki ciltlik eserle, çektiği fotoğraflardan oluşan dev albümü yayınlayan C. S. Hurgronje, 26 Haziran 1936’daki ölümüne dek İslâm’a ve Müslümanlara dair çalışmalarını sürdürdü. Öyle kalıcı ve önemli eserlere imza attı ki, ismi bugün artık Oryantalizm’in kurucu babaları arasında zikrediliyor.

Geçtiğimiz hafta sonu, bazı konferanslar için Hollanda’ya gitmişken, Amsterdam’da beni karşılayan sevgili kardeşim Abdulkâdir İnan’a “Leiden’a geçelim, orada bir kabir ziyareti yapacağız” dedim. Kısa bir yolculukla, şehrin en eski mezarlığına ve doğruca Hurgronje’un kabrine gittik. Kenardaki tanıtım yazısında “Müslüman” olduğu zikrediliyordu. Ki bu husus akademi dünyasında hâlâ ciddi bir tartışmanın konusudur.

Ayakucumuzda yatan, şimdi kabrinin üzerindeki mermerden adı bile silinmeye başlamış bulunan bu adam, tek başına, dünyanın en uzak köşesindeki Müslüman bir halkın kaderinde belirleyici bir rol oynamıştı. Ve tek başına bir adamın bitmeyen çabaları, Batı kamuoyunun İslâm ve Müslümanlar hakkındaki fikirlerini derinden etkilemiş, şekillendirmişti.

Velhasıl, Leiden’daki o kabirden alınacak nice dersler vardı…

HABERE YORUM KAT