
Medine’de bozulan sessizlik: Suriye Direnişinin sessiz çığlığı
"Eğer o kutlu umre yolculuğu bir dönüm noktası olmasaydı, Rukayya’nın dudaklarına kilitlenen o ağır sessizlik belki de hiç kırılmayacaktı. "
Zehra Türkmen / Haksöz Haber
Suriye topraklarında on dört yıl boyunca yankılanan çığlık, yalnızca cephelerdeki mermi seslerinden ibaret değil; kadın, erkek ve çocuk demeden milyonları hedef alan sistematik bir zulmün ağır kederiydi. Katil Beşşar Esed rejimi, şehirleri bombalarla yerle bir ederken, yerin altındaki karanlık zindanlarda insan onurunu ayaklar altına alan tarifsiz acılar biriktiriyordu. Özellikle Sednaya Cezaevi’nden sızan o kahredici görüntüler, bu karanlık devrin vicdanlardaki en derin yarası olarak tarihe kazındı.
Bu zindanların ağır yükünü sadece erkekler değil, on binlerce kadın ve genç kız da omuzladı. Onlar sadece hapsedilmediler; ailelerinden koparıldılar, aşağılandılar ve insan onurunun tahammül edemeyeceği her türlü işkenceye maruz bırakıldılar. Azize Cellud’un on bir yıllık esareti de, bu direnişin en hüzünlü destanlarından biriydi. Eşini şehit vermiş, evlatlarından koparılmış ve bir yavrusunu hapishane soğuğunda dünyaya getirmiş bir annenin hikâyesiydi… Kadın koğuşlarında yankılanan sessiz feryatlar, erkek mahkûmların koğuşlarından yükselen ve bir gardiyanın tekmesiyle son bulan o son nefeslerin de en canlı tanığıydı.


HABERE YORUM KAT