1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. İslam tarihinin unutulan direniş biçimi: Sivil direniş
İslam tarihinin unutulan direniş biçimi: Sivil direniş

İslam tarihinin unutulan direniş biçimi: Sivil direniş

Ramazan Kayan, sivil itaatsizliğin gücünü silahtan değil vicdandan alan onurlu bir başkaldırı ve İslam geleneğinde köklü karşılığı olan bir savunma sistemi olduğunu ifade ediyor.

08 Mayıs 2026 Cuma 15:09A+A-

Ramazan Kayan / Milat Gazetesi

Sivil direniş

Malum en güçlü ve en ahlaki mücadele yöntemlerinden biri de şiddet içermeyen sivil direniş, diğer bir tabir ile sivil itaatsizliktir...

Gücünü silahtan değil, vicdandan alan... Baskıdan değil, hakikatten ve haklılıktan alan bir karşı çıkış biçimi...

Fiziksel güç kullanmadan, sivil yollarla boykot, grev, itaatsizlik, vicdani red, farklı eylemlilik türleri...

Evet, sivil direniş... Onurlu bir duruş... Bilinçli bir sessizlik... Ahlaki bir isyandır...

En güçlü silahı sabır ve sebattır... Yani SUMUD…

Sivil direniş, silikleşmek, sinmek, savrulmak değil, çok daha farklı ve modern zamanlarda sonuç verici bir savunma sistemidir...

Sabrı kuşanarak iradeyi ayağa kaldırmaktır... Kafa tutmanın, meydan okumanın, isyanın vicdani ve ahlaki boyutudur...

Burada bir hususa açıklık getirmek durumundayız...

Her nedense sivil itaatsizlik denilince ilk akla gelen referans isim ve tanımlar Batı kaynaklıdır… Belki kavramsallaştırma ve sistematize etmede Batı’nın hakkını yememek gerekir, ancak insanlık ve İslam tarihine baktığımızda bu konu insanlıkla yaşıt bir konudur...

Fakat Batılıların kalkış noktası genellikle Hindistan’da Mahatma Gandhi ve ABD’de Martin Luther King gibi isimler üzerinden kuram ve kavram çerçevelenir...

Yüce kitabımız Kur’an’a baktığımızda en çarpıcı kıssalardan biri de Hz. Âdem (as)’in çocukları Habil-Kabil kıssasıdır… Maide Suresinde detaylı anlatımını görüyoruz...

Habil, kardeşi Kabil onu öldürmekle tehdit ettiğinde;

“Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da, ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi Allah’tan korkarım.” (Maide, 28)

Cinayeti önlemek için en yüce erdem olan takva yolunu seçmek ve masumiyeti korumak...

Bu kıssa, modern dünyada bireylerin haklı oldukları durumlarda dahi öfkelerine yenik düşmeyip zorbalığa karşı ahlaki duruşlarını bozmamalarını öğütlüyor...

Merhum Cevdet Said, krizlerin çözümünde, haksızlıkların giderilmesinde bu yolu yani şiddetsizlik ve sulh yöntemini sistematize etmede ciddi anlamda kafa yormuştur...

Pasif direnişin en yüce örnekliği…

Kur’an’a konu olan peygamberlerin tevhid mücadelesine baktığımızda genellikle sivil direnişin öne çıktığını görebiliriz...

Hz. Süleyman, Hz. Davud, Hz. Musa, Hz. Muhammed hariç diğer tüm peygamberlerde en belirgin özellik kesintisiz bir sivil direniş ile karşılaşırız...

Hz. Muhammed (sav)’in 23 yıllık tevhid mücadelesinin ilk 15 yılı tamamen sivil zeminde sürdürülen bir direnişti...

İlkeli, tutarlı ve kararlı bir direniş...

Baskılara boyun eğmeyen, ilkelerden ödün vermeyen, canları pahasına duruşlarını bozmayan o güzide Kur’an nesli; ashab-ı güzîn...

Yasir ve ailesinin çektikleri çile ve onurlu sebatları...

Resulullah (sav) sadece şunu söylemiştir:

“Sabret ey Yasir ailesi, size vaad edilen cennettir...” müjdesi...

Bilal-i Habeşi (ra) kızgın Mekke kumlarında sırt üstü yatırılmış, göğsünün üstünde kocaman taş kütleleri; tepkisi sadece: “Ahad, Ahad!” olmuştur...

Habbab b. Eret (ra) için işkence dayanılmaz boyutlara ulaşınca Allah Resulü sivil direniş tavsiyesinde bulunmuştur…

Ebu Zer (ra) tek başına bir sivil direnişçi...

Tabiin neslinde yine muhteşem sivil itaatsizlik hareketlerini görmekteyiz...

Said b. Cübeyr… Said b. Müseyyeb… Haccaclara karşı cesur yürekleri ile onurlu direnişlere imza attılar...

İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin siyasi duruşunu bugün iyi analiz etmemiz gerekiyor...

İmam Ahmed b. Hanbel’den Şeyhülislam İbni Teymiyye’ye kadar sivil itaatsizliğin öncü liderleri hep var oldular...

Yakın tarihimizde başta Said Nursi olmak üzere onlarca sivil direniş örnekliklerine tanıklık ediyoruz... Çünkü bizim inancımızda: “Yaratana isyan olan bir konuda yaratılana itaat yoktur.” esastır...

Fanilere itaat mutlak değildir...

HABERE YORUM KAT