1. HABERLER

  2. HABER

  3. DÜNYA

  4. Küresel Sumud Parlamenterler Kongresi'nde "İsrail'e karşı siyasi olarak harekete geçme" çağrısı
Küresel Sumud Parlamenterler Kongresi'nde "İsrail'e karşı siyasi olarak harekete geçme" çağrısı

Küresel Sumud Parlamenterler Kongresi'nde "İsrail'e karşı siyasi olarak harekete geçme" çağrısı

Belçika'nın başkenti Brüksel'de düzenlenen Küresel Sumud Parlamenterler Kongresi'ne katılan isimler, İsrail'in Filistin'de devam ettirdiği soykırıma karşı siyasi anlamda harekete geçmenin önemini vurguladı.

22 Nisan 2026 Çarşamba 15:24A+A-

Gazze'ye doğru 12 Nisan'da yola çıkan Küresel Sumud Filosu ilerlerken, dünyanın farklı yerlerinden milletvekilleri, siyasi parti ve kamu kuruluşu temsilcileri, Birleşmiş Milletler (BM) raportörleri ve etkili birçok ismi bir araya getiren Küresel Sumud Parlamenterler Kongresi, Belçika'nın başkenti Brüksel'de başladı.

Çok sayıda katılımcının bulunduğu kongrede, Gazze'de hayatını kaybedenler için saygı duruşu ve Küresel Sumud Filosu katılımcılarının video mesajlarının yayımlandı.

Kongre'nin açılış konuşmasını yapan BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, Filistin'deki mevcut gelişmelerin yeni olmadığını, 1948'den beri sürdüğünü anımsattı.

Albanese, "Topladığınız gücü kullanmanız çok önemli. Ancak yön belirlemek de kilit öneme sahip." ifadelerini kullandı.

Asıl meselenin devletlerin ve işletmelerin sorumluluklarına odaklanmak olduğunu söyleyen Albanese, "Soykırımcı İsrail devletiyle ticaret yapmama ve yardım etmeme sorumluluğumuz var. Bu nedenle gücünüzü suç ortaklığına son verilmesi için kullanmalısınız. Tüm kaynaklarınızı buna sarf etmelisiniz. Sistemi ayakta tutan maddi altyapıyı sekteye uğratmak zorundayız. Değişimi kurumsallaştırmaya çalışın. Rüzgar, bir kavanoza hapsedilemez." diye konuştu.

"Evrensel değerler Gazze'de enkaz altında kaldı"

TBMM Türkiye-Filistin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan da bugün buraya sadece bir coğrafyadan bahsetmeye değil, insanlığın haysiyetini savunmaya ve sessiz kalmayanların iradesini beyan etmeye geldiklerini belirterek "Modern dünya dediğimiz sistemin can çekişen vicdanını, hukukun iflasını ve insanlığın ortak kaderini konuşmaya geldik." ifadesini kullandı.

Kürsülerin artık sadece siyasi beyanların değil, adaletin terazisi olmak zorunda olduğunun altını çizen Turan, Filistin'de yaşananların bir kriz ve sıradan bir çatışma olmadığını, kurumsal bir işgal mekanizması olduğunu dile getirdi.

Turan,"Gazze'de toprağa düşenler sadece masum bedenler değil. Gazze'nin enkazı altında kalan, insanlığın onlarca yıldır inşa ettiği tüm evrensel değerlerdir." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın her fırsatta "Gazze'de katledilenler sadece çocuklar değil, insanlık değerleridir" gerçeğini vurguladığını anımsatan Turan, uluslararası hukuk ve BM kararlarının seçici uygulanmasını eleştirdi.

Turan sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Kutsal mekanları kapatan, sembolleri balyozla parçalayan ve çocukları yargısız infazlarla idam eden bir apartheid rejimi karşısında sessiz kalmak bu suçlara ortak olmak değil midir? Bu mesele bir din veya ırk meselesi değil, insan kalabilme meselesidir."

Turan, Gazze'de derhal ve koşulsuz bir ateşkes sağlanması gerektiğini belirterek, ihlalleri durduracak caydırıcı tedbirler alınması gerektiğini söyledi.

İnsani deniz koridorunun acilen oluşturulması gerektiğine işaret eden Turan, aynı zamanda savaş suçlularının mahkemelerde hesap vermesinin de sağlanması gerektiğini vurguladı.

Turan, "Seçici adaletin, adaletsizliğin en büyüğü, en kötüsü olduğu unutulmamalıdır." dedi.

"Faşizmle mücadele ediyoruz"

Video konferans yoluyla Kongreye katılan Filistin Ulusal İnisiyatif Partisi lideri Mustafa Barguti de kendisinin de daha önce Sumud Filosu'yla Gazze'ye ulaşan gemilerden birinde olduğunu anımsatarak, "Daha sonra gemiyi parçaladılar. Çünkü Filistin halkının sizin temsil ettiğiniz dayanışmanın gücünü hissetmesini istemiyorlar." ifadelerini kullandı.

Gazze'de halihazırda ateşkesten bahsetmenin mümkün olmadığını ve işgal altındaki Batı Şeria'da da saldırıların sürdüğünü ifade eden Barguti, "Sadece işgal ve apartheid'la yüzleşmiyoruz, aynı zamanda faşizmle mücadele ediyoruz. Hedef her zaman Filistin halkının etnik temizliğiydi." diye konuştu.

Barguti, Filistin halkının hiçbir yere gitmediğinin ve dünyada hiçbir gücün kendilerini yerinden edemeyeceğinin altını çizerek "Filistin'e dayanışma harekatını dönüştürmemiz gerekiyor. Her yerde İsrail'i boykot etmemiz, İsrail'den yatırımları geri çekmemiz ve İsrail'e yaptırım uygulamamız gerekiyor." mesajını verdi.

AB'nin İsrail-AB Ortaklık Anlaşması'nı askıya alamamasının utanç verici olduğunu dile getiren Barguti, İsrail'e yaptırım uygulamadan iki devletli çözümden bahsetmenin iki yüzlülük ve çifte standart olduğunu belirtti.

Barguti, "Filistin özgür olmayabilir, işgal altında olabilir ama Filistin halkı özgürdür." dedi.

"Brüksel bir kez daha Siyonistlerle suç ortaklığını tercih etti"

İspanya Gençlik ve Çocukluk Bakanı Sira Rego da dünyadaki mevcut gelişmelerin, sömürgeci bir uluslararası düzenin ataleti sonucu ortaya çıkan bir durum olduğunu belirtti.

Sürecin Filistin'den sonra İran, Lübnan, Küba ve Venezuela ile devam ettiğine değinen Rego, "Başka bir deyişle, Küresel Güney halklarının yağmalanmasını her zaman meşru gören bir uluslararası düzen söz konusudur. Bu nedenle Gazze bir istisna değildir. Gazze, ataerkil, sömürgeci kapitalist sistemin maskesini çıkarıp tüm şiddetini herkesin gözü önünde uyguladığında ne olduğunu gösteren bir laboratuvardır." ifadelerini kullandı.

Rego, soykırım karşısında tek bir seçenek bulunduğunu belirterek, bunun soykırıma karşı durmak olduğunu, geri kalan her şeyin suç ortaklığı teşkil edeceğini söyledi.

İspanyol Bakan sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"(AB Komisyonu Başkanı Başkanı) Ursula von der Leyen ve (AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi) Kaja Kallas'ın aynı anda soykırımın sorumlularıyla fotoğraf vermek için koşarken uluslararası hukuk üzerine yaptıkları kaç açıklamayı okuduk? Avrupa Parlamentosu (AP) kaç kez yaşananları tanımayı reddetti? Gazze yanarken Avrupa kurumlarının önünde kaç siyonist bayrak dalgalandı? Bu daha ne kadar sürecek?"

Rego, İspanya'nın İsrail ile AB arasındaki ortaklık anlaşmasının askıya alınmasını önerdiğini anımsatarak, "Brüksel bir kez daha Siyonistlerle suç ortaklığını tercih etti." vurgusunu yaptı.

"Filistin için verilen mücadele, insanlık için verilen bir mücadeledir"

Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekili ve Filistin ile İlişkiler Delegasyonu başkanı Lynn Boylan da "Hepimiz burada, AB ve küresel liderlerin Filistin halkına karşı canlı yayınlanan bir soykırım karşısında gerçek bir adım atmakta başarısız olduklarını izlediğimiz için bulunuyoruz. Yalnızca Gazze halkına değil, aynı zamanda uluslararası hukuka ve insanlığın kendisine yönelik koordineli bir saldırıya tanıklık ettik." değerlendirmesinde bulundu.

İsrail hükümetine, Gazze halkının yemek yiyip yiyemeyeceğine, su içip içemeyeceğine, temizlenip temizlenemeyeceğine ve temel sağlık hizmetlerine erişip erişemeyeceğine karar verme yetkisi verildiğine dikkati çeken Boylan, bu durumun insan onuru kavramına açık bir saldırı olduğunun altını çizdi.

Boylan, ablukanın da özellikle Gazze halkını insanlıktan çıkarmayı ve aşağılamayı hedefleyecek şekilde tasarlandığını söyleyerek "Hepimiz sorunun ne olduğunu biliyoruz. Burada bulunma amacımız, organize olmak, strateji geliştirmek ve Gazze ablukasının sona erdirilmesi ile İsrail’in Filistin halkına yönelik soykırımının durdurulması için bir eylem çağrısında bulunmaktır." diye konuştu.

Von der Leyen ve Kallas'ın yükümlülüklerini ciddiyetle yerine getirmedikleri için bu süreçte sorumluluk taşıdıklarını kaydeden Boylar, "Filistin için verilen mücadele, insanlık için verilen bir mücadeledir." diyerek sözlerine son verdi.

"Artık siyasi anlamda da harekete geçme zamanı"

Kongre kapsamında, "Gazze'yi daha geniş Filistin bağlamına yerleştirmek: İnsani ihtiyaçlar, hizmet çöküşü ve yapısal sınırlamalar" konulu panel düzenlendi.

Gazze'ye doğru 12 Nisan'da yola çıkan Küresel Sumud Filosu ilerlerken, Brüksel'deki panelde bir araya gelen konuşmacılardan hukukçu ve analist Diana Buttu, Filistin'de yaşananların belgelenmesinin son derece önemli olduğunu belirterek "Çünkü bu soykırım, Filistinlilerin yıllarca insanlıktan çıkarılmasının ve birçok insanın İsrail'in eylemleri konusunda gösterdiği kasıtlı cehaletinin bir sonucu olmaya da devam ediyor." dedi.

Filistin'de on binlerce ailenin kimlik kartları dahil hiçbir şeyinin olmadığına dikkati çeken Buttu, "Yaşananlar doğal bir kriz değil, insan eliyle yapılmış bir durum. Sizlerin kendi hayatlarınızı düşünmenizi istiyorum. Hayatınızın kalitesini ne kadar yediğinizle, ne kadar tükettiğinizle mi ölçüyorsunuz, yoksa bu çok daha büyük ve çok daha geniş bir şey mi? Uluslararası hukuk sistemi her zaman kusurlu olmuştur ancak bu kusurluluğun nedeni uluslararası siyasi sistemin kusurlu olmasıdır." değerlendirmesini yaptı.

Buttu, İsrail'in tek yaptığının nefret ve yıkım olduğuna işaret ederek "Sumud ile yapılmak istenen sevginin gücünü göstermek. Özgür bir Filistin istemek sevgiyle alakalı. Bu bağlamda hareket etmeye devam etmeliyiz." mesajını verdi.

Filistinlilerin sadece bugün değil yıllardır ayrımcılığa maruz kaldığını dile getiren Buttu, İsraillilerin hayatının Filistinli insanların hayatından daha değerli olduğunun gösterilmeye çalışıldığını vurguladı.

BM Gıda Hakkı Özel Raportörü Michael Fakhri de İsrail'in 2,3 milyon insanı aç bıraktığını ifade ederek, İsrail'in sadece Gazze'de değil Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de yıkıma devam ettiğini söyledi.

BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansının (UNRWA) bölgede faaliyetlerini sürdürdüğünü aktaran Fakhri, İsrail'in çok sayıda UNRWA çalışanını ve yapısını hedef alarak öldürdüğünü anımsattı.

Fakhri, Filistin'deki soykırımı durdurmanın en önemli yolunun İsrail'e yaptırım uygulamaktan geçtiğine dikkati çekerek "İsrail ile olan ortaklık anlaşmasının askıya alınması önemli ancak buna hala maalesef karşı çıkanlar var. Siyasiler yapması gerekeni yapmıyor. Öte yandan, halklar yürüyüş yapmaya devam ediyor. Yüzlerce kişi Sumud'a katılarak yol alıyor. Artık siyasi anlamda da harekete geçme zamanı." ifadelerini kullandı.

Bazı ülkelerin İsrail'e karşı hareket etmekten "korktuğunu" dile getiren Fakhri, "Belki İsrail'den ithalat yapıyorlar, belki de İsrail ile iş yapan şirketlerle çalışıyorlar ve bundan fayda görüyorlar. Yani ülkeler aslında soykırımı destekleyen küresel bir sistemden ekonomik olarak fayda sağlıyorlar." değerlendirmesini yaptı.

Fakhri, yapısal düşünülmesi gerektiğini ve kısa, orta veya uzun vadede hedeflerin belirlenmesinin önemli olduğunu söyledi.

"Yapısal ayrımcılığa meydan okuyacak daha güçlü bir anlatıya ihtiyacımız var"

BM Kalkınma Hakkı Özel Raportörü Surya Deva da Filistin'deki işgalin bir an evvel sona erdirilmesi çağrısında bulunarak, İsrail'in bölgedeki tüm ekosistemi de yok ettiğini belirtti.

Silahların barışı getirmediğini vurgulayan Deva, "Milyarlarca dolar kazanan askeri ve mühimmat şirketlerinin faydalandığı yapının ortadan kaldırılması gerekiyor." dedi.

Deva, Avrupa Birliği'nin (AB) Grönland, Venezuela, İran ve Ukrayna örneklerinde farklı tepkiler verdiğine işaret ederek "Saldırıyı kim yapıyor? Bu kimin için önemli? Soykırımdan kimin zarar gördüğü önemli, soykırımı kimin sürdürdüğü de önemli. Bence bu ayrımcılık noktasına geri dönüyor. Bu yüzden sahip olduğumuz bu yapısal ayrımcılığa meydan okuyacak daha güçlü bir anlatıya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum." diye konuştu.

Brüksel Deklarasyonu imzaya açılacak

Kongrede dört temel siyasi müdahale alanının ele alınması bekleniyor.

İsrail'e silah transferlerinin ve güvenlik işbirliğinin sona erdirilmesi, parlamenter hesap verebilirlik mekanizmalarının güçlendirilmesi, insani deniz erişimi için kalıcı bir uluslararası çerçevenin oluşturulması ve sürdürülebilir siyasi eylem kapasitesine sahip işlevsel bir Küresel Sumud Parlamenter ağının inşa edilmesi ana gündem maddeleri aralarında yer alıyor.

"Dağınık girişimlerden koordineli etki gücüne geçişi" hedefleyen kongrede, somut siyasi sonuçlar üretilmesi amaçlanıyor.

İmzaya açılacak Brüksel Deklarasyonu'nda ise insani deniz erişimini hukuki yükümlülük çerçevesinde ilerletme ve acilen insani yardım koridoru açılması çağrısı yapılıyor.

Kongrenin ardından katılımcıların Avrupa kurumlarına doğru yürüyüş yapması bekleniyor.

Kongrede Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Üyesi Zeynep Yıldız ve Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı İsmail Emrah Karayel'in de konuşmacı olarak yer alması öngörülüyor.

HABERE YORUM KAT