1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Kur’an penceresinden Epstein belgelerine bakış
Kur’an penceresinden Epstein belgelerine bakış

Kur’an penceresinden Epstein belgelerine bakış

 Mahmut Ay, Epstein dosyalarıyla ifşa edilen insanın bozuk fıtrat yapısını, Kur'an-ı Kerim'den ayetlerle açıklıyor.

26 Şubat 2026 Perşembe 18:23A+A-

Yeni Şafak / Mahmut Ay

Kur’an penceresinden Epstein belgelerine bakış

Son haftalarda tüm dünya Epstein belgelerindeki rezaletlerle çalkalanıyor. Bu belgeler sayesinde sözde medenî ülkelerin en önde gelen devlet, sanat, iş hatta düşünce adamlarının nasıl aşağılık işler ve ilişkiler peşinde olduğunu herkes tüm çıplaklığıyla görmüş oldu. İnsanların önünde büyük devlet adamı, hayırsever iş adamı, efsane sanatçı veya düşünce ustası olarak arzı endam eden insanların bu kadar alçalıp ahlâksızlık bataklığına saplanabilmesini anlamak hiç kolay değil. Acaba bu gibi hadiseler hakkında Hikmetli Kitabımız ne diyor?

Öncelikle şunu ifade edelim ki Kur’ân-ı Hakîm, tarihin bir döneminde belirli bir toplumu muhatap alarak inmesine rağmen öyle bir üslup kullanır ki tüm zamanlarda yaşayan insanlar ondan kendilerine hisse çıkarabilir. Elbette Kur’an’da Epstein dosyalarından bahseden bir âyet olamaz. Ancak öyle âyetler vardır ki bu olayı anlamlandırmamıza yardımcı olur. Mesela insan, arzularının esiri ve kölesi hâline gelebilir (Câsiye 45/23). Böylece manen yükselme potansiyeline sahip olmasına rağmen dünyanın maddî zevklerine saplanıp kalır (A’râf 7/176). Akıl ve vicdandan yoksun hâle gelen insan, hayvanlardan daha aşağılık bir konuma iner (A’raf 7/179) ve aslında ahsen-i takvîm üzere yaratılmış iken esfel-i sâfilîne düşer (Tîn 95/5).

En’âm Suresi’nin 123. âyetinde güçlü insanların genellikle toplumların en kötüleri olduğuna dikkat çekilir ve meâlen şöyle buyurulur: “(Mekke’de olduğu gibi) her şehirde kötülük peşinde olan günahkârları oranın büyükleri (makam ve güç sahipleri) kıldık. Bunun sonucu olarak onlar orada düzenbazlıklar yapar, türlü hileler çevirirler. Onlar böyle yapmakla aslında kendilerine tuzak kurarlar ama farkında değildirler.”

İnsanın para, makam, şöhret ve iktidarla imtihanı oldukça zordur. Aslında güç, insanı mutlak olarak bozmaz, içinde olanın dışarıya güçlü bir şekilde çıkmasına vesile olur. Ahlâklı bir insanın elindeki güç, iyiliğin; ahlâksız bir insanın elindeki güç ise kötülüğün hizmetindedir. Kişi ahlâkî açıdan belirli bir olgunluğa ulaşamamışsa gücü elde ettiği zaman içindeki ahlâkî yoksunluk hemen dışa vurur. Sahip olduğu imkânlar arttıkça ahlâkî zaafları da artar. Güç ahlâksızlığı, ahlâksızlık da güç hırsını besler. Kendini bu kirli sarmalın içinden bir türlü kurtaramaz. Çünkü güç sarhoşluğu yaptıklarının, yaşadıklarının ve yaşattıklarının farkına varmasına manidir.

Tarih boyunca peygamberlerin, bilgelerin ve tüm iyi insanların karşısındakiler daima “kodaman takımı” olmuştur. Efendimiz (sav) Mekke’de kutlu tebliğine başladığında onun karşısında duranların neredeyse tamamı Mekke’nin önde gelenleri, güçlü ve nüfuzlu kimselerdir. Bunlar aynı zamanda toplumun en kötüleri, en hilekâr ve düzenbazlarıdır. Kur’an’ın Mekkî surelerinde yerilen müşrikler, bu tür kodaman takımıdır. Hz. Peygamber (sav) onlardan çok çekmiştir. Bu âyette Hz. Peygamber’e (sav) zımnen şöyle buyurulmuştur: “Resûlüm! Mekke’nin önde gelenlerinin yaşadığın toplumun en kötüleri olması şaşılacak bir şey değildir. Aslında tüm dünyada vaziyet böyledir. Toplumların kodaman takımı genellikle o toplumun en kötüleridir.”

Âyetteki “kıldık, yaptık” ifadesi Cenâb-ı Hakk’ın güçlü insanları cebren kötü ve günahkâr yaptığı anlamına gelmez. Bu ifade, bu durumun dünyada genel geçer bir yasa olduğuna işaret eder. Kur’an’da teosentrik (Tanrı merkezli) bir dil kullanıldığı için bu tür evrensel yasalar, Allah’a nispetle anlatılır.

Epstein belgelerinden sızan pislikler bu âyette vurgulanan gerçekliğin vakıaya ne kadar uygun olduğunu gösteriyor. Anlaşıldığına göre dünyanın en önde gelen insanları masum çocukları ve kadınları tuzağa düşürerek en aşağılık günahları işlemişler. Ayrıca bu çirkin işlere bulaşanların kayıtları alınarak istihbarat örgütleri tarafından şantaj aracı olarak kullanılmış. Mezkûr âyette tam da bu yapılanları ifade eden bir kelime kullanılmıştır. Âyette bu tür kimselerin “mekr” yaptıkları ifade ediliyor. Mekr; aldatmak, hile ve tuzak kurmak anlamlarına gelir. Âyetin sonunda onların farkında olmadan aslında kendilerini aldattıkları ve kendilerine tuzak kurdukları ifade edilmiştir. Meleklerle yarışabilecek manevî bir potansiyele sahip insanın böyle rezil işler yapması kendini aldatıp kendine tuzak kurmaktan başka nedir ki!

HABERE YORUM KAT